NASİHAT VE ŞANS

Bir önceki Cuma hutbesinde hoca nasihatten bahsetti. Nasihatin Farz-ı Kifaye olduğunu, nasihat dinlemenin ve nasihatten hisse almanın Kuran’da yazdığı gibi Allah’ın emri olduğunu anlattı imamlarımız. Günümüzde yaşanan olayları ve sıkıntıları göz önüne aldığımızda hayat şartlarını da göz önüne alarak, tam nasihat dinleme zamanı diye düşünüyorum. Allah’ın emri olduğuna göre de biz inananlar bu konuda tam teslimiyet göstermeliyiz.  

 Şimdi diye bilirsiniz ki nasihatin sporla ne alakası var? Aslında çok alakası var! 
 
 Spor yazarlarının yazmış oldukları bir nasihat olarak alınmalı ve sürekli dikkate değer olmalı.Bakın haftalardır yazıyoruz çiziyoruz Elazığspor’da yaşanan sıkıntıları. Özellikle Hüsnü hocanın kadro oluşumunda hissi davranışlar içerisinde olduğunu. Yapılan bu davranışında Elazığspor’a zarar verdiğini. En basitinden mevcut kadro yapısında Elazığspor’un orta alanının her zaman Alper ve Murat Kayalı ile başlaması gerektiğini. Solda Murat Selvi’nin çok yetersiz olduğunu yazmayan ve söylemeyen arkadaşımız kalmadı. Hatta yapılan eleştirilerin farkına varan Elazığspor Yönetim Kurulu Gaziantep maçından bir gün önce Hoca ve basını bir araya getirerek bire bir, yüz yüze konuşma ortamı sağlayarak, ortak noktalar bulmaya çalıştı. Bu toplantıda da televizyonlarda söylenenler ve gazetelerde yazılanlar hocamıza söylendi ve hocamız kendi doğrultusunda maşallah her şeye cevap verdi. Sonuç? 
 
 Sonuç, hiç nasihat almayan Hüsnü Hoca, aynı hatalarına devam etti ve Gaziantep Büyük Şehir Belediyespor, ders verircesine bir futbol ortaya koyarak Elazığspor’u kendi evinde ve taraftarının önünde yendi ve 3 puanı aldı gitti. Aslında Elazığspor’dan ziyade her fırsatta “ben” diyerek kendinden başkasını görmeyen Hüsnü Hoca’yı yendi gitti Gaziantep!  
 Hüsnü Hoca’nın gelişinden birkaç hafta sonra Erciyes deplasman vardı. Kayseri de ki gazetecilere o zaman Hüsnü Hoca’nın hocalığının nasıl olduğunu sormuştum. İçlerinden biri Hüsnü Hocanın davranışlarından ötürü zamanla takım üzerindeki otoritesini kaybettiğini söylemişti. Ben bunu yakın çevremdeki arkadaşlarımla paylaşmıştım. Bugün Elazığspor’da gelinen noktayı da böyle görüyorum. Hüsnü Hoca her ne kadar bahaneler bulsa da adil forma dağılımı yapmadığı için bugün takım üzerindeki otoritesini kaybetmek üzere.  
 
 Fakat adam şanslı! Biz kaybediyoruz, rakiplerde kaybediyor. Yönetim Hocanın her isteğini yerine getiriyor. Bu şans değil de nedir? 
 
 Hüsnü Hoca’nın isteği üzerine Elazığspor Adanaspor karşılaşmasına Mersin’de kamp yaparak hazırlanacakmış.  
 
 Takım üzerinde ne baskı var ki sen takımı bir hafta Mersin’e kampa götürüyorsun? İklim şartları da artık düzeldi. Bir iki gün önce gidilse evet derim, fakat Salı’dan takımın Mersin’de toplanması bana garip geliyor! Bu işin her şeyden öte maddi boyutu var! 
 
 Yaptığımız eleştirilerle bizim amacımız, testi kırılmadan Hocamızın tedbir alması idi. Ama son oynanan ve kaybedilen Gaziantep B. Ş Belediyespor karşılaşması bir kez daha gösterdi ki imam bildiğini okur misali Hüsnü Hoca’nın nasihat alma gibi bir durumu yok. Bu durumda söylenecek tek söz Allah sonumuzu hayırlı eyleye!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.