Vedat Demirbağ

Vedat Demirbağ

YAŞANABİLİR BÜYÜKŞEHİR OLMAK…

Yaşanabilir iller arasında ilimiz Elazığ üst sıralara doğru tırmanmakta. 2011 yılı içerisinde CNBC-e tarafından gerçekleştirilen araştırmada ilk 20 içerisinde yer aldı. 

Elbette araştırma konusu parametreler göz önüne alındığında İlimizin yukarılara doğru tırmanmasını daha iyi algılamak mümkün. Araştırmada kullanılan Eğitim, sağlık, ekonomi, kent hayatı, güvenlik ve kültür-sanat ve bunların alt parametreleri doğrultusunda elde edilen sonuçların değerlendirmeleri neticesinde ilimiz yaşanabilir 19 il olarak kayıtlara geçti. 

Elazığ’ın bu parametrelere göre yaşanabilir iller sıralamasında 19. Sırada olması, Elazığ’da yaşayan vatandaşlarımız hayatını allak bullak eden sorunların ortadan kalktığı veya gündelik yaşam içerisinde karşımıza çıkan ve yaşamımızı bir kaosa dönüştüren etkenlerin ortadan kalktığını göstermez. 

Sürekli olarak gündeme getirilen ve adli mercilere intikal etmiş problemler arasında, kaosa dönüşen ve siyasi bir çatışma arenasına dönen Çaydaçıra kavşağının toplumda oluşturduğu ulaşım mağduriyetleri trafik kazalarının, şehrin merkezindeki ve gezi güzergahları üzerindeki kaldırım işgallerinin, kontrolsüz ve niteliksiz göz alışının buna karşılık nitelikli beyin göçü vermiş olmasının, işsizliğin, yoksulluğun, alt yapı sorunlarının, içme suyu problemlerinin, otopark ve trafik keşmekeşliğinin, bir türlü gelişmeyen organize sanayinin, elden çıkan devlet teşekküllerinin, yanında ilimizin özellikle sağlık, eğitim ve kültür sanat konusunda cazibe merkezi olması ve bu parametreler bakımından ilk 19 içinde olması çokta abartılacak bir konu değildir. 

Marka kent olmak demek yukarıda bahsettiğim problemleri en asgariye indirmek, şehri cazibe merkezi haline getirmektir. Türkiyenin 22. Büyük şehri olan ilimiz yaşanabilir iller sıralamasında 19.sırada yer almakta ama büyük şehir olabilecek iller içerisine girememektedir. Büyük şehir olmak demek gelecekte merkezi hükümetten, şehrin yer altı zenginliklerinden, yer üstü zenginliklerinden pay alması demektir. Hali hazırdaki bütçenin 2 hatta 3 katı bir gelir demektir. 

Söz konusu bu gelirin gelmesi demek, şehrin hantallaşmış ve çözülemeyen problemlerinin çözülmesi için ciddi bir kaynak sağlanması demektir. Problemlerinin asgariye indirildiği, yaşam kalitesinin yükseltildiği, 

cazibe merkezi haline dönüşen şehir aynı zamanda bir marka kent olarak mega kentler arasındaki yeri alacaktır.

Ancak uzun soluklu bir yol olan markalaşma süreci, yerelde yetkili olan bürokratların, sanayicilerimizin, işadamlarımızın, Sivil Toplum Örgütlerimizin, genel de ise politikacılarımızın ve siyasi temsilcilerimizin marka kent olmak ve Büyükşehir olmak yönünde sorumluluklarını yerine getirerek bir an önce şehrin ufkunu açacak ortak aklı geliştirmelidir. 

Elazığ Valiliği ve Hazar Stratejik Araştırmalar Merkezi ile birlikte hazırlanan “6 il elele Büyükşehire” projesi kapsamında Elazığ ili Büyük Şehir olmak için gündeme gelmiş ne hikmetse kamuoyu tarafından bu konu ciddi manada sahiplenmemiştir. Siyasi algılar bir tarafa bırakılıp şehrin ve şehrimizde yaşayan hemşerilerimizin geleceği açısından çok önemli bir konu olan Büyükşehir meselesi bir an önce sahiplenilmeli ortak akıl geliştirilerek, şehrin Ekonomik, ticari, sosyal, kültürel, eğitim, sağlık vs gibi konularda öne çıkan parametreler ışığında geleceğin Büyük Şehirleri arasında yer alması için çalışılmalıdır. 

Havası, suyu, coğrafi konumu, yer altı zenginlikleri, canlılığı, tarihi ve kültürel mirası göz önüne alındığında İlimizin Büyük şehir olmaya aday illerden hiçbir eksiği olmadığı görülecektir. 

Yaşanabilir bir kent olmak yetersizdir. Yaşanabilir bir büyük şehir olmak varken yarın elde edecekleri ekonomik gelirdeki payları göz önüne alındığında ilimiz yaşana bilir iller arasında en sonlara doğru kayacağı bir gerçektir. 

24 saat yaşanabilen bir şehir olan ilimiz, eline geçen bu fursatı iyi değerlendirmelidir. Bütün kanaat önderlerimiz, siyasi önderlerimiz, STK kuruluşlarımız ORTAK AKIL geliştirerek toplumsal bir kamuoyu oluşturulmalı, bu kamu oyu baskısı ile TBMM nezdinde girişimlerde bulunarak bir değer olan İnsanımızın hak ettiği yaşanabilir bir marka şehir olmanın kapısı aralanmalıdır. 

Marka bir şehirde, yaşanabilir bir il olmanın hayali ile çocuklarımıza emanet edebileceğimiz bir mega kent olma özlemini sizlerle paylaşırken treni kaçırmamak için yazdım… 

Aksi takdirde tren kaçmış olacaktır. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.