Vedat Demirbağ

Vedat Demirbağ

TÜRK olmak veya karşısında olmak

Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim, tebdili kıyafet yapmış, Kuşlar Çarşısı nı geziyormuş..

          Avcılar avladıkları kuşları, tuzakçılar yakaladıkları maharetli, eğitimli, güzelim kuşları satıyorlar. Bir ara gözü kekliklere ilişir padişahın.

           Bir grup kekliğin üzerindeki varakta, "Tane işi satış fiyatı 1 altın" yazıyor. Hemen yanı başlarında asılı, adeta altın kafes içinde bir keklik daha var ki, fiyatı; 300 altın.

             Padişahın gözü 300 altınlık kekliğe takılır; 

            -"Hayırdır" der satıcıya;

            -"Bunun diğerlerinden ne farkı var ki, bunlar 1 altın, bu 300 altın?" Satıcı;

           -"Bu keklik özel eğitimli, çok güzel ötüyor, ötmesi bir yana bunun ötüşünü duyan ne kadar keklik varsa hepsi onun etrafına doluşuyor" diyor.

           -"Tabii bu arada avcılar da o etrafa doluşan keklikleri daha rahat avlıyorlar" diye ekliyor. 

           -"Satın alıyorum" diyor Padişah; 

           -"Al sana 500 altın..."  

            Parayı veriyor; hemen oracıkta kekliğin kafasını kesiyor. Adam şaşırıp;

           -"Ne yaptınız, en maharetli kekliğin kafasını koparttınız, yazık değil mi" diye dövünürken; Padişah gürlüyor: 

           -"Bu kendi soyuna ihanet eden bir kekliktir. Bunun akıbeti er veya geç ancak budur." der. 

         Evet değerli okuyucular kıssadan hissedir. Herkes bilir belki ama yinede günümüzde yaşadığımız süreçleri göz önüne alırsak beklide devlet adamı olmanın ne demek olduğunun anlaşılması açısından önemli bir hikâyedir.

            Dün uzun yıllardır kardeş diye bildiğimiz insanlar bugün ayrı soylara, ayrı ırklara ait olduklarını itiraf etmeye başladılar. Demek ki yıllarca koynumuzda kardeş diye beslediklerimizin hiçte öyle kardeş olmak gibi bir niyetleri yokmuş… 

         Zaman, mekân ve şartlar olgunlaşınca herkes aslına çekmeye başladı. Ne hikmetse TÜRK olmak bu memlekette bir zamanlar Türk olmayanların bile iftiharla kendilerini Türk ifade etmekten gurur duydukları bir aidiyet tanımlaması iken bugün siyasi ve sosyal gelişmeler neticesinde TÜRK olmak veya TÜRK olduğunu ifade etmek bir ayrımcılık bölücülük tanımlaması olarak karşımıza çıkmaktadır.

            En üzücü olanı ise içimizde 300 altınlık sırma saçaklı köşklerde beslenen keklik soyluların (aydın, yazar, TV programcısı vs) Türklüğü adeta bir av haline getirerek Türklük üzerine oyun oynayanların ekmeğine yağ sürmeleridir. Devlet adeta terör örgütünün muhatabı gibi masanın diğer tarafına içimizdeki keklik soylu aydınlar tarafından oturtulmuştur. Siyasi erk sahipleri bilerek veya bilmeyerek terör ile muhataplığı kabullense de bu işin toplumsal tabanını içimizdeki keklik soylu kalemler ve ekranlar gerçekleştirmiştir.

          Önce toplumsal hazırlığı “analar ağlamasın”  safsatası ile,  sonra “düz ovada siyaset” martavalı ile pekiştirerek silah bırakmayı ve siyasetin yolunu açarak adeta silah ile kan akıtmayı bir meşru hak statüsüne getirmişlerdir. 

           Türk Milletinin bölünmez bütünlüğü adeta dillerden düşmeyen bir “Mozaik” haline doğru zorla ve ısrarla götürülmektedir. Türklük ve Türk Milliyetçiliğine duyulan ortak kin ve nefret ile milli reflekslerimiz ve sinir uçlarımız ile oynanarak bu değişime toplum alıştırılmaya çalışılmaktadır. 

            Bir sivil toplum teşkilatı başkanı olarak, gidişatın Türk Devleti ve Milleti için çokta hayırlı olmadığını sesli düşünerek dillendirmek hata olmaz sanırım. Türk Milleti oynanan oyunun farkına varmalıdır. Sergilenen projeler ile Milli Birlik ve beraberliğimizin temeline dinamit koyanlar yarın bu milletin kendini savunma hakkının olduğunu da gözden geçirmelidirler.  

            İmralı adasını siyasi çözümün kıblesi haline getirenler bu milleti ayrıştırma çabasına dört elle sarılmış durumdadırlar. Kendisini sosyal demokrat, cemaat, örgüt olarak ifade eden birçok yapı TÜRK düşmanlığı ekseninde birleşmiş aynı tasa işemektedirler. 

             Bu millet asil ve büyük bir millettir. Öyle üç beş tane keklik soylu şeref yoksununun insanlık ve demokrasi gibi süslü sözlerle toplum mühendisliğine kanmayacak kadar uyanıktır. Türk Milletinin“Yusuf Peygamber Sabrını” test edenler bu sabrın neticesinde Türkün gazabı ile karşı karşıya kalmayı göze almalıdırlar. 

             Soysuzlardan oluşan bir ortak düşman kadrosunun Türk Milletinin Milli kimliğini dejenere etmesine göz yummayacağız.

              Herkes bunu böyle bilsin…

         3-5 tane çapulcu ve onun yaltakçısı siyasi ile toplum mühendisliğine soyunan keklik soylu kalemleri gün gelir kırıp gerekeni yapacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın…

               TANRI TÜRKÜ KORUSUN…

               Soyuna İhanet Eden Soysuzlardan…


NOT: “Hocalıda ermeni köpekleri tarafından katledilen TÜRK kardeşlerimizi rahmetle anıyoruz.”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.