Vedat Demirbağ

Vedat Demirbağ

TEVAZU

“Adamın biri kötü yoldan elde ettiği gelir ile kendisine bir inek alır. Fakat sonra pişmanlık duyar ve helal olmayan kazanç ile aldığı bu ineği kurban olarak Hacı Bektaş-ı Veli dergâhına bağışlamak ister. Kurbanla birlikte dergâha gelir.

Durumu Hacı Bektaş-ı Veliye anlatır, Hacı Baktaş-ı Veli helal değildir diye kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam Mevlevi dergâhına kurbanı götürür. Mevlana hazretlerine durumu anlatır. Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder.

Adam Mevlana hazretlerine, aynı şeyi Hacı Bektaş-ı Veliye anlattığını fakat Hacı Bektaş-ı Velinin bu hediyeyi kabul etmediğini ifade eder ve Mevlana’ya bunun sebebini sorar. Mevlana adama:

-Biz karga isek Hacı Bektaş-ı Veli şahin gibidir, Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o etmeyebilir.

Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş dergâhına gelerek Hacı Bektaş-ı Veliye Mevlana’nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip, bunun sebebini birde Hacı Bektaş-ı Veliye sorar.

Hacı Bektaş-ı Veli hazretleri ise adama:

-Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana’nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden bizim gönlümüz bir damla ile kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı senin hediyeni kabul etmiştir. Diye buyurur…”

 Tevazu ile alakalı yazmayı düşündüğümde aklıma gelen bu kıssa ile söze başlamak istedim. Kavram olarak ele alındığında günümüzde okuryazar olan her kesin kendisine göre bir anlam yüklediği tevazu kelimesi anlamı olarak:“Alçak gönüllülük ve gösterişsizlik” olarak geçmektedir.

Kibir, aşırılık ve azamet ile alçak gönüllülük ve hoşgörü arasında her ikisinin arasında sıkışmış bir fazilet, erdem olarak da tanımlanabilir. Kısacası insanoğlunun yaşamı içerisinde sosyal hayatının gereklerini yaparken her iki yöndeki aşırılığı bir tarafa koyup insanca davranabilmesidir.

İnsanın kendini tanıması, kendini değerlendirmesi, sorgulayabilmesi, olumlu ve olumsuz yönlerini yerinde ve objektif olarak irdeleyebilmesidir. Kendisini tanımlarken her şeyin üstünde veya altında ifade etmemesidir.

Tevazu; insanın zayıf ve güçsüzken göstereceği bir davranış biçimi değildir. Aslolan insanın zirvede iken, güçlü iken tevazu sahibi olabilmesidir. İnsanın zirvede iken tevazu sahibi olması kendi kendini kontrol edebildiğini gösterir.

İnsanın yaratılışı gereği doğasında her şey zıttı ile muhkemdir. İyilik ve kötülük, sevgi ve nefret, tevazu ve gurur gibi olumlu ve olumsuz özellikler iç içe bulunmaktadır.

Tevazu için yazar çizerlerin tamamı, akil adamların ekseriyeti insana has olan erdemlerin bütününün anası olduğuna dair düşünce belirtmişlerdir. Tevazu evreni yöneten doğal yasalar ve ilkelerin varlığını kabul eder. Tevazu ilkeleri ve bu ilkelere göre yaşamayı insana öğreti olarak sunar.

 “Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.

Başkalarının kusurunu örtmekte gece gibi ol.

Sahavet ve cömertlikte su gibi ol.

Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.

Tevazu ve mahviyette toprak gibi ol.

Olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol.” (Mevlana)

 

“İhtirasında dengeli Hırslarında sınırlı,

İsteklerinde uyarlı olan,

Varlığıyla gururlanmayan,

Makamıyla kibirlenmeyen,

Bilgisiyle övünmeyen,

Ve kimseyi küçümsemeyen,

İnsan olalım Tanrım” 

Tevazudan taviz vermemeniz dileği ile Selametle …

(Derleme)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.