Vedat Demirbağ

Vedat Demirbağ

Televizyon ve Medyanın Topluma Etkileri

Türkiye dönüştürülürken, ötekileştirilirken kullanılan en önemli öğe, görsel ve yazılı medya olsa gerek.  Sosyal ilişkileri çok güçlü bir toplum olan Türk Milleti, bir zamanlar mahalledeki sosyal kültürü sayesinde biz olmayı becermişken, bugün hemen hemen her kes içine kapanım, a sosyal, toplumsal ilişkileri rafa kaldırmış durumda.  
 
Medya,  çok etkin bir sosyalizasyon (toplumsallaştırma) aracıdır. Scannell in de  belirttiği gibi, basın ve yayın araçları, kültürel üretim sisteminin çok önemli bir parçasını oluşturur. Aynı anda bir çok insana bir çok konuda farklı mesaj iletebilme gücüne sahip olan kitle iletişim araçlarının başında gelen görsel ve yazılı medya, üretilen kültür ürünlerini insanların yaşam alanlarının da içlerine, evlerine, oturma odalarına kadar taşır.   
 
Kentleşmeyle birlikte büyüyen kitlesel çoğunluk, hızla yalnızlaşarak, kalabalık içinde tecritleşen yaşamını, televizyona odaklayarak başka hayatlarda kendisine sunulan zenginliğin, gücün, umudun, sevginin içinde hayatına bir anlam katmaya çalışmaya mecbur bırakılmaktadır.  
 
Popüler kültürün yaratılmasındaki en önemli öğe olan medya, özelikle görsel kitle iletişim araçları ile toplumun değişim, gelişim ve dönüştürülmesinde çok önemli bir rol üstlenmektedir. İnsanları etkileme ve kamuoyu oluşturulmasında önemli roller üstlenen medya günümüzde en büyük algı yönetim aracı haline gelmiştir. 
 
Dönüşen, değişen, değiştikçe de yeni bir karaktere bürünen kültürümüzü köklerinden kopmadan yaşayabilmek için daha bilinçli bir televizyonculuğa,  daha ciddi bir yayın politikasına ihtiyaç vardır. Ortaya konulan yayınların Türk Toplum yapısı üzerindeki etkileri oldukça fazladır. Türk Gençliği, Türk Aile yapısının kırılmasına neden olan sebeplerin her biri başlı başına araştırılıp üzerinde sayfalarca makale yazılabilecek konulardır. 
 
Toplumun temel yapı taşı olan aile,  neslin devamı, toplum huzuru gibi birçok görevi yerine getirmekle birlikte bireyin yaşamında önemli bir yer tutan  sevgi ihtiyacı, psikolojik gelişim, eğitim, kültürel değerleri kazanma  gibi temel ihtiyaçlarını karşıladığı en öncelikli kurumdur. 
 
Kültürel değerlerimizden, inançlarımızdan, tarihimizden üstlenmiş olduğumuz sosyal sorumluluklarımızı bir tarafa kaldırmış herkesi eve hapseden TV’lerin yönettiği bir köle haline getirilmişiz. 
 
Eş dost ziyaretleri bir tarafa, artık insanlar akraba ziyaretlerini bile sadece bayramlara sığdırmış durumda. Bazen kısa süreli bu ziyaretlerden dolayı bayramlardan bile rahatsız olan bir topluma dönüştük.  
 
Dün “Komşusu aç yatarken tok yatan bizden değildir” hadisini yaşam amacımızın mihenk taşı yapmışken, bugün bütün komşuları açlıktan ölse de haberi olmayan bir hale geldik. 
 
Evet TV programları, TV dizileri, haber programları artık birinci derecede ilişki içerisinde olduğumuz görsel yaşam formları haline gelmiştir. Aynı sokakta yaşayan mahalle sakinin acısını, derdini, hüznünü görmezden gelirken, fatmagülün başına gelen her olayı saniye saniye haberdar oluyoruz. Sıradanlaşan yayınlar sayesinde toplumsal ve  milli reflekslerimizi yitirerek şehit, kaza, ölüm, kavga, cinayet, haberlerini çayımızı yudumlarken çok rahatlıkla izleyebiliyoruz.  Kurtlar vadisindeki pkk nın metropol sorumlusu  muro karakterinin yada sokaklara hakim olmakla her türlü suçu işleyen ve işlemeye meyilli çocuklar üzerinden sosyal tehdit olan zaza karakterinin de hayranı oluyoruz. Uçan sihirli çocuk karakterleri ile önceleri evin içerisinde uçan sonra pencereden aşağıya uçmaya çalışan çocukları da görmekteyiz. Her türlü alkol tüketiminin aile sofralarında bile rahatlıkla sergilendiği diziler sayesinde alkolün soframızın vazgeçilmezleri arasında olduğu algısı oluşturulmaktadır.  
 
Görsel olarak izlediğimiz dizilerin etkisinde o kadar kalıyoruz ki; yaşam alanımı içerisinde o dizilerden karakterleri kendimize rol model olarak seçiyoruz. Yâda imge olarak kullanmaya başlıyoruz. Telefon müziğimiz, saç kesim çeklimiz, konuşmalarımız, giyim tarzımız hep bu imgelere dizayn ediyoruz.
Bütün bunları üst üste koyduğumuzda bireysel olarak gelecek nesillere aktaracağımız milli ve manevi kültürel değerlerimizin kalmayacağı acı bir gerçektir… 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.