Vedat Demirbağ

Vedat Demirbağ

TAKSİMAT

Hayvanlar alemi üzerine yazılmış fıkraları ve hikayelerin ne kadar nükteli olduğunu bilmeyen yoktur. Sürekli makale tarzı yazarak siz değerli okuyucuları sıkmak yerine bu hafta kıssadan hisse ile dış politikalarımıza değinmek istedim. Akademik yazılar yazarak sürekli sıkılmanıza sebebiyet vermekte istemedim doğrusu. Hem tebessüm ettirmek hemde düşündürmek adına kıssadan fıkramızla başlayalım istedim. 

“Vaktiyle, bir aslan, bir kurt ve bir tilki arkadaş olmuşlar. Karınları acıktığından ava çıkmışlar. Av sonunda bir öküz, bir koyun bir de tavşan yakalamışlar. Avlarını bir araya getirdikten sonra aslan kurda dönerek: 

- Şu taksimatı yap ta paylarımızı alalım demiş. 

Kurt: 

- Ulu Sultanım Öküz zaten sizin. Koyun benim, tavşan da tilkinin demiş. 

Aslan buna çok kızmış, kurda bir pençe vurduğu gibi onu uçuruma yuvarlamış. Bir yerde iki başkan olmaz diye kurdun kafasını koparmış. Aslan bu sefer korkudan tir tir titreyen tilkiye dönerek: 

- Şu taksimatı bir de sen yapda görelim demiş. Kurnaz tilki hemen yanıtını yapıştırmış: 

- Öküz sizin akşam yemeğiniz, koyun öğle yemeğiniz, tavşan da sabah kahvaltınız. 

Aslan, kıs kıs gülmüş, tilkiye sen bu taksimatı nerden öğrendin? demiş. 

Tilki: 

* Şurada yatan kurttan öğrendim demiş...” 

Amerikan dış politikası da tıpkı aslanın taksimatına benziyor. Neden derseniz ülkelerin bütün yer altı ve yer üstü zenginliğini sadece kendisi almanın derdinde. Özellikle orta doğu üzerine oynanan stratejilere bakıldığında Amerika’nın uzun yıllardan beri orta doğuda Irak, İran ve Suriye’ye karşı “SUYU BULANDIRAN KUZU” muamelesi yaptığını fark edebiliriz. 

Amerikan dış politikasının orta doğuda gerçekleşmesi demek Ülkemizin Misak Milli sınırlarının değişmesi, merkezi yönetim şeklinin değişerek bölgesel yönetimlerin oluşması, etnik ve kültürel kimlikler üzerine sınırların yeniden dizayn edilmesi demektir. 

Türk Devleti dış politikada izlediği tavır ve davranışları ivedi olarak gözden geçirmeli, Amerikan rüyasının orta doğuda vücut bulmasına olanak verecek rolleri üstlenmekten vazgeçmelidir. Demokrasi havarilerinin Irakta, Afganistanda veya işgal altında olan diğer topraklarda demokrasiyi nasıl şekillendirdiklerini yakından takip edebiliyoruz. Tecavüzler, cinayetler, soygunlar, kaos, kan, korku ve şiddet 

üzerine kurgulanan bir demokraside bireylerin irade kullanımının tecellisi de yine bu korku kültürünü yayanlardan yana olmaktadır. 

Değişen dengeler, orta doğuyu adeta bir horoz döğüş arenasına çevirmiştir. Bölge üzerindeki etkinliğini yitirmek istemeyen Rusya ve Çin birlikte hareket ederek Amerika’nın bölge üzerinde yeşil kuşak projesini gerçekleştirmesine karşı önce BM’de daha sonra Suriye ve İran ziyaretleri ile bölgede taraf olduklarını ilan etmişlerdir. 

Türkiye ise SIFIR sorunlu dış politik açılımdan Sıfır komşu pozisyonuna çekilmiştir. Komşularla Sıfır sorunun Türk devleti açısından ne kadar önem arz ettiği böylesine göz önünde iken, “Kutsal Müttefikimiz” Amerika’nın dostuyla dost, düşmanı ile düşman olmada hiç vakit yen bir dış politikaya zemin kayması yaşadık. 

Netice itibarı ile Türkiye biran evvel Dış Politik açılımını Milli çıkarlarına göre yeniden dizayn etmelidir. Orta doğu kan gölüne dönmeden, akıtılacak kan Türk Devleti üzerinden akıtılmadan yeni stratejiler geliştirmeli ve komşularının sınır bütünlüğünü vazgeçilmez bir şart olarak ortaya koymalıdır. Bugün Irak’ın sınır bütünlüğünün ülkemizi için ne kadar önemli olduğunu yaşayarak öğrendik. Yarın aynı senaryoların İran ve Irak’ta da oynanması halinde Türkiye Cumhuriyetinin Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin misak-ı milliden ayrılması kaçınılmaz son olacaktır. 

Dış politika uzmanı değilim, sakın ola ki yazdıklarımdan kendime böyle bir pozisyon çıkarmaya çalıştığımı sanmayın. Sadece gelişmeleri gözlemlediğim kadarı ile gidişatımız yukarıdaki hikayede ki gibi olmasın. Ava giderken av arkadaşımızı iyi seçmemiz lazım yoksa, 

Ülke olarak Kurt veya tilki konumuna düşmek kaçınılmaz son olacak gibi…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.