Vedat Demirbağ

Vedat Demirbağ

SEVGİ

Her şey sevmekle başlar diye başlardı bütün cümleler. 

Bazen de sevgiyle bitirilen sözler, hatta hayatlar… 


Neydi sevmek; 

Her an hatırlamak mı? 

Yoksa sürekli yanında alıkoymak mı? 

Ya da yokluğunda canına kıymak mı? 

Mecnun olup, çöllerde dolaşmak mı? 

Yoksa Ferhat olup dağları delmek mi? 

Züleyha olup Yusuf için kendini feda etmek mi? 

Yakup olup Yusuf için sabretmek mi? 

Nedir sevgi sizce.. 

Seviyorum dediğinize dokunmak, bakmak, 

Yoksa sadece seni seviyorum demek midir? 

Sadece dünyevi duyguların tezahürü müdür? 

Yoksa “Yaratılanı Severim Yaratandan Ötürü” demek midir? 

Nedir Allah aşkına… 

Sadece dünyalık mıdır sevgi, 

Ya da sadece dünyada yaşana bir şey midir? 


Ne ilginç değimli binlerce yıldır herkes kendince tarif etti durdu sevgiyi. Neler yaşadı insanoğlu, bazen yaşadığı sevgi diye yüreğindekini tarif etti. Bazen yaşayamadığı sevgiyi yüreğindeki özlemle bütünleştirerek ifade etti. 


Bazen ben oldu sevgi, 

Bazen biz de kaldı tarif sadece.. 

Oysa ben yerine sen diyebilmektir “SEVGİ” 

Sadakattir sevgi, 

Vefadır bazen de kısaca… 

Sevgi umuttur, tutku duymaktır, cesur olmaktır, 

Bazen de sadece RİSK almaktır sevgi… 

Sevgi yaşamaktır, yaşatmaktır. 

Özveri, şefkat, paylaşmak, anlayışlı olmaktır “SEVGİ” 

Sevgiye dair uzun uzun cümleler kurmak sayfalarca duyguları anlatmak mümkün, ama sevgiye dair okuduğum en güzel hikâyeyi sizlerle paylaşarak satırlarıma son veriyorum. En güzel olan gerçek sevgiyi yaşamanız dilekleri ile, 


Selametle.. 


“Dervişe bir gün sormuşlar: 

- Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır? 

Size farkı gösteriyim deyip, önce sevgiyi dilden kalbine indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi sofrada yerlerini almışlar. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıklarıdenilen bir metre boyunda kaşıklar. 

Derviş şöyle bir şart koymuş: 

- Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz. 

Peki deyip çorbalarını içmeyi denemişler. Fakat kaşıklar uzun geldiğinden sıcak çorbayı döküp saçmaktan hem kendilerini yakmışlar hem de ağızlarına bir damla bile götürememişler. En sonunda bakmışlar olacak gibi değil sofradan aç kalkmışlar. 

Daha sonra derviş, bu defa sevgiyi gerçekten bilenleri yemeğe çağırmış. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen insanlar gelmiş, sofraya oturmuş. Onlara da aynı şartı dile getirmiş. 

Her biri uzun kaşığını çorbaya daldırmış, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak çorbalarını içmişler Böylece her biri diğerini doyurmuş ve sofradan afiyetle şükrederek kalkmışlar. 

Derviş sevgiyi gerçekten yaşayanların farkını soranlara; 

- İşte! Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır. Şüphesiz şunu da unutmayın. Hayat pazarında her zaman alan değil veren kazançlıdır.” 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.