Vedat Demirbağ

Vedat Demirbağ

MAKBUL İNSAN

“Kulağından gireni ağzından çıkaran insan makbul değildir,

Bir kulağından giren diğer kulağından çıkıyorsa o insan da makbul değildir,

En değerli insan kulağından gireni yüreğine gömen insandır…”

           Makbul insan olmak üzerine bir çok kıssadan hikaye vardır. Günümüzün insan ilişkilerini etkileyen en önemli şey dedikodu, fitne, arkadan konuşma vs gibi çokta insani olmayan özellikler sayılabilir.

          Toplum ilişkilerinde, insan yanında konuşulanı adeta bir gezici medya yayın organı gibi oradan oraya taşımamalıdır. Laf taşıyıcılığı ve dedikodu kadar tehlikeli ve insan ilişkilerini bozan bir davranış yoktur.

       İnsan her zaman ve her şartlarda dürüst, doğru ve sözüne güvenilir biri olmak zorundadır. Hem geleceğimiz hemde beraber yaşadığımız toplum adına insani değerlerden kopmamak lazımdır.

Makbul insan olmak ile ilgili okuduğum güzel hikâyeyi siz değerli okuyucularıma paylaşırken bütün insanlığın makbul insan olması dilek ve temennileri ile saygılar sunuyorum…

“İki komşu ülkenin hükümdarları birbirileri ile savaşmazlar ama her fırsatta birbirilerini rahatsız ederlerdi. Doğum günlerinde bayramlarda ilginç hediyeler göndererek birbirilerine zekâ gösterisi yapmayı severlerdir.

Hükümdarlardan biri günlerden bir gün ülkesinin en yetenekli heykeltıraşını yanına çağırır. Birbirisinin tıpa tııp aynısı olan birer karış yüksekliğinde 3 tane som altından heykel yapmasını ister. Ancak 3 heykelinde bir birisinden kendisi ve kralın dışında kimsenin fark edemeyeceği birer özellikleri olmasını ister.

Heykeltıraş tarafından hazırlanan heykeller doğum gününde komşu ülke hükümdarına gönderilir. Yanına konulan mektupta;

“-Doğum gününü bu üç altın heykel ile kutluyorum. Bu 3 heykel birbirisinin tıpatıp aynısı gibi gözükebilir. Ama içlerinden birisi diğer ikisinden çok daha değerlidir. O heykeli bulunca bana haber ver.”

Hediyeyi alan hükümdar önce heykelleri tarttırır, üç altın heykelin ağırlığı birbirisine eşittir. Ülkesindeki bütün sanat ve akil adamları toplar fakat kimse bu üç heykeldeki farklılığı bir türlü çözemez. Günler haftalar derken hükümdarın bu sorunun cevabını bulamadığı ülkede yayılır. Hükümdara isyankâr olduğu için tutuklanarak zindana atılan fazlaca zeki bir genç bu sorunun cevabını bulabileceği haberini hükümdara gönderir.

Başka çaresi olmayan hükümdar, tutuklatarak zindana attırdığı genci huzura getirtir. Heykelleri sıkı sıkıya inceleyen genç; bir tel getirilmesini ister. Gencin istediği tel alel acele getirilir. Genç teli birinci heykelin kulağından sokar, telin ucu heykelin ağzından çıkar. İkinci heykelin kulağından sokulan tel heykelin diğer kulağından çıkar. Üçüncü heykelin kulağından sokulan tel heykelin hiçbir yerinden çıkmaz. Kal hizasına kadar içeri giren tel daha fazla ilerlemez.

Üç heykeldeki bu farkı zeki genç sayesinde anlayan hükümdar, komşu hükümdara şu mektubu yazar;

 “Kulağından gireni ağzından çıkaran insan makbul değildir,

Bir kulağından giren diğer kulağından çıkıyorsa o insan da makbul değildir,

En değerli insan kulağından gireni yüreğine gömen insandır…”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.