Vedat Demirbağ

Vedat Demirbağ

Kültür ve Yozlaşma

Kültür, bir toplumun bütün yaşam biçimini kapsayan, en geniş anlamıyla bir toplumun benzerlikleri ya da farklılıklarıyla bir diğer toplumdan ayıran, geçmiş ve geleceği içerisinde barındıran bir bütündür. 

Kültürün tarihsel geçmiş olarak insanlık tarihi kadar eski bir tarihe sahiptir. Kelime olarak anlamlandırılan kavramın tarihsel geçmişi çok eski olmamakla birlikte muhteva ve anlam bakımıdan tarihsel geçmişi çok eskidir. Kültürün bir yaşam tarzı oluşu, onu diğer toplumların yaşam tarzlarıyla buluşturan/birleştiren en önemli öğedir. 

Kültürü hangi tanımla tanımlarsak tanımlayalım sonuç olarak; “her toplum kolektif aklın esiri olan bir dünya görüşünün, toplumsal hafızasının kabulleriyle pekiştirilmiş bir ahlakın ve hukukun, sanat ürünlerinin, uzun bir geçmişi yansıtan folklorun şekillendirdiği bir hayatı yaşar. Bu hayat ise kültürün kendisidir.” 

Kültürler ise millidir. Kültürün milli olarak tanımlanması Kültürün kapalı bir kutu olarak değerlendirilmesini gerektirmez. Kültürler birbirisinden etkilenerek tarih süreci içerisindeki seyirlerini devam ettirirler. Dünyada birbirisinden etkilenmeyen dil, müzik, mimari, yemek vs gibi milli kültürel unsurlar yoktur. Günümüzde yer yüzünde yüzde yüz katıksız saf bir kültürden bahsetmek hele bu teknoloji ve bilgi çağında bahsetmek çokta gerçekçi olmaz. Ancak kültürlerin birbirilerinden etkilenmesi; aynileşme ve kopyalaşmaya dönüyorsa o zaman etkileşme kalkar ve kültürde yozlaşma başlar. 

Belli bir amacı ve hedefi olmayınca hayatımızdaki bazı değerler anlamsızlaşır. Hayatın içinde yer alan değerlerimiz anlamsızlaşınca içi boşalan değerler yüzünden toplum hafızamız kaybolur. Toplumsal hafızamızın kaybolası demek geleceğe dair üretken bir toplum olmaktan veya kültürel kimliğin devamlılığından bahsedilemez. 

Böyle toplumlar dışarıdan yapılacak her türlü manipülasyona açık, hedefsiz, ülküsüz halde kendisine dikte edilene veya enjekte edilene göre bir yaşam tarzı benimser. Bu tür üretimsiz toplumlarda kolay şekilde elde edilebilen, tüketilmesi için birikim ve bilgi gerektirmeyen, kullanılıp hemen atılabilen, geçmişten beslenmeyen ve gelecek kaygısı taşımayan günlük ve geçici bir hayata bağlanır ki, gelinen bu noktada kültürün adı artık Popüler Kültür dür. 

Bugün insanlarımız, popüler kültür diye tabir edilen bu bilgi ve teknoloji ile şekillenen kültürün etkisi altında milli kültürlerinde ciddi manada uzaklaşmışlardır. Kulağa çok hoş gelse de popüler kültür, Türk İnsanının Milli Kimlik ve Kültüründen kopmasına, zaman içerisinde kapitalizmin birer metaya dönüştürdüğü bireyler haline gelmesine sebep olmaktadır. 

İnsanlara her alanda bir tüketim mantığı içinde hareket etme alışkanlığı aşılayan Popüler kültür, Kişiyi amaçsızlaştırır ve bir meta haline dönüştürür. Kendi öz kültüründen ve benliğinden uzaklaştırır. Bu kültürün mimarları kitleleri güdülmeye hazır bir sürü haline dönüştürerek istedikleri gibi bir gelecek kurgusunu geliştirir ve kullanıma açık birer piyon haline dönüştürürler. Bunu toplumların geçmiş ve gelecek arasındaki köprülerini dinamitleyerek gerçekleştirirler. 

Aristo yıllar önce “En Bedbaht Millet, Kaleleri ayakta iken kültürü ve ahlakı harabe olan millettir.” demişti. Kültürdeki yozlaşma beraberinde başta ahlak olmak üzere manevi değerlerinde yozlaşmasına ve harap olmasına neden olmaktadır. 

Fransız filozof Alain, Aslanın vücudu yediği diğer hayvanların vücudundan meydana gelir, ama aslan her zaman kendisidir der. Aslan sabahleyin bir tavşan yediği zaman 

kulakları uzamıyor, öğleden sonra bir geyik yediği zaman boynuzları çıkmıyor. Yaratıcı, aslana hazmettiği her şeyi aslana dönüştürme özelliği vermiştir. 

Medya aracılığı ile yaygınlaştırılan bu kültür kullan-at psikolojisini kışkırtmakta, ayrıca kendi gerçeklerinden uzaklaştıran ve uyuşturan bir afyon görevi ve işlevi görmektedir. Bu alanda bir araştırmacı olan Spencer Bennet şöyle demektedir: Kimliğimiz toplumsal rollerimize göre oluştuğu için, bugün kişi olarak kendimizi giderek daha bir anonimleşme içinde bulmakta, bunu önleyebilmek için sahip olduğumuz nesnelere bakarak kendimizi kimlik edinmeye çalışmaktayız. Bulduğumuz bu kimliği satın aldığımız üretim mamullerine duyduğumuz saygı sayesinde kazanabilmekteyiz. 

Kendi öz kültüründen ve benliğinden uzaklaştırılan TÜRK MİLLETİ, kendisine dikte edilen bu yozlaşmış kültür ile gülmeye hazır bir sürü haline getirilmeye çalışılmaktadır. Görsel ve yazılı medya, Tv programları, ne olduğu belirsiz olan sanatçı kisvesindeki modeller ile dönüştürülmeye çalışılmaktadır. Bunu toplumların geçmiş ve gelecek arasındaki köprülerini dinamitleyerek gerçekleştirirler. Güzel Türkçemiz yozlaştırılarak insanlarımız 2-3 yüz kelime ile yaşamlarını sürdürür hale getirilmiştir. Kültürel yozlaşma dille başlamaktadır. Dildeki yozlaşma kültürel yozlaşmayı, kültürel yozlaşma ulusal tepkisizliği, ulusal tepkisizlik de silahsız emperyalist işgali doğurur. 

Türk Milletinin önüne bugün altın tepside çağdaşlık olgusu olarak sunulan popüler kültür toplumun bütün can damarlarına nükseden milli kimliği yok edecek olan ciddi bir hastalıktır. Öyle ki bu hastalık etik değerlerimizi, milli benliğimiz yok eder toplumsal ve tarihsel geçmişimizden sürdürülerek günümüze getirdiğimiz kültürel hafızamızı yok eder… 

Bütün olumsuzluklara rağmen Türk Milletine düşen en önemli görev, güzel Türkçeyi, Milli Kültürü korumanın yanında genç nesillere Milli kimlik ve Kültürümüz ile yetiştirmeye gayret etmeliyiz. Gençlerimiz kapı komşusundan bihaber, dünyanın öteki ucundaki şarkıcının şeceresini ezbere sayan bir nesil olmamalıdır. 


Geçmişini, nerden geldiğini bilen, geleceğe emin adımlarla ilerleyen nesiller yetiştirmek temennisi ile… 

DERLEME. 

Selam ve dua ile 

NOT: Fransa’nın anadolu da bir çok kez tetikçilik yaptırdığı ermenilere soykırım yapıldığının inkarı konusunda kanunla suç teşkil edecek bir yasa çıkarması Türk milletini dalmış olduğu çağdaşlık ve batı hayranlığından bir önce uyandırmalıdır. Türk Milleti yapılan bu saygısızlığa karşı milli refleks ile tepkisini koymalıdır. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.