Vedat Demirbağ

Vedat Demirbağ

Kendini bilmek,

Yunus Emre ne güzel ifade etmiş… 

 ilim ilim bilmektir, 

İlim kendini bilmektir, 

Sen kendini bilmezsen, 

Bu nice okumaktır
.” 


"Kendini bil!" Kendisini, insanın kendi düşüncelerini, önyargılarını ve tutumlarını, öz benliğini bilip kendini kontrol etmesidir. Kişi kendi düşünce ve hareketlerinin tüm sorumluluğunu üstlenmiş demektir. Kendini bilmek, davranışlarının farkında olmak, “Eline, beline, diline sahip olmayı” bilmektir. Kendini bilmek kişinin kendisini tanımasıdır. 

Kendini bilmek gerçekten kim olduğunu bilmektir. Kendini bilmek hayatın amaçlarını, hakikatini aramaktır. 

İnsanın kendini bilmesi yalnızlığı ile mümkündür. Aksi şartlarda sadece bildikleri başkalarının hakkında söylediklerinden veya davranış ve düşüncelerinden kısacası bizim dışımızdakilerin bizim hakkımızdaki görüşlerinden ibarettir. 

Örneğin çevremizdekilerin bize “iyisin-güzelsin vs” demeleri ile iyi-güzel vs olduğumuzu, bunun karşılığında zıttı ile ifade edilen özellikler ile anıldığımızda da kötü ve çirkin olduğumuzu düşünürüz. 

Bizim dışımızdaki yaşadığımız toplum içerisindeki diğer bireylerin bizim hakkımızdaki görüşleri zamanla bizim özelliklerimiz davranışlarımız, karakterimiz haline gelir. Bu bizim kendimizi bilmemizden çok bizi dışarıdan şekillendiren bir olgudur. 

İnsanlar dışarıdan sadece senin izin verdiğin oranda seni tanırlar, aksi takdirde kim olduğun ile alakalı verilen kararlar hep öngörü veya tahminden öteye geçemez. Bu sadece kişinin anlık ruh hali ve davranışlarına göre toplum tarafından anlamlandırılan bir durumdur. İnsanın iç dünyasını, özünü tarif eden bir bilmek olmaz. 

Kişi kendi olmak yerine korkularından dolayı yaşadığı toplumun kendisi hakkında ne olmasını istiyorsa veya nasıl tanımlıyorsa öyle olmayı kolaycılık olarak seçerler. Bu sadece yaşadıkları toplumun görüşlerine göre kendini adeta köleleştirmektir. Çünkü toplumda iyi, 

güzel ve zeki olarak anılmak isteyen herkes bağımlı olduğu insanlara kendisi ile alakalı tavizler vermek zorundadır. 

Hz. Muhammed şöyle der: “Kendini Bilen Rabbi ni Bilir". Bu deyiş var oluş kadar eskidir ve her yolda her yolcuya söylenen en önemli nasihattir. Sokrat’ın hep söylediği “Kendini bil” sözü ile Hz. Muhammed’in “ Kendini bilen Rabbini bilir” sözü bize “kendini bilmenin” durağan bir olgu olmadığını göstermektedir. Yani insanoğlu her an yeni bir bilmeye gebedir. Kısacası kendini bilmek dinamik bir süreçtir. 

Cicero’nun dediği gibi; “"Kendini bil!" denilmesi, yalnız gururunu kırmak için değil, değerini de bildirmek içindir.” “Kendini Bilme” yolunda atılan her adım, kendi başına büyük bir yürekliliktir. Bunun en doğru yolu da kendimize karşı dürüst olmaktan geçer. 


Kendini bilmek, Nefsin terbiyesidir. 

Kendini bilmek, haddini bilmektir. 

Kendini bilmek, “eline, beline diline sahip olmaktır” 

Kendini bilmek, adam olmaktır. 

Kendini bilmek, yaşamaktır. 

Kendini bilmek, bedendeki ihtirasın, cehaletin, taassubun, nefretin, her türlü uç duygunun kontrol edilmesidir. 

Kendini bilmek, kendini bilmek, uygar ve çağdaş olmak, bilim ve bilginin ışığında, tüm insanlıkla bütünleşerek, daha çok sevmek ve sevilmektir. 

Kendini bilmek; içimize seyahattir ve kendini bilip, bulmak gibi zıtlıkların bir bütün olduğunun idrak etmektir. 


Başkalarını yenen kişi güçlüdür. 

Kendini yenen kişi ise kahramandır
.” Lao Tse 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.