Vedat Demirbağ

Vedat Demirbağ

HESABINI VERMEK

Hayat hep tozpembe şekilde geçmez insanoğlu için  Kimi fakirlikten dert yanar. Yokluktan yakınır sağlığı yerindeyken, para olmamasına üzülür. Kimi zengindir yalnızlıktan çeker, sağlıktan çeker,  evlattan çeker…

        Kısacası herkes kendi yaşamında hep bir şeylerin eksikliğinden dem vurarak şikâyet eder. Şükretmez, kanaatkâr olmaz. Bazen iş öyle bir hale gelir ki içinde bulunduğu durumu acısını çevresindekilerden çıkarır. Bazen hesabını veremeyeceğimiz şeylerin, bedelini ödeyemeyeceğimiz kazanımlar uğruna elimizdekini de kaybederiz. Ama iş işten geçer gider.

        Oysa en büyük zenginlik sağlık, aile, güzel bir yuvadır. Ne ilginçtir insanoğlu elindekinin kıymetini bilmez, hep daha fazlasını, kendisinde olmayanın ızdırabını yaşar. Sürekli olarak kendinde olmayanı arzulamaktan elindekilerin kıymetini bilmez.

          Siz siz olun,

          Elinizdekilerin kıymetini bilin,

          Sağlığınızın kıymetini bilin,

          Zamanınızın kıymetini bilin,

          Ailenizin-dostlarınızın kıymetini bilin,

       Dünyayı sadece materyalist bir gözle değerlendirip her şeşin maddiyat çerçevesinde anlam bulduğu hayaline kapılmayın,

          Sizde olmayanlar üzerine hayaller kurup çalışıp çabalamadan onlara sahip olmanın arzu ve hevesleri ile kendinizi avutmayın…

          Hesabını veremeyeceğiniz işlerden uzak durun.

 

 Selametle

 

 ***

          Kasabanın birinde zengin bir tüccar yaşarmış. Öleceği vakit vasiyetinde:

        -Ben mezara konulduğum gün kim gelir benimle bir gece mezarda kalırsa ona servetimin yarısını bırakacağım. demiş. Çoluğu çocuğu, akrabaları servetin yarısı bırakılmasına rağmen bunu yerine getiremeyeceklerini düşünüyorlarmış. Kısa bir müddet sonra adam ölmüş. 

      Adamın vasiyeti kasabada zaten meşhurmuş. Bunu duyanlardan biri de kasabanın en ücrâ köşesinde yaşayan hamalmış. Adamın öldüğü haberini duyunca yakınlarına kendisinin bir gece mezarda kalabileceğini söylemiş. Bunun üzerine cenaze merasiminden sonra hamalı da adamla birlikte kabre koymuşlar.

          Hamal:

         -Zaten bir tane ipim bir tane de küfem var. Kaybedecek bir şeyim yok. İyi ettim de bu adamla buraya girdim. Çıktığımda kasabanın hatırı sayılır insanlarından biri olacağım. diye düşünüyorken bir gürültü kopmuş ve dünyada daha önce hiç karşılaşmadığı yüzlere orada rastlamış.

          Gelen melekler aralarında konuşuyorlarmış:

          -Bu ölü olan zaten elimizde.  Onu istediğimiz vakit hesaba çekebiliriz. İlk önce şu canlı olandan başlayalım.

          Adam tir tir titriyorken başlamış melekler art arda sorular sormaya:

          -Söyle bakalım ey falan oğlu filan. 

          Küfenin ipini nereden buldun? 

          Satın aldıysan ne kadara aldın? 

          Kimden aldın? Aldığın kişiyi dolandırdın mı? 

          Hakiki değerinde mi verdin ücretini?

 

 Adamın dili dolanıyor sorulan sorulara cevaplar bulmaya çalışıyor ancak, o cevap verdikçe ip ile ilgili bir başka soru ile karşılaşıyormuş. 

          Gün ağarırken zengin adamın akrabaları gelmiş ve adamı mezardan çıkarmışlar:

           - Artık kasabanın sayılı zenginlerindensin. Anlat bakalım bir gece mezarda kalmak nasıl bir duygu?

           Hamal:

         - Aman, lanet gitsin! İstemiyorum! Bütün mal mülk sizin olsun! Ben bir ipin hesabını sabaha kadar veremedim, o kadar malın hesabını kıyamete kadar veremem herhalde...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.