Vedat Demirbağ

Vedat Demirbağ

Hayat...

İnsanın yaşayarak öğrendiklerinin toplamı olsa gerek. Okuyarak, dinleyerek veya gözlemleyerek öğrenemedikleri değil. Yaşadıklarımız ve yaşattıklarımız mıdır hayat. Ya da güven ve vefadan mı ibarettir. ATSIZ hocanın dediği gibi; “Anlamayız hayatı Felsefeyle ilimle, Hayat çelik ellerle atılan zar olmalı.” Evet hayat çelik ellerle atılan zar olmalı… 

Ya da hayat yaşarken her an çevrede iz bırakmak mıdır. Yoksa ileriye dönük planlar yaparken yaşadıklarımız mıdır. Skor tabelası olmadığı da aşikar iken hayatı matematiksel sonuçlarla ifade etmekte zordur. Hayat aileniz, dostlarınız, yedikleriniz içtikleriniz değildir. Güzel veya çirkin olmakta değildir. Servetiniz veya sevdiğinizde değildir. Hayat her şeyi planlamış olduğunuz halde sizin planlarınız dışında yaşadıklarınızdır. 

Kısacası hayat; 

John Christion`un ifadesinde olduğu gibi; 

"Hayat, silgi kullanmadan resim çizme sanatıdır. " hayat ile ilgili sayfalar dolusu cümleler kurmak mümkün. Ya da büyük büyük adamların yerinde ve ağır olan sözlerini burada paylaşmak ta mümkün.. 

Hayata dair okuduklarımın en güzellerinden birisi Mevlana’ya ait; 


Hayattan ne öğrendim? 

Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum. Işığı gördüm, korktum. 
Ağladım. 
Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim. Karanlığı gördüm, korktum. 
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi... 
Ağladım. 

* * * 
Yaşamayı öğrendim. 
Doğumun, hayatin bitmeye başladığı an olduğunu; aradaki bölümün, 
ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim. 

* * * 
Zamanı öğrendim. 
Yarıştım onunla... 
Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim... 

* * * 
İnsani öğrendim. 
Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu... 
Sonra da her insanin içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim. 

* * * 
Sevmeyi öğrendim. 
Sonra güvenmeyi... 
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu, sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim. 

* * * 
İnsan tenini öğrendim. 
Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu... 
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim. 

* * * 
Evreni öğrendim. 
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim. 
Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek gerektiğini öğrendim. 

* * *
Ekmeği öğrendim. 
Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini... 
Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim. 

* * * 
Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra... 
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana... 

* * * 
Gitmeyi öğrendim.
 Sonra dayanamayıp dönmeyi... 
Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi... 

* * * 
Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yasta... 
Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım. Sonra da asil yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım. 

* * * 
Düşünmeyi öğrendim. 
Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim. 
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrendim. 

* * * 
Namusun önemini öğrendim evde...
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu; 
Gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el sürmemek olduğunu öğrendim. 

* * * 
Gerçeği öğrendim bir gün... 
Ve gerçeğin acı olduğunu... 
Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim. 

* * * 
Her canlının ölümü tadacağını, 
Ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim. 

**** 
MEVLANA 

Hayatı tadanlardan olmanız dilek ve temennisi ile,

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.