Vedat Demirbağ

Vedat Demirbağ

Hala mı? Hrant ve Ermenisiniz

Türkiyede yaşayan herhangi bir vatandaşımızın ırki aidiyeti ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu için can ve mal güvenliği her birey gibi önemlidir. Bundan 5 yıl kadar önce İstanbul’da vurularak öldürülen Hrant Dink davası neticelendi. Dava neticesinde örgütlü cinayet olmadığı açıklandı. Ogün Samast’ın tetikçiliğini Yasin Hayal’inde azmettiriciliğini yaptığı cinayet büyük cezalarla neticelendi. Ama bu Kendisi ermeni olan veya kendisini ermeni hissedenleri tatmin etmedi. Sürekli olarak Türk Devletini ve Türk Milletinin mahkûmiyet kararının çıkmasını bekleyenler tarafından ajite edilmeye başlandı. 

“Türk’ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, ermeni’nin ermenistan’la kuracağı asil damarında mevcuttur.” Cümlesini kullanan bir ermeni’nin öldürülmesini tasvip etmiyorum. Süreci bu noktaya getirenlerin başında yine bu tür cümle ve yazılar ile toplumu gerenlerin sebep olduğunu unutmamak lazım. 

Bu memlekette özellikle 1915 ve öncesinde Milleti Sadıka dediğimiz Ermenilerin Anadolu’da Fransızlar, Ruslar, İtalyanlar ile işbirliği içerisine girip Türkleri nasıl katlettiklerini o süreci yaşayanların hatıralarından duymaktayız. Yaşanan bu ermeni mezalimi karşısında çaresiz kalan Osmanlı devleti hükümeti konuya tehcir ile çözüm üretmiştir. Tehcir esnasında zaiyat olmuştur, Ama ifade edildiği sayılarda olmamıştır. Tehcir olayını bir jenosit olarak kabullendirip Türk devletine bedel ödetmek isteyenler zaman içerisinde Avrupa ülkeleri ve ABD de konuyu meclise kadar taşımış 1915 te yaşananları soykırım olarak tanımlamaya gayret etmişlerdir. 

Bu devletler tarihin siyaseten yazılamayacağını bilmesine rağmen, ermeni lobisi ileride Türk devletini tazminat ve toprak talebi dahil bir bedeli ödetecek olan kararların alınması için ciddi manada seferber olmuşlardır. İçeride de vatandaşlarımız olan Ermenilerin bir çoğu birden 1915 ve öncesi yaşanan olaylarda tamamen masumiyet haline bürünerek mağduriyetten doğacak hakların hesabını yapma gayretine düşmüşlerdir. 

Bir ermeni öldürüldü diye haftalarca “Hepimiz ermeniyiz” diye bağıranlara “İYİ Kİ TÜRK DEĞİLSİNİZ” demekten başka güzel söz söylenemez. Öldürülme olayını asla tasvip etmiyorum ama yıllar içerisinde defaten Türklüğe hakaretten yargılanmış bir adam için bu kadar çabuk ermeni olanlara akıl erdirmek zor geliyor. 

Bir cinayeti reddetmek ayrı bir şeydir. İşlenen bir cinayet yüzünden kimliğini reddetmek ayrı bir şeydir. 

Şimdi sormak lazım kendisini hırant veya ermeni ilan edenlere sormak lazım şimdi aşağıda yazılacak olanları okuduktan sonrada hala ermeni olmaya devam edecekmi siniz? 

26 Şubat 1992 günü binlerce Azeri türlü yöntemlerle vahşice katledilmiştir. Ajanslar, katliam haberini bütün dünyaya hızla geçerken, arşı titreten ağır bir vahşet yaşanan Hocalı halkından geri kalanlar ise çaresizlik içinde kıvranmaktadır. 

Savunmasız kalan kente giren Rus destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok insanımızı vahşice katlettiler. ermenilerin işgal ettikleri Hocalı da dehşet verici olaylar yaşandı. 

Canlı canlı insanların kafa derilerini yüzdüler, 

Sağ olarak ele geçirdiklerini ise sistematik bir işkenceye ve tıbbi deneylere tâbi tutarak, insanlık dışı muamelelere maruz bıraktılar. 

Hızar ve testereler ile diri diri insanların kol ve bacaklarını kestiler. 

Genç kızların önce saçlarını,sonra da kafa derilerini yüzdüler. 

Babanın gözü önünde evladını, evladın gözü önünde babayı kurşunlara dizdiler. 

Kesik kafaları sepetlere doldurdular. 

Peki neydi bu düşmanlık? 

Ermenistan daki okul duvarlarında asılan haritalarda Türkiye nin 12 ili yer almaktayken, Ermenistan ın bayrağında Türkiye hudutları içindeki Ağrı Dağı nın resmi varken, Ermenistan Milli Marşı nda “Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için ölün, öldürün” denmekteyken, başkaca bir neden aramaya zaten gerek yok sanırım. 56 hamile kadın karnı yarılmış durumda bulunmuştur. 

Bu alçak saldırıda 487 kişi ağır yaralanırken, 1275 kişi ise rehin alınmış, geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canını kurtarmış ancak bu olayın tahribatından ruhları ve hafızaları asla bir daha kurtulamamıştır. 

Şahitlerin anlattıklarını dinleyenler önce kulaklarına inanamadı.! 

Fakat katliam sonrası Hocalı ya girdiklerinde ise, görgü tanıklarının abartmadığını kısa sürede anladılar. Hocalı da katliam bölgesini gezen Fransız 

gazeteci Jean-Yves Junet nin gördükleri karşısında söyledikleri, katliamın boyutunu da anlatıyordu: 

Pek çok savaş hikâyesi dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim,ama Hocalı daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmaz” 


Ülkemizde sadece 1 ermeni öldürüldü diye yürüyüş yaptılar ve o kadar araştırdılar ama hiç bir insan kalkıp ta bu masum insanlara işkence edilip öldürüldükleri için yürüyüş yapmadı… 


Hala mı Hepiniz Ermeni , Hepiniz Hrantsınız.? 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.