Vedat Demirbağ

Vedat Demirbağ

ANNE

Öyle uzun uzadıya anlatılmaz ANNE. 

9 ay ve küsuratı dâhilin de dünyaya getirisin yavrunu. 

El bebek gül bebek büyütürsün. 

Yemez yedirir, giymez giydirirsin. 

Sevgi ve şefkatle yoğurursun insanlık hamurunu. 

Üstüne titrersin, kıyamazsın. 

Sonra bir gün ne ümitlerle insan olmak için yetiştirdiğin evladın tarafından yalnızlığa mahkûm edilirsin. 

Ne acı değil mi?. 

Birçok ANNE bu duyguları yaşamıştır hayatında. 

Sonuç aile kurup çocuk yetiştirip, yalnızlığa mahkûm edilmek… 

Sonra yılda bir kez Anne olarak hatırlanmak… 

Herhalde asıl ölüm bu olsa gerek… 

9 ay karnında taşıdığın çocuklarının senin sevgini 1 güne sığdırmaları… 

Emperyalizmin bütün hatları ile sömürü düzenini geliştirmeye çalıştığı günümüzde ANNE olmak ve Anneler günü nedeni ile kutlanmak artık alışverişteki hediye değerleri ile ölçülüyor. 

Herkes annesini sever, sayar, annesine evlatlık etmek ister. Ancak bireyselciliğin sürekli empoze edildiği, insanın dünyayı sadece kendi ekseni etrafında şekillendirdiği bir ortamda Anne olmak çokta kolay olmasa gerek. 

Annesini kendi evinde ağırlamaya, ihtiyaçlarını karşılamaya, sevgisini ve saygısını göstermeye fırsatı olmayan evlatlar “YAŞLILAR BAKIM EVLERİNE” yerleştirdikleri annelerini senede bir gün ziyaret edince evlatlık görevlerini yerine getirmiş olmanın hazzı ile akşam evlerine dönüyorlar. 

1 yıllık vefasızlığı, 1 günlük veya birkaç dakikalık hediye sunumu ile geçiştirmenin mutluluğunu yaşıyorlar. 

Bu ziyaretler esnasında en ilginç olan görüntü ise bu duygudan yoksun vefasızlık tablosuna küçük yavruları da alet etmeleridir. Annelik tüketim toplumu kurgusunun meşrulaştırılması adına senede 1 gün hatırlanmaya indirgemiş. Sevgi, saygı ve muhabbet hediyelerle kendisini göstermeye başlamış. 

Oysa anneye sıcak bir sarılış, içten bir bakış, muhabbetle ANNE diye hitap etmek bütün değerli hediyelerden daha önemlidir. Anne duygudan yoksun, hediyelerle avutulacak, sunulan hediyelerin sıcak yüzü ile ısıtılacak kadar soğuk bir yürek değildir. 

Anne, kendinden çocukların için vazgeçmektir. 

Anne, fedakârlıktır. 

Anne, bağışlamak-affetmektir. 

Anne, şefkattir, sevgidir, saygıdır, özlemdir, hasrettir, 

Anne, tebessümdür, gülümsemedir, mutluluktur. 

Anne, aç kalarak yavrusunu doyurmaktır. 

Anne, gözyaşını, hüznünü, kederini gizleyerek yutkuna yutkuna çocuğuna YAVRUM diyebilmektir. 

Anne, dünyanın en büyük hazinesidir aslında çocuk için. 

Anne yılda bir gün hatırlanmak, geri alan 364 günde unutulmaktır. 

Ama günümüzde, çocukların ANNE’YE karşı gösterisi senede bir günlük bir kutlama seronomisinden öteye geçemiyor. Huzur evi ziyaretinde sevgi gösterisi olarak çekilen fotoğraflar, söylenen şarkılar sadece aldatmadan ibaret. 

Kimi bir demet gül ile, 

Kimi süslü bir vazo ile, 

Kimi tektaş bir yüzük ile sevgisini ifade etmenin derdinde, 

Ki güzel bir organize ile akşam yemeği eşliğinde sunuyor hediyesini… 

Oysa bu mutat kutlamalardan sonra yine terk ediliyor yalnızlığına ANNE… 

Hele birde BABA yok ise hayatta, işte o zaman tamamen yalnızlaşıyor ANNE… 

Oysa sıcak ve içten gelen bir duygu ile sarılmak, 

Doya doya ellerinden öpmek ne büyük haz verir Anneye… 


Anne şefkati ve sevgisini yaşayan, 

Evlatlık görevini yapabilen çocuklar olmanız dileği ile 


Selametle… 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.