Vedat Demirbağ

Vedat Demirbağ

ANLAMIŞ DEĞİLİM

Kıssadan hisseler ile nükteli olarak bazen anlatmak istediklerimizi daha kolay anlatabiliyoruz. Uzun zamandan beridir yazıyorum. Yazı yazmanın suç olmadığınında farkındayım. Kanunlar ile şahsıma verilen haklarımı da, haddimi de bilirim. E malum memur olunca nasırına bastıklarım hemen teyakkuza geçerek suç işlediğim gerekçesi ile sahte ve isimsiz mailler ile cumhurbaşkanlığına kadar şahsımı şikayet ediyorlar…

657 sayılı DMK Basına bilgi veya demeç vermeyi düzenleyen 15'inci maddesinde; "Devlet Memurları, kamu görevleri hakkında basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç veremezler. Bu konuda gerekli bilgi ancak bakanın yetkili kılacağı görevli illerde valiler veya yetkili kılacağı görevli tarafından verilebilir. Askeri hizmet ile ilgili bilgiler özel kanunların yetkili, kıldığı personel dışın da hiç bir kimse tarafından açıklanamaz." hükmü yer almaktadır. 

Yani kısaca  memurun kanunun suç saydığı kendi görevi ile ilgili konuları açıklama, siyasi görüş bildirme veya gizli bilgileri açıklama dışında kalan konularda yazdığı yazılar veya eserleri “5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu” çerçevesinde değerlendirmek gerekir.

657 sayılı DMK 125'inci maddesinde; Yetkili olmadığı halde basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç vermenin kınama cezasıyla tecziye edileceği hüküm altına alınmıştır. 

 

Muhtemeldir ki, yazdıklarımızla birilerinin canı sıkılmış ola..

Yazdıklarımızdan dolayı bazen tebrik bazen eleştiri aldığımız oldu.

Güzel yazdın diyenler olduğu kadar,

Sende her şeye karışıyorsun diyenlerde çıktı..

Küçük memleket,

Tilki kümesi mübarek

E bizde rahat durmuyoruz,

Sürekli teyakkuzda olunca;

Tilki kuyruğuna basmak ta kaçınılmaz oluyor..

Kuyruğuna bastıklarımız çok olunca bazen sanal ortamlar ü-zerinden yapılan isimsiz şikayetler nedeni ile canımız sıkılmıyor değil..

“İmzasız mektup okunmaz” ama netice itibarı ile mektup içinde adımız yazınca adrese teslim ediliyor bir şekilde…

İlimizde faaliyet gösteren bir Sivil Toplum Kuruluşunun başkanlığının yanında birkaç tanesinin de yönetiminde görevlerimiz var. Hal böyle olunca çoğulcu demokrasi gereği kendimizi yaşadığımız şehir ve ülkenin sorunları ile sorumlu hissederek gerek basın yolu ile gerekse kamuoyu ile fikirlerimizi paylaşıyoruz.

Herkesle aynı düşünmek mecburiyetim olmadığı gibi,

Herkesinde bizimle aynı düşünmesini beklemiyoruz…

Neyse

Uzun uzun yazmak yerine,

Sizlerle yeni bir kıssadan hisse paylaşayım…

Üzerine alınan da alınsın artık ne yapalım…

 

“Kurdun biri aç kalınca, sürekli köye inip  bir şeyler bulup karnını doyuruyormuş.

Bir gün köyün bütün köpekleri peşine takılmış.

Köpeklerden biri değirmencinin,

Biri fırıncının,

Biride demircinin köpeğiymiş.

Üç köpek kurdu canhıraş bir şekilde kovalıyorlarmış.

Bir zaman sonra fırıncının köpeği ve değirmencinin köpeği kovalamayı bırakmışlar ama demircinin köpeği ısrarla kovalamaya devam ediyormuş.

Kurt bir taraftan koşarken bir taraftan da kendi kendine söyleniyormuş;

“Yahu bu fırıncının köpeği beni kovaladı çünkü ben onlarının ekmeklerini yemiştim, değirmencinin köpeği kovaladı onlarında koyununu yemiştim. Onlar bile kovalamayı bıraktı da şu demircinin köpeği hala bırakmadı demircinin köpeği ben sana bir şey yapmadım ki..”

 

Sözün özü

Kuyruğuna bastığımız tilki çok anladık, anladıkta…

DEMİRCİ KÖPEKLERİNE ne oluyor onu anlamış değilim..

 

Sağlıcakla kalın…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.