Haklı zayıflar, haksız güçlüler…

 

 

Hiç irdelediniz mi?

Tarih boyunca hep bu mücadele verilmiştir. Bilinen İlk yazılı anayasa Hammurabi yasaları olarak biliniyor.  Bu yasa M.Ö. 1760 yılı civarında Mezopotamya’da yaklaşık 282 maddeden oluşturulmuş ve uygulanmış.

Daha sonra geliştirilmiş ve bugün birçok ülkenin hukuk temelini oluşturmaktadır.

Bizim ise bir avantajımız var ki inancımız gereği İslam hukuku üzere yasalarımızı şekillendirmişiz kısmi de olsa…

Anayasalar evrenseldir ve suçun tarifi bellidir. Yargıçlar, hâkimler karar verirken hep bu tarif üzere karar verirler. Yanlı olanları, hatalı olanları olmaz mı?

Hele ki bizim ülkemizde!

O yüzden en çok iade-i itibar bizim ülkede olmuş ne yazık ki Rahmetli Adnan Menderes ve diğerleri örnektir…

Bazen de tersine olmuş ve suçluların, zalimlerin, hırsızların, sapıkların yaptıkları yanlarına kar kalmış. Gün gelmiş devran sürenler devrilmiş; haklı zayıfların haksız güçlülere karşı hakkını aramak için bizde Köroğlular; diğerlerinde Robin Hoodlar türemiş.

Günümüzde ise bu göreve internet kullanıcıları soyunmuş!

Gün geçmiyor ki bir kaset yayınlanmasın. İnanın insan internete girip gündemi takip etmeye korkuyor. Bakanlar, oğullar, hocalar, müritler, küreselciler, açılımcılar…

Siyasetçilerin zaafı ve yumuşak karnı olmamalı; hele birde bu siyasetçi kendisine güvenen ve yetki verenlerin mesuliyeti ile değil de birilerinin isteğiyle hareket ediyorsa vay haline!

Kul hakkı illa da mal ve mülkle olmaz. Güvenenleri suiistimal etmekte kul hakkıdır bu böyle biline. Fetva makamında değilim ama “Nil kenarında bir kuzunun” hakkını savunamazsam ne yaparım diyen bir anlayışa ve inanca gönül vermişim.  Birey olmayı beceremeyenlerle yola çıkanların hele birde ekibinde, yakın çalışma arkadaşlarında kul hakkının ne denli önemli olduğunu yok sayanlar olursa sonuç ülkede kaos ve endişe olur.

Bunun örneklerini bolca görüyoruz bu aralar…

Cemaatin icazetiyle milletvekili olanlar ile paraya karşı zaafı olanların halleri ortada. Bir zamanlar hem Deniz Baykal’a ve hem de Devlet Bahçeliye sitem ederdim. Ama yanılmışım!

Ufku geniş liderlermiş…

Cemaat; iki partiye hakim olamamıştır. MHP ve SP!

Siyaset arenasına bakınca görürsünüz ki- bu konuyu daha önceki yazılarımda da belirtmiştim- kısaca tekrar edeyim. ANAP, DSP, DYP, DP, BBP; şimdilerde AKP ve Sayın KIlıçtaroğlu’nun CHP’si aynı tavrı sergiledi ve siyaset arenasındaki halleri ortada!

AKP yaklaşan seçimde ise sanki kılı kırk yarıyor ve cemaat endeksli olan adaylardan uzak duruyor. Ama olan oldu ve AKP 17 Aralık sonrası abdest tazeleyip tövbe etse de adı kötü anılır oldu. Gerek yasalardaki düzenlemeler ve gerekse emniyette yaşanan görevden almalar bir bitişin son hamleleri ya da ayak sesleri olduğu gerçeğini ötelemez!

Sözün kısası haklı-haksız, güçlü-zayıf; tartının hangi tarafında duracak yakında kendisini belli edecektir…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.