Bulmaca değil…

AKP’lilerin ağzında pelesenk olmuştur Kılıçdaroğlu ve Bahçeli ile ilgili fıkralar ya da onların yaptıkları siyasi gaflar…

Bu birazda o insanların yapılan “bu ince dokunuşlara” karşı gösterdikleri hoşgörünün tezahürüdür bana göre. Çünkü ikisi de çok nazik ve saygılı insanlardır. Bende aynı durumu ve duruşu Sayın Erdoğan’ında sergileyeceğinden emin olarak bayram sonrası biraz keyfinize keyif katmak niyetiyle “ince dokunuşlar” yapmak istedim. Elbette ki ne Ahmet Kekeç; ne de Emin Çölaşan üslubu ve tarzı bana yakışmaz…

Önce bir fıkra; sonra yapılan gaflar…

…. Başbakan Erdoğan, dış destek aramak için İngiltere'yi ziyarete gitmiş. Ziyareti sırasında Kraliçe tarafından çay içmeye davet edilen Erdoğan, Kraliçeye kendi liderlik felsefesinin ne olduğunu sormuş. Kraliçe de çevremi akıllı insanlarla doldurmak cevabını vermiş.

Erdoğan bunun üzerine kraliçeye çevresindeki insanların akıllı olup olmadıklarını nasıl ayırt ettiğini sormuş. 

Kraliçe, onlara doğru soruları sorarak ayırt ediyorum diye yanıtlamış ve izin verin göstereyim demiş. 

Kraliçe hemen Tony Blair'i aramış ve Sayın Başbakan, lütfen bu soruya cevap verin: 

Annenizin bir çocuğu var, babanızın bir çocuğu var ve bu çocuk sizinne kız ne de erkek kardeşiniz. Kimdir bu? diye sormuş. 

Tony Blair: Bu benim, majesteleri diye yanıtlamış. 

Kraliçe: Doğru. Teşekkürler, iyi çalışmalar Blair demiş ve Erdoğan'a dönerek: 
Gördünüz mü Sayın Erdoğan? 

Evet, majesteleri çok teşekkür ederim, bu metodunuzu kesinlikle kullanacağım diyerek oradan ayrılmış. 

Yurda dönüşünde hemen Unakıtan'ı yanına çağıran Erdoğan, "Kemal abi sana soracağım bir soruyu cevaplamanı istiyorum" demiş.

Unakıtan "Tabii efendim, nedir?" 

Erdoğan: "Annenin bir çocuğu var, babanın bir çocuğu var, bu çocuk senin
ne kız ne de erkek kardeşin. Kimdir bu?" 

Unakıtan sağa bakmış sola bakmış düşünmüş taşınmış ve en sonunda: 
"Efendim bunu biraz düşünüp sonra size cevap versem?" demiş. 

Erdoğan kabul etmiş ve Unakıtan oradan ayrılmış, vakit kaybetmeden Bakanlar Kurulunu toplantıya çağırmış, saatlerce bu soru üzerinde düşünmüşler, ama kimse bir cevap bulamamış.

En sonunda Kemal Unakıtan Kemal Derviş'i aramış ve durumu açıkladıktan sonra: 

"Annenizin bir çocuğu var, babanızın bir çocuğu var ve bu çocuk; sizin ne kız ne de erkek kardeşiniz. Kimdir bu?" 

Derviş: Bunda bilemeyecek ne var, tabii ki benim! diye yanıtlamış. 

Cevabı alan Unakıtan hemen Başbakanı arayarak: 
"Cevabı buldum efendim, kim olduğunu biliyorum, Sayın Kemal Derviş" 
demiş. 

Başbakan büyük bir hayal kırıklığıyla cevap vermiş: 
"Yanlış cevap Kemal Abi. Doğru cevap Tony Blair idi."

Gelelim gaflara…

-Akdeniz’in İngilizcesini “White Sea” olarak söylemesi bırakın ülkeyi; dünya da gündem oluvermişti.

-Başlarına çuval geçirilen 11 askerimiz için bir basın toplantısında acar gazetecinin birisi haddini(!) aşarak soruvermişti: ABD’ye nota verecek misiniz?

Cevap: ne notası müzik notası mı?

Çanakkale zaferinin kutlanması için devletin tüm kurum kuruluşları temsil edilmek için protokolde toplanmış; Sayın başbakan konuşma sırasında Genelkurmay başkanına “Hocam”! diye seslenivermiş…

O meşhur; “ananı alda git”, ” askerlik yan gelip yatma yeri değildir”…gibi halk tarafından kabullenilmiş olan gafları es geçiyorum…

 

NOT: bu yazıyı Vedat Demirbağ yazmamıştır. Sağa sola edepsizce mailler atan ufak insanların bilgisine…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.