Sebahattin Devecioğlu

Sebahattin Devecioğlu

FUTBOLUN MARKA DEĞERİ

Kitleleri peşinden sürükleyen, insanlara ulaşmanın en kolay yollarından biri olan futbol , spor etkinlikleri, spor imajı, küreselleşen ve bilgi çağını yaşayan dünyada şirketlerin bir pazarlama aracı olarak kullanabildiği ve hedef kitle ile iletişim kurabildiği bir alan haline gelmiştir.. Çok farklı insan ve gruplarını bir araya getiren futbol kavramının, daha uzun süre ve gittikçe artan bir hızla pazarlama stratejilerinde kullanılacağı ön görülmektedir. 
Televizyonun spora yoğun ilgi göstermesiyle birlikte, yayın dünyasından spor dünyasına büyük paralar akmaya başlamıştır. Durum öyle bir noktaya gelmiştir ki, milyon hatta milyar Euro’ların telaffuz edildiği bu süreçte televizyon, artık, spor etkinliklerinin bir numaralı finansörüdür. Birçok spor etkinliği televizyon gelirleri sayesinde düzenlenmektedir. Spor için büyük paralar harcayan televizyon, pek tabii ki, bu politikayı kendi ticari çıkarları doğrultusunda daha fazla para kazanmak için izlemektedir. Özel televizyon kanallarının devreye girmesiyle başlayan rekabet ortamı, geniş kitlelerin ilgisini çeken futbol yayınlarının baş döndüren bir hızla değer kazanmasına neden olmuştur.
Dünyanın önde gelen danışmanlık kuruluşlarından Deloitte’un 2009 da hazırladığı Yıllık Futbol Finansmanı Araştırması’nın sonuçlarına göre Avrupa futbol pazarı 1 milyar Euro düzeyinde gelir artışıyla 14,6 milyar Euro’ya ulaştı. Bu artış, büyük oranda Avrupa’nın beş büyük liginin gelirlerindeki 700 milyon Euro’luk artış ve UEFA Euro 2008 karşılaşmalarından elde edilen gelire bağlı olarak gerçekleşti. Beş büyük Avrupa liginin toplam cirosu 7,7 milyar Euro’yu buldu. Avrupa’nın ilk beş büyük ligini İngiltere’nin Premier, Fransa’nın Lig 1, Almanya’nın Bundesliga, İspanya’nın La Liga ve İtalya’nın Serie A ligleri oluşturuyor. 
Futbolda gelişen teknoloji ve digital yayınların artması ile birlikte İngiltere, Almanya, İtalya Fransa ve ispanya gibi ülkelerde liglerin yayın gelirleri giderek büyüme eğilimine girmiştir. Futbol ligleri arasında en çok izlenen İngiliz Premier Ligi nin 2010-13 yılları arasında elde edeceği gelirin 2 milyar 839 milyon dolar olarak tahmin edildiği, Fransa Ligi nde kulüplerin, Televizyon gelirlerinden 938 milyon dolar elde edeceği vurgulanırken İtalya Serie A ligi gelirini en hızlı artıran Avrupa ligi konumunda bulunuyor. Geçen sezonda Serie A takımları gelirlerini 357 milyon Euro artırıp sezonu 1,4 milyar Euro ciro ile kapattıkları. İspanya La Liga’da yer alan futbol kulüpleri, 112 milyon Euro’luk bir gelir artışı elde ederken, toplam ciroları 1,4 milyar Euro olduğu, Almanya’da Bundesliga’ nın yıllık ihale bedelinin 581 milyon dolar olduğu ifade edilmektedir 
Televizyon, Sponsorluk ve Reklam gelirlerine yönelik FİFA ve UEFA nın model uygulamalarına ilişkin önerilerinin dışında, Futbolda Liglerin değerleri gibi yayın haklarının paylaşım şekilleri ve oranları farklılıklar arz etmektedir. İngiltere Premier Lig de gelirin % 47 si eşit olarak dağıtılırken % 27 lik oran lig sıralamasına göre yine % 26 sı da maç yayınlarının oranına göre veriliyor. Gelirin % 8 lik kısmı son iki yılda ligden düşen kulüplere ödeniyor. Fransa Ligi nde ise kulüpler Dayanışma Ödeneği adı altında yüzde 60-65 lik bir oranı eşit olarak paylaşıyor. Geri kalan miktar sportif performansa ve TV de yayınlanan maç sayısına göre belirleniyor. Türk futbolunda Türkcell Süper Lig de gelirlerin dağılımı ise Şampiyonlar payı %11, eşit dağıtılan dayanışma payı % 35, Performansa göre % 45, İlk 6 ödülü ise % 9 olarak belirlenmektedir (Yeni Asır 2010). 
Türk Futbolunda son yapılan yayın ihalesinde 2010-2013 yıllarını kapsayacak şekilde A Paketi için Digitürk 322 milyon dolar olarak belirledi, B Paketini 40 milyon 210 bin dolarla TRT, C Paketini de Türk Telekom 13 milyon 500 bin dolarla kazandı, yayın ihalesinden sonra Türk futboluna 4 yıl için 2,3 milyar dolarlık bir kaynak sağlanacağı açıklandı (Hurriyet 2010). Türkiye Futbol Liginin 322 milyon dolara ulaşması dünyanın en değerli ligleri arasında ilk 5 sıraya ilerlediği vurgulanmaktadır.
Türk futbolunun artan gelirleri ile birlikte bir çok sembolik amblemlerinden yola çıkarak markalaşma çalışmalarına başlaması ve onu geliştirmesi, inkar edilmeyecek kadar önemli bir pazara sahip olan spor sektöründen hakkına düşen payı alması gerekmektedir. Türk futbolunun yeniden yapılanma sürecinde, kurumsallaşmanın yanı sıra, sporu faaliyetleri bünyesinde mali disiplin çerçevesinde markalaştırarak, spor pazarına sürmesi, önemli bir gelir kaynağının oluşturulmasının yanı sıra güçlü bir tanıtım ve dinamikleri de yanında getirecektir.
Kaynaklar ; 
1. Cem Çetin, Televizyon-Futbol (Spor) Birlikteliğinde Belirsizlik İlkesinin Gerekliliği: Fransa Modeli, SPORMETRE Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Dergisi, 2003, I (2) 111-116
2. http://www.fesam.org.tr
3. http://www.deloitte.com 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.