Sebahattin Devecioğlu

Sebahattin Devecioğlu

FUTBOLDA TARAFTAR OLMAK

“Futbol sadece futbol değildir” ile “futbol basit bir oyun değildir” yargıları herkes tarafından tümüyle onaylanmasa da, kesin bir dille reddedilemiyor  olsa da, Milyonlarca insanın futbola tutkuyla bağlı olduğu bilinen bir gerçektir . Bu tutku, inanç, milliyet, kültür, ekonomi, ırk, coğrafya, yaş ve cinsiyet farklılıklarına takılmadan özgürce varlığını sürdürebilmektedir. Futbol bazen kendini ispat etmenin, biz de varız, duyun bizi demenin yolu oluveriyor. Bezen ekonomi, sanayi ve endüstri gibi alanlarda gerçekleştirilemeyen boy ölçüşmelerin, güç gösterilerinin aracı. Kimi zaman da propaganda, tanıtım ve popülaritenin en etkin silahı. olduğu ifade edilmektedir.
 

Yüz yılı aşkın bir geçmişi olan futbol bugün  çok güçlü ve yaygın bir endüstri haline gelmiştir. Kitlesel tüketime çok yatkın, heyecan ve coşkuya açık, üstelik ucuz ve eğlenceli oluşu gelinen aşamada önemli etkenler arasındadır. İşte bu duygusal ve toplumsal meblağ, futbolun benzer spor ve eğlence sektörlerinin önünde yer almasının da önemli nedenlerindendir. Ama bütün bunların içinde en önemli ve üzerinde en çok durulması gereken neden ise futbolun mensubiyetlerle buluşmadaki başarısıdır. Bu açıdan futbol, mensubiyetlerin çağdaş simgesi olarak gördüğü kitlesel  ve yaygın kabulün de ip uçlarını vermektedir. Çünkü profesyonel futbol birilerinin adına ; köyün, kasabanın, semtin, kentin, ülkelerin vs adına  oynanır. Birilerinin, bir yerlerin temsilcisi olur. Futbol taraftarları bu ilişkide mensubiyetlerin zeminini teşkil eden aktörlerdir. Böyle bir aktörlük için özel çaba ve eğitim gerekmez; mevcut formasyonlar (aile, sokak, mahalle, okul, kent vs) içinde yer almış olmaktaraftarlık için yeterlidir. Futbolun mensubiyetlerin söz konusu işlevleri açısından kabul gördüğü toplumlarda taraftarlık futbolu bir spor ve bir oyun olmaktan çıkararak toplumsal başarı ve başarısızlığın biricik ölçütü haline dönüştürmektedir. Böyle bir anlayış futbolda başarıyı, temsil edilen kasaba, kent ve ülkenin en önemli değeri olması düşüncesini de beraberinde getirmiştir. Başarı kadar başarısızlığın, yengi kadar yenilginin de futbolun doğal sonucu olduğu düşüncesi bu anlayıştan kaynaklanan olumsuz toplumsal sonuçları bertaraf edebilmek için zaman zaman futbolun içinden seslendirilen bir telkin, bir söylem olmuştur.

Futbol maçına gitme, taraftar olma, kitleye katılmanın en yaygın yollarından en başta gelenidir. Bırakın dokunmayı, gol olduğunda herkes birbirinin üzerine çıkar, kitle daha da bütünleşir.. Futbol, insanın ihtiyaç hissettiği şeyi zararsız bir şekilde verir. Kalabalık içindeki yalnız insanı kitleye katar. Savaş ve av yerine oyun, üniforma ve sancaklar yerine formalar ve bayraklar, oklar ve kurşunlar yerine sıkılan yumruklar, alkışlar ve şarkılar ve hatta danslar vardır. Her ikisi de kitle için de erime duygusudur. Biri (yani savaş ya da sürek avı) ölmemek için öldürmeyi amaçlar, diğeri (futbol), taklit edilmiş ve oyun haline getirilmiş galibiyet duygusu ile, yaşayanlar arasında ruhun hayatta kalmasını sağlar. Kaybetmek yıkar, kazanmak gururu göğe yükseltir.

Yüzlerce sivil toplum örgütünün bir araya gelip düzenlediği kitle toplantılarına katılım kimi zaman bin kişinin altında kalırken, futbol takımları en kötü zamanlarında bile on binlerce insanı tribünlere toplamayı başarıyor. Taraftarlık çaba göstermeden, bedava elde edilebilen bir kimlik ve gariban insana büyük bir takımla bütünleşme şansı veriyor. Futbolun kitleleri birbirine bağlayan inanılmaz bir büyüsü olduğunda herkes hemfikir.

            Futbolda takım tutmak, bir takımın taraftarı olmak, o takımın sevinciyle sevinmeyi, üzüntüsüyle üzülmeyi gerektiriyor. Futbol da boş tribünlere oynamak, taraftarsız şampiyon olmak maalesef hiçbir anlam teşkil etmiyor….çoğu zaman futbol dışındaki olayların futbola mal edilmesi ve veya futbolun bu olaylara alet edilmesi topluma zarar verdiği gibi futbolu da asıl amacından uzaklaştırmaktadır. Futbolda taraftarlık futbolun kendi sınırları içerisinde yer almaktadır..Futbolun dışındaki yaklaşımların bu sınırların içerisinde yeri yoktur ve olmayacaktır.

KAYNAK
1-    http://www.kesfetmekicinbak.com/kultur/others/00489/
2-      http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=11571
3-      İsmail DOĞAN, “Türk Futbolunda Potansiyel İstanbul Ruhu Ve Şiddet”,Düşünen Siyaset Dergisi,Yıl 1, Sayı,2, 1999
4-      http://www.hurriyetim.com.tr/agora/article.asp?sid=1&aid=1109

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.