Sebahattin Devecioğlu

Sebahattin Devecioğlu

ELAZIĞSPOR TARAFTARI

Spor evrensel kültürün bir parçası, dünyada dili, ırkı, dini farklı insanları birleştiren önemli bir vasıtadır. Dünya barışına katkı sağlayan bir etkinlik olan sporunu; fiziksel faydalarının yanı sıra insanların ruhsal sağlığını da olumlu yönde etkilemek, sosyal ve moral kazançlar sağlamak amacı ile yapılan hareketler topluluğu olarak da tanımlanmaktadır (sporbilim). 
1985 Dünya Gençlik yılında üç slogan “Barış-Katılım-Gelişme” on yıl süreyle uygulamaya konularak 1995 e kadar Birleşmiş Milletler üyesi olan ülkelere hedef olarak öngörülmüş ve bu üç sloganı en iyi gerçekleştirebilecek olan spor organizasyonlarının sayı ve çeşidinin arttırılması istenmiştir.
Birleşmiş Milletler 2005 yılını Uluslararası Spor ve Beden Eğitimi Yılı ilan ettiğinde sporun barışa ulaşmadaki önemine dikkat çekerek, Spor evrensel bir dil, kökenleri, geçmişleri, dini inanışları ve ekonomik durumları ne olursa olsun insanları birbirine yaklaştırabilir şeklinde açıklama yapmıştır.
Uluslararası spor karşılaşmalarının bir savaş değil tersine bir barış unsuru olduğu hepimizce bilinmektedir. Nasıl ki bir devletler hukuku varsa bir de uluslararası spor hukuku vardır. İnsanoğlunun tekâmülü ile eski medeniyetlerden bu güne değin gelişen kurallar, bu gün ileri düzeydeki prensiplerine ulaşmışlardır. Dolayısı ile sporda kuvvetli olan kazanır, zor kullanan kaybeder. Bireysel anlamda spor, kişinin egemenlik ve olanaklarını değerlendirme duygularını geliştirir. Dolayısı ile kişi ve ulusların eğitimini tamamlar. Müşterek eğitim esasına dayanır ve spor ulusların akıl ve eğitim düzeyinin aynasıdır. Sportif karşılaşmalar mertçe, hilesiz, dostça ve kısacası sportmencedir. Böyle bir sportmenlik için insan doğuştan sporcu olamaz, o unvanı hak etmesi, kazanması lâzımdır. Sporun anayasası sağlığa, birlik ve beraberliğe, kardeşliğe, arkadaşlığa ve dostluğa dayanan bir insan topluluğu ekolüdür. Spor özellikle barışçı olma niteliği ve uluslararası değişmeyen kuralları nedeniyle, ayni toplumdaki insanlar ve gruplar arası sosyal ilişkiler yanında diğer toplumlardaki insanlar ve gruplarla kurulan sosyal ilişkilerin gelişip güçlendirilmesinde de olumlu etkiye sahiptir. Bu yönde çabalar son yıllarda spor adına birçok kuruluş tarafından ortaya konmaktadır(sporbilim).
1974 yılında Uluslararası Fair-Play Komisyonu tarafından hazırlanan Fair-Play Deklarasyonu özet olarak; “Kendisine ve dolayısıyla diğerlerine (rakibine, takım arkadaşlarına, hakemlere, izleyicilere ve kamuoyuna) saygıya dayanan bir hayat görüşüdür. Bu görüş her ne pahasına olursa olsun kazanmayı, başarılı olmayı reddetmektedir.” Bu kavram sadece sporcular için değil, yöneticiler, hakemler, izleyiciler, taraftarlar antrenörler ve yarışmalarla ilgilenen tüm medya kurumları içinde geçerlidir. 
Türkiye Futbol Federasyonu Fair-Play Talimatının amacı ise Futbolda "Fair Play"i düzenlemek, Fair-Play çerçevesinde centilmenlik ve spor dürüstlüğü hareketlerini teşvik için alınacak tedbirleri belirlemek ve ödüllendirmenin esaslarını tespit etmektir. Bu amaç çerçevesinde, Futbol oyununu dürüstlük içinde oynama, rakibine sportmence davranma düşüncesinden hareketle, müsabakalara katılan kulüpler, oyuncular, hakemler, teknik yönetici, öğretici ve eğiticiler ve seyircilerin: Oyun ve yarışma kurallarına riayet etmeleri, Karşı takım oyuncularına, maçı yönetenlere, maçla ilgili diğer görevlilere, seyircilere, basın ve yayın temsilcilerine sportmence davranmaları ve bu konuda her türlü çabayı harcamaları, Maçlara katılan herkesin, maçtan önce, maç sırasında ve maç sonrasında, maçın sonucuna ve maçı yönetenlerin verdiği kararlara saygılı davranmaları, Fair play hareketleri olarak tanımlanmıştır (Madde 5).
TFF Fair-Play talimatnamesine uygun olarak; Elazığspor-Balıkesirspor arasında geçen hafta sonu oynanan, zevkli müsabakanı öncesi ve sonrasında, Balıkesir’den Elazığa gelen “10 Kolikler” ve “Bal-Kes” isimli Taraftarlar Grubu’yla “Narkoz” Elazığspor Taraftar Grubu bir araya gelerek, yemek yemeleri ve maçın dostluk ve kardeşlik duygular içerisinde geçmesi dilekleri ile karşılıklı forma, bayrak hediye etmeleri gibi paylaşımların maça pozitif yansımaları gib uygulamaların, son yıllarda Türk futbol seyircisinde görmeye alışamadığımız görüntülerin oluşması, TFF yöneticileri tarafından dikkate alınarak, Türk futboluna örnek Fair-Play uygulaması olarak gösterilmelidir. 
Elazığsporun coşkulu ve bir o kadarda misafirperver taraftarının, Fair-Play ödülüne aday gösterilerek, ödül almalarını yürekten destekleyerek bu ve benzeri uygulamaların devam etmesi, Elazığspor kulübüne olumlu katkıda bulunacağı gibi, Türk futbolunda taraftar kültürünün gelişmesine örnek teşkil edeceği kanaatimcedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.