Sebahattin Devecioğlu

Sebahattin Devecioğlu

ALTI SİGMA SPOR YÖNETİMİ

Dünya’da hızla gelişen teknoloji, dev yatırımlar, her zaman güçlü olma isteği, medeniyetin ve insan olmanın yeni arayışları, tarihi insanlık kadar eski olan sporun daha da önemsenmesine,gelişmesine olanak sağlamıştır. Spor olgusunun amatörlükten profesyonelliğe geçişinden sonra, sürekli değişen ve gelişen dünya düzeniyle birlikte farklı ve daha çok ticari bir içerik oluşturmaya başlamıştır. Spor organizasyonlarına televizyon ve internet vasıtasıyla kolaylıkla ve hızla erişim, gazetelerin gündemini oluşturması, sporcuların popülerliği ve kitlelerin spor dallarına ilgisi sporu daha da önemli kılmaya başlamış ve farklı bir platforma taşımıştır. Sporun olağanüstü derecede büyüyerek ekonomik bir olgu haline gelmesi, değişik sektörleri (sağlık, turizm, finans vb.) canlandırsa da, sporun yapısındaki bu değişimler içinden çıkılamayacak sorunların oluşmasına da neden olmuştur (Biçer, 2008: 106).

Bu sorunlar sporun 21. yüzyılda yeniden yapılanmasını, farklı bir anlayış içerisinde yönetilmesini, spor organizasyonlarında yer alan tüm katılımcıların ve kurumların sporda kaliteyi bir yaşam felsefesi olarak kabul etmesini gerekli kılmaktadır (Biçer, 2008: 107). Gelişmiş ülkelerde gönüllü kuruluşlar tarafından yönetilen sporun, ülkemizde halen devlet tarafından idare edilen kurum içerisinde olduğu ve kendi kendini yönetemediği görülebilmektedir. Bu yapı sporun sürekli gelişen organizmasını olumsuz yönde etkilemektedir.

Spor federasyonlarının bürokratik engeller içerisinde çok verimli çalışamadıkları Söylenebilir (İmamoğlu & Çimen, 1999: 59-76). Bilim ve teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumsal ihtiyaçların yanında bu ihtiyaçları karşılamak üzere kurulmuş bulunan kamu yönetiminin merkezi ve yerel düzeydeki örgütlenmeleri ile işlevlerinde de değişimi zorunlu kılmaktadır (DPT, 2000’den aktaran: Devecioğlu, 2003: 49).

Türkiye’de kamu hizmetlerinin genellikle yerine getirilmesinde kaynak israfı, verimsizlik, dengesiz ve kalitesiz hizmet, bürokratik egemenlik gibi şekillerde kendini gösteren idari tıkanıklıklar dikkat çekmektedir. Dolayısıyla hızlı bir değişimin yaşandığı günümüz ortamında katılımın ve hizmetlerin ülke düzeyine optimal biçimde sunulmasını sağlayacak yeni bir yapılanmaya ihtiyaç olduğu sık sık vurgulanmaktadır (Doğar, 1997’den aktaran: Devecioğlu, 2003: 50 ). Spor Genel Müdürlüğü faaliyetlerinde önemli bir yere sahip, kamu faaliyeti sunan, çeşitli spor dallarının yönetim ve kalkınmasında en etkili olabilecek kuruluşlar olarak nitelendirilen spor federasyonlarında da değişim gerçekten büyük önem arz etmektedir. Çünkü Spor Genel Müdürlüğü her yaştaki vatandaşa spor yaptırmak ve ülkeyi uluslar arası organizasyonlarda temsil edecek sporcular yetiştirmek gibi temel görevlerini federasyonlar kanalıyla yerine getirmektedir(İmamoğlu & Çimen, 1999: 59-76). Ayrıca federasyonların antrenörlerin ve monitörlerin eğitimlerinin sağlanması, ülke içinde müsabakalar organize etmek, spor dallarının ulusal ve uluslar arası gelişimi için planlamalar yapmak vb. gibi birçok görevi bulunmaktadır. Dolayısıyla gerek SGM gerekse de federasyonların bu görevleri yerine getirebilmeleri için günün şartlarına uygun bir teşkilatlanma içinde olmaları, dolayısıyla değişmeleri zorunlu bir hal almıştır(İmamoğlu & Çimen, 1999: 59-76) ve bu değişimin hedefi ise spor federasyonlarında özerkleşme olarak ifade edilmiştir. 2004 yılında, 3289 sayılı yasada yapılan değişiklikle spor federasyonlarının

özerkleşmesi yolu açılmıştır. (Demir, 2008: 44)

Federasyonların özerkleşmesi, şeffaflaşmayı ve katılımı zorunlu kılan bir yeni yapılanma modeli olarak ilk bakışta çok olumlu bir beklenti yaratmış olsa da, yasal dayanağın ikili karakteri, daha daralan üst yönetim mekanizmalarının oluşması, denetim ve denetime bağlı olarak iyileştirmenin gerçekleşmemesi, vb. birçok nedenle ortaya çıkan uygulama sorunları akıllara da birçok soru işareti getirmiştir (Türkmen, 2007).

Ancak, devlet yönetiminde tamamen bağımsız bir federasyon yapılanması bugünün sosyal, ekonomik ve siyasi şartları düşünüldüğünde uygulamada Türkiye’deki amatör sporu bugünkünden daha güçlü şartlar altına sokabileceğinden, özerkleşme fikrinin sağlam bir örgütsel altyapıya dayandırılması ve özerk yapılara geçişlerde süreçlerin esnekliğe imkan tanıyan hazırlıkların tamamlanması gerekli görülmektedir (Yenel & Erturan, 2004’den aktaran:Demir, 2008: 100).

Özerlikle ilgili mevcut aksaklıkların giderilmesiyle birlikte, mevcut yönetim anlayışının da değişmesi gerektiği düşünülmektedir (Demir, 2008: 101).

Türkiye’de, kamu ve özel spor örgütlenmelerindeki sorunlar öteden beri bilenen ve tartışılan konuların başında gelmekte, bu problemler beraberinde, Türk sporunun dokusuna uygun bir yönetim modeli arayışını gündeme getirmektedir. Bu önem, genelde spor alanındaki yapısal değişim projesinden, özelde ise proje dahilindeki federasyonların özerkleştirilmesinden bahsedilmesini sağlamaktadır. ( Devecioğlu, 2003: 49-58)

Spor işletmelerinin temelde hizmet üreten işletmeler olduğu kabul edilirse, bu işletmelerin sporda hizmet kalitesini artırmak ve müşteri beklentilerini karşılayabilmek ve hizmet pazarında, büyüyen rekabet ortamında yer alabilmek için sürekli değişen ve gelişen Dünya düzeninde geçerli bir kalite yönetim anlayışını benimsemeleri gerekecektir. Bu anlamda, imalat sektöründe birçok başarı hikayelerinin yaşanmasında büyük payı olan ve artan global pazarda birgün bir çok işletmenin mutlaka tanışacağı Altı Sigma yönetim modelinin hizmet alanında, özellikle spor hizmeti alanında ve kurum ve kuruluşlar bünyesinde uyguladıkları faaliyetler neticesinde bir nevi spor hizmeti (ürünü) sunan yönetim alanında da uygulanabilirliği mümkün görünmektedir.

Yapılacak yasal düzenlemelerle birlikte, “spor federasyonlarında” Altı Sigma uygulamalarına geçilmelidir. Altı Sigma anlayışı çerçevesinde “spor federasyonlarında” bir kalite kültürünün oluşturulması, hedef kitle tatmininin sağlanması, verimliliğin ve etkililiğin arttırılması, sürekli gelişmenin sağlanması ve hizmet sunacakların niteliklerinin artırılması mümkündür. Gürses (2005) çalışmasında Altı Sigma’nın başarılı bir şekilde uygulanması için üst yönetimin destek vermesinin çok önemli olduğunu, Altı Sigma ile örgütsel değişimin sağlanması gerektiğini ve üst yönetimin desteği sağlanmadan başarılı olmanın çok zor olduğunu ifade etmektedir (Gürses, 2005: 48-57).

Fırat Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Araştırma Görevlisi Ali Serdar Yüceli ile birlikte yürüttüğümüz;“Türk Spor Federasyonlarında Altı Sigma Yönetim Modelinin Uygulanabilirliğine İlişkin Yönetici Görüşlerinin Bazı Parametreler Bakımından Değerlendirilmesi” isimli Araştırmada, üst yönetimin liderliği, desteği olmadan “Altı Sigma” uygulamalarında başarılı olunamayacağı gerçeği göz önünde bulundurularak, Spor Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren spor federasyonlarında fahri ve kadrolu görev yapan spor yöneticilerinin (federasyon başkanı, asbaşkan, yönetim kurulu üyesi, genel sekreter, şef ve spor uzmanı), spor federasyonlarında Altı Sigma yönetim modelinin uygulanabilirliğine ilişkin görüşleri tespit edilmeye çalışılmıştır.

Türk Spor Federasyonları’nda Altı Sigma yönetim modelinin uygulanabilirliğine ilişkin yönetici görüşlerinin değerlendirilmesi sonucunda; Üst yönetimin liderliği, desteği olmadan “Altı Sigma” uygulamalarında başarılı olunamayacağı gerçeği de göz önünde bulundurulduğunda mevcut yöneticilerle spor federasyonlarında, Altı Sigma uygulamalarının başarılı olacağı ve Altı Sigma yönetim modelinin Türk Spor Federasyonları’na uygulanabilir olduğu sonucuna varılmıştır.

 

Kaynak : Ali Serdar YÜCEL, Sebahattin DEVECİOĞLU, Türk Spor Federasyonlarında Altı Sigma Yönetim Modelinin Uygulanabilirliğine İlişkin Yönetici Görüşlerinin Bazı Parametreler Bakımından Değerlendirilmesi, IIB International Refereed Academic Social Sciences Journal, Volume : 3, issue: 7, Year: 2012, pp: 30-52

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.