Nurhat Halisdemir

Nurhat Halisdemir

Orusbunun parasını nasıl öderlermiş…

Bu sözün sahibi çok şükür ben değilim; kim derseniz reza zarrab derim. Milletin iliğini, kanını emenlerin kalitesini ve kapasitesini gösteren bir söz!

Burada o “ İranlı reza oğlan” birilerine rüşvet verilmesi konusunda arkadaşına nasihatte bulunuyor ve devletin memurunu orusbu ile aynı görevi ifa eden birileri olarak değerlendirmesini salık veriyor…

Her şey bir yana bu adamın bu sözünden ötürü devlet gereğini yapmalıydı. Aksi halde önüne gelen devletin memurlarını üç kuruş para için bacağını ayıranlar olarak algılayacaktır. Şahsen en azından devleti temsil eden makam olan cumhurbaşkanlığından bu konuda gereğinin yapılmasını bekliyorum. Siyasi irade bu konuda bir şey yapmaz; yapamaz!

****

Sayın başbakan Elazığ’da kürsüye çıkmadan önce sevgili Bülent abi çok duygusal bir konuşma! Yaptı ve meydanları ısındırdı. Daha birkaç gün önce AA’nın haber değeri görmediği için servis yapmadığı o meşhur konuşmasında sevgili Bülent abi bakan çocuklarının bırakılması konusunda vicdanların sızladığından bahsetmiş ve “çok mal haramsız; çok söz yalansız olmaz” demişti. Vallahi altına imza da atarım parmakta basarım. Çünkü doğru söze ne denilir ki…

Lakin o konuşmanın akabinde Elazığ’da meydanlarda özetle “haşhaşilerin bir tezgâhına geldi bu hükümet” dedi ve bombayı patlattı. “havaalanından Elâzığ’a gelirken duble yolları, alt geçitleri ve hızlı trenleri gördük gurur duyduk dedi”  haliyle meydanlarda bir uğultu ve alkış tufanı koptu. Tabii meydanlardakilerin çoğu çevre il ve ilçelerden gelen misafirlerimiz! Olunca ve geldikleri güzergâh o hızlı trenin geçtiği yerlerden uzak olması hasebiyle trene bakamamışlar. Ama olsun tren lafını duymaları bile yeterli onlar için…

Bende merak ettim ve tren garında görevli bir arkadaşı aradım. Hal hatır sorduktan sonra sitemlerimi dile getirdim ve o hızlı trene binmedim ama en azından resimlerini, güzergâhını, kapasitesini bana gönderirse sitemizde yayınlamak istediğimizi; kendisinin bana yapmış olduğu yanlışı ancak böyle affedebileceğimi söyledim. Arkadaş birazda esprili bir şekilde beni alaya alarak “olsa mal senin” olmayan bir şeyin nesine seni çağırayım; bilgilerini göndereyim deyiverdi…

Aramızdaki samimiyetten dolayı “olum sen manyakmısın? Koskoca Bülent abinin olduğunu söylediği hızlı trene yok diyorsun dedim. Demez olaydım…

Yav sen benle dalgamı geçiyorsun?

Bizim buraya bir meşhur kara tren gelir hem de düdüğünü öttüre öttüre; ineklerde mal mal seyreyler dedi. Baktım kızdı ve burada yazamayacağım sözler sarf etti.  Aslında kendisi aslen Malatyalı ve aramızda ara sıra şakasına da olsa Elâzığ Malatya esprileri yaparız. En sonunda bana golü de attı…

Sen boş ver treni de söyle bakayım –başbakanın söylediği o paraları nereye harcadınız?

Ne parası dedim?

6 katrilyon para gelmiş 11 yıl boyunca bu memlekete dedi.

İçimden aha golü yedik dedim…

Çünkü verecek cevap yok!

Ama vaziyeti kurtarmam gerek; döndüm hemen kendimce cevabı verdim…

Vermez olaydım;

Dedim ki olum sizinkiler çiçek, böcek derken parayı harcamışlar, biraz da hava almışlar ne 6 katrilyonundan bahsediyorsun?

Arkadaş cevabı yapıştırıverdi…

O zaman o sizin vekilleriniz, il başkanınız, belediye başkanı ve adayı neden sayın başbakanım öyle bir para bize gelmedi demediler…

Yedik mi ikinci golü hiç pozisyon vermeden!

Ve ekledi…

Ama var ya gerçekten sizi tebrik ediyorum dedi. Neden diye soramadım. Çünkü 3.cü gol geliyordu ve ben pozisyon almaya odaklanmışken atıverdi…

Siz Elazığlılar “gakkoş, baboş, godoş denildiğinde ayaklarınız yerden kesiliyor” üstüne de alkışlarınızla İnönü’de Beşiktaşlıların kayıt altına alınan o ses desibelinin üstünde bir sevinç gösterisi ile karşılık veriyorsunuz dedi.

Artık goller arka arkaya gelince bende işin tadını çıkartmaya karar verdim ve ekledim. Yahu gerçekten sen o gün meydanda olan bitenlere yakındın ben ise sonradan seyrettim; başbakan konuşurken meydanlardan pekte anlam veremediğim bir uğultu kopuyordu.  Oradakiler “yuh mu” yoksa “oh mu” diyorlardı. Televizyondan izlediğim için anlamsız bir gürültü vardı ve bayanlar seviniyorlar mıydı, ağlıyorlar mıydı? Anlamdım.

Güldü…

Sen fazla gol yememek için konuyu değiştiriyorsun ama olsun; o ses Türkiye’nin sesi dedi. Anladım nereye gideceğini ve kısık bir sesle haklısın ile başlayan cümleler ağzımdan dökülüverdi…

Gerçekten de o ses Türkiye idi. Çünkü bindirilmiş, mankurtlaştırılmış bir güruhtu o ses ve o anda mazide söylenilmiş bir söz aklıma geliverdi.

Güruhlarla, bireylerin oyu bir olmamalıydı…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.