Nurhat Halisdemir

Nurhat Halisdemir

İstifa etmiyorum…

 

 

 

Günün modası ve kıvırması;

“Savunduğum ideolojiden, partiden ve camiadan istifa ediyorum”

Niye?

Gördüğüm lüzum üzere…

Lüzumun ne ola ki seni kimliksizleştiriyor? Diye sormak geliyor içimden ama muhatabı ben değilim! Çünkü ne ben seçtim; ne de aday ettim.

Birde görülen lüzum üzere ihraç etme konusu var…

Onu da sormak gerek;

Ne oldu da ihraç etme kararına vardınız?

Cevap hazır nasıl olsa…

İç işleyiş;

 İnsanın aklı dimağı almıyor bu yaklaşımı; yaklaşan seçimler öncesi böyle bir karar ve tutum neye ve kime hizmet eder?

Çağırırsın muhataplarını ve önce konuşur sonra uygularsın. Ön yargı ve dedikoduya fırsat vermeden bir duruşla olayı kapatır ve bırakın düşmanı; dost! Olanlara bile yorum yapma hakkını vermezsin. Fitne, fücur kol gezerken ortalıkta!

Hani bir söz var;

Söz ola kese savaşı; söz ola kestire başı…

Birde kantarın topuzunu iyi ayarlamalı derler.

****

Geçen hafta on günlüğüne eski dostları ziyaret, birazda yılların yorgunluğunu ve stresini üzerimden atmak üzere Karadeniz’e çocukları da alıp gittim. Yakın çevreme telefonlarımı kapatacağımı söylememe rağmen gaflette bulunup kapatmadım.  Ani gelişen olayları sağ olsun dostlarımız benimle paylaşmak istemişler ve haliyle bizde uzaktan duyduk ve üzüldük. Stresimiz ve yorgunluğumuz kaldığı yerden devam etti haliyle…

Kızılcık şerbetini dostlarım sunmazsa içmem çünkü kan kusmayı sevmem; lakin insan iki de bir içince de “yeter” demekten kendini alamıyor!

Bilen bilir ideolojimden ve savunduğum değerlerden zerre geri adım atmam ve çok şükür bu güne kadarda atmadım. Yanlışı ve yalanı savunacak kadarda meşrebi geniş de değilim. Yani kitabın ortasından konuşur ve yorum yapmam.

İdeallerimi ve ideolojimi rahmetli "Başbuğ Türkeş"’in sözlerinde, yazdıklarında şekillendirdim. Her defasında da şükür eder ve rahmetle anarım başbuğumu…

İthal olanlarla, yalpa yapanlarla ve kıvıranlarla mesafe koymayı başbuğumdan öğrendim. Allah’ın izniyle de öğrendiğimi uygulamaya devam edeceğim. Ülkücü olanın ocağı ülkü ocakları ve siyaseten partisi de MHP’dir. Bunun aksini söyleyen kıvıranlar ve yalpa yapanlar sınıfındandır. Haliyle Ülkücü olanın siyaseten MHP dışında birisine ne referans, ne de destek olma gibi bir lüksü yoktur. Olanları da ben zaten ülkücü olarak kabul etmiyorum; başbuğumun ifade ettiği "ÜLKÜCÜ" tanımına dayanarak…

Geçmişinde ülkücü iradenin içinde bulunmuş; daha sonra çeşitli sebeplerle yalpa yapmış; daha sonra da “yuvaya dönmüş” olanlara dahi mesafeli durmayı da rahmetli başbuğumdan öğrendim. Dedim ya öğrendiklerimi uygulamaya devam edeceğim Allah’ın izniyle…

Çünkü insan beşer derler ola ki yine şaşarsa üzülmemek için kendimce tedbirimi alırım. O yüzden siyaseten “asıl” olanları “ithal” olanlarla bir tutmam!

Bu camiayı gerek genel merkez ve gerekse il, ilçe, ocak ve yan kuruluşlar olarak temsil edenlerin kriterlerini çok iyi belirlemeleri; “asıl” ile “ithali” bir tutmamalarının gerekliliğini bir kez daha hatırlatmak isterim.

Niye yazdım da kızılcık şerbeti içmedim diye soranlara; “hoşlanmim, irite olim ve hatta nefret edim” desem yeterli gelir sanırım!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.