Nurhat Halisdemir

Nurhat Halisdemir

Hiç mi yüzü gülmeyecek bu şehrin…

Nasrettin hoca yıllar önce esprili bir şekilde söylemiş; “parayı veren düdüğü çalar”…bu elbette ki sosyalleşmiş, girişimciliği başarmış ve birey olmayı becerebilmiş toplumlarda geçerli bir anlayış değildir. Paydaşlarını doğrudan etkileyen; sevinçte, tasada ve gurur duyulması gereken olaylarda kimse Nasrettin hocanın söylediği sözün geçer akçe olduğunu iddia edemez.  

Sporun siyaseti de partisi de olmaz; gerçi AKP iktidarı bu söylediklerimi; yani olmazları olur kılmayı da becerebildi!. İşte Beşiktaş, Fenerbahçe, Trabzon ve Kasımpaşa örnekleri…

Yıllardır ulusal basında ve görsel medya araçlarında; hatta sosyal paylaşım sitelerinde bu konuda ehil olanlar, ekmeğini bu sektörden elde edenler, bilimsel çalışmalarına özellikle bu konularda yönelen akademisyenlerin sözü para etmediği gibi; neredeyse ihanetle suçlanır oldular. Çünkü yandaş kafalar(!) arkalarına aldıkları siyasilerin üzerinden şöyle buyurdular. “siz bilmezsiniz biz biliriz”…

Padişah edasıyla boy gösterenlere bu millet alışmıştı lakin birde padişahın ulufe dağıttığı beyleri türedi ve “ben yaptım oldu” mantığıyla hareket etmeye başladı.

Bir gecede tüzük değiştirenlere o gün itiraz eden 3(ÜÇ) yürekli insanı yalnız bırakanlar şimdi toplumun tepkisi karşısında bukalemun gibi “ben demiştim” edasıyla bilirkişilik taslıyorlar. Gerçi doğruları görüp; yanlıştan dönmeleri de bir erdemdir(!)

Bu şehrin yetiştirdiği önemli akademisyenlerden birisi ve benimde kadim dostum olan Sebahattin Devecioğlu son kongreden beri bu işin sancısını çekenlerden birisi olarak her hafta sitemizde yazıp durdu. Bu şehrin ileri gelenlerine seslendi durdu; yetmedi kamuoyu oluşturmak adına sosyal paylaşım sitelerinde sayfa oluşturdu ve bugün yaşananları dile getirdi…

Birileri tarafından “pişmiş aşa su katmakla” dahi itham edildi. Son yazısında vurguladıklarının ortaya çıkması ile de bu işi bilenlerin başında gelen birisi olarak sporda yöneticiliğin ne kadar önemli olduğunun altını çizmiş oldu.

Belediye başkanının geçen hafta televizyon ekranlarında biz her zaman Elazığspor’un arkasında duracağız demesi şahsen benim bu hafta maça gitmememe vesile oldu. Çünkü bu şehrin temsilini yapan kulübü dahi siyasete alet ettiklerinin göstergesiydi. Ve ben o gün başkana oradaki basın mensuplarının şu soruyu sormalarını çok isterdim: Sen önce şehr’ül emin ol ve şehre sahip çık! Sokaklardaki çöpler toplanmıyor, sular kesiliyor, çarpık kentleşme ve yolsuzluk başını almış gidiyor. Sporu bitmiş siyasetine alet etme!

Ama bu soruyu soracak basın mensubu nerede?

Şirketleşmeye gitmiş takımların durumu ortada!

Malatya, Samsun, Adana, Ankara gibi şehirler bunu denedi ve halleri ortada. Daha da ileri gidelim Trabzon, Galatasaray, Fenerbahçe, Gençlerbirliği gibi kulüpler milyonlarla ifade edilen taraftarları ve yüzbinlerle ifade edilen şirket ortakları olmasına rağmen iflasın eşiğindedirler.

Beşiktaş “vefa” dedi…

Altyapısı ve yüz yılı aşkın tecrübesiyle kendi yağında kavrulmanın derdindeler…

Galatasaray iflas bayrağını çekti çekecek ve birkaç yıla kalmaz onlarda “vefa” diyebilirler…

Trabzon pilot takımlarında yetiştirdiği futbolcularla idare etmenin yolundalar…

Peki, ey Elazığspor’u aile şirketi yapanlar sizlerin böyle yetenekleriniz ve gücünüz var mı?

Bu şehrin ve halkının tek eğlencesi ve gururu olan spordaki temsilcimizi ihtiraslarınıza kurban etmeyiniz. Zaten bu şehir sahipsiz;

İnsanları mağdur;

Yöneticileri ve temsilcileri biçare;

Siyasetçileri vurdumduymaz…

Yeter artık; bu halka ve şehre artık ihanet etmeyiniz!    

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.