Nurhat Halisdemir

Nurhat Halisdemir

Devlet paralel olur mu?

Artık şu paralel lafını değiştirip dikdörtgen, eşkenar, asimetri gibi farklı kavramları milletin hafızasına yerleştirmenin zamanı gelmedi mi sizce!

Devletin kimliğini artık şekillerle ifade eder olduk ki en tehlikeli süreçte bu andan itibaren başladı. Önce devlet kutsal olamaz denildi; daha sonra kimliksizleştirildi ve sonunda şekillere sığdırıldı. Ne nizam kaldı, ne de mizan!

Daha sonra “dost-modern darbe” gibi anlamsız(!) tanımlamayla devleti tehdit eden unsurlara yeni bir algı yüklenildi. Sanırım bu algıyla düşmanlarımızı dost-dost olmayan gibi kategorilere sığdırmanın dayanılmaz cazibesi hükümete sirayet etmiş…

Dost düşmanları şöyle kurgulayalım;

Cemaat, hizmet, tarikat, hizbul tahrir, el kaide, milli görüş, ülkücü hareket, Nakşibendiler, menzilciler, Süleymancılar, nurcular, alperen ocaklılar…

Dost olmayanlar ise; Mossad, El Fetih, CIA, Fransız DGSE ve DRM, Rus FSB ve SVR, Alman BFV ve BND, İngiliz MI5 ve MI6 belki CABİNET, El muhaberat…

Hadi listeye birde teşkilat-ı mahsusa’yı ekleyelim!

Aslında bu listeleri iki kelimeyle ifade edebiliriz…

AKP’ye karşı olan yapılar!

Dikkat ettiniz mi?

BDP, PKK ve onun uzantısı olan KCK ne dost ne de düşman listelerinde yok! Acaba neden?

Asıl siyasi analistler bunu bilinçli mi yoksa emri vakiye bağlı kalarak mı liste dışı tutuyorlar bakmak lazım. Bir zamanların bebek katili bugünlerde barış elçisi oluverdi! Öyle ki imarlıdan sıkıldığı için yakın zamanda belki baba memleketi Halfeti “AMARA”ya günübirlik turlar düzenlenebilir. Ya da bu geziler aylık, yıllıkta olabilir…

Bu yazdıklarımı öyle laf olsun diye yazmadım. Bilinçli ve kararlı olarak yazıyorum!

Çünkü paralel devleti inşa eden hükümetin paralel bakanları ve kurum-kuruluş yetkilileri 30bin kişinin katilini ve onun uzantısını muhatap alarak “ver kurtul” anlayışıyla doğu ve güneydoğuyu “Kürdistan”  ilan etmişlerdir.

AKP’nin Diyarbakır belediye başkan adayı ve halen milletvekili olan Ensarioğlu’nun basına yansıyan ifadeleri benim yazdıklarımın teyididir.

Peki, AKP’nin söylediği gibi “dost modern darbeciler” bu ülkede tehdit değil mi?

Mütedeyyin, samimi ve Allah rızası için dini vecibelerini yerine getirenlerin dışında kalan bir yapılaşmanın kurum-kuruluşlardaki etkisi elbette ki mevcuttur ve bu din bezirgânları kendileri dışındakilere yaşama hakkı tanımamaktadır.

Milletin güvenliğiyle ve adaletin tecelli etmesiyle sorumlu kurumların hali ortadadır. Ve hükümet bu konuda “hem haksız, hem de haklıdır” çünkü bu yapılanmaya iktidarları boyunca cevaz verende, bu yapılanmadan şikâyet eden de kendileridir.

Yani hem suçlu hem de mağdur rolleri AKP’lilere yakışmaktadır.

Yasama, yargı ve yürütme yanlış anlaşılmıştır bu hükümet döneminde!

Yasamayı; tokat milletvekilleri Zeyid Aslan, yürütmeyi; ayakkabı kutuları ve bakanları, yargıyı da bizzat başbakan nasıl algıladıklarını çok güzel göstermişlerdir.

Ümit ediyorum ki bu algı devletin işleyişinde bir temayül oluşturmasın…

Milletin hafızasının dikdörtgen, kare, üçgen gibi şekillerle “eşgüdümlü”  olduğu sanılmasın. Unutulmasın ki bu millet yedi düvele karşı tek yürek olmasını bilmiştir.

 

  

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.