Nurhat Halisdemir

Nurhat Halisdemir

DEVLER LİGİ'NDEN KÜME Mİ DÜŞÜRÜLDÜK...

Bir zamanlar sohbetlerde Türkiye’nin durumunu değerlendirirlerken daha iyi anlaşılır olsun diye futbolla açıklarlardı durumu kısaca...

Önceleri klasmanda ilk yirmi için mücadele ederdi Türkiye ve her daim favori ABD, plaselerde Rusya, İngiltere, Almanya... sıralanır giderdi. 
Liste kalabalıktı öyle yazmadık diye başka plaseler yok sanmayın. Hatta sürprizlerimiz de vardı. Mesela Çin..
Önceleri küresel yada global konjokturden, sonraları ise küresel krizden bahsedilmeye başlanan dönemlerde yine lider ülke ve plaseler değişmedi...
Biz ise ne yaptık bu arada sürprizlerde ülkemizin ismi olsun diye...
Hatırlayanınız var mı? 
Yok mu? Biraz ipucu vereyim de hatırlarsınız eminim...
Öncelikle favori ülkede ihtisasını yapmış ve bayağı sağı solu okumuş, dersini gelmeden önce iyi çalışmış bir DEV! Transfer ettik ve kaprislerine de katlandık bayağı bir zaman...hatta o zatın sebep olduğu söylenir; bir anayasa kitabı sendromu yaşadı bu ülke... 
O dev ayrıca ekonomi literatürüne yine kendisi gibi dev bir kavram kazandırdı!...
“Sürdürülebilir dış borçlanma”... yıllarca ekonomiyi de iyi takip ettiğimi iddia ederim siyaset gibi ama bu kavrama hiç mi hiç ısınamadım... hani anlamayınca söylenen bir ifadeyi sık sık kullanırız, biraz da kendimizi kandırmaya yöneliktir. “Ne demekse” der geçiştirilir.
Ama ben o sözden de nefret eden birisi olarak aksine araştırdım, okudum ve sorguladım. Anlayamadığım şudur: bir olay ya vardır ya da yoktur. Bunun “idare edelim” “belki sıyırırız” gibi bir mantığı da olamaz ama söze bakıyorum “sürdürülebilir”...sanki tarla sürdürüyor beyefendi!... 
Neyse o garabet hilkatinden tam kurtulduk derken yine o favori ülkeden transferler gerçekleşti. Gerçi o dönemde Federasyon başkanı Nuh Mete YÜKSEL bir ara veto etti bu transferleri ama 2004 ten sonra bayağı bir ivme kazandı! Haa bu arada bizde küreselleştik ve başta o favori ülke olmak üzere plaselere bile eleman gönderir olduk...
Bazen gidip de o transferlerin elleri etekleri öpüldü... her neyse biz asıl konumuza dönelim.
Daha sonra Avrupa da bir yandan futbolcu ararken dediler ki; “tamam bugüne kadar favori ülkeye hep beyin göçünüz oldu, evet inkar edemeyiz ara sıra bize de gelirdi ama artık favori ülkeye göndermeye gerek yok buyurun bizim birliğe alalım sizi burada oynayın” bizde bahaneye bakıyorduk balıklama tamam dedik!!! Hatta bu yüzden Türklük liginden bile çekildik! O yetmezmiş gibi nerdeyse TÜRK Kelimesini öcü kabul ettik.
Daha da ileri gittik ve tarihle yüzleşme adına geçmişte yapılan ülkelerarası anlaşmaları da sildik attık. Çünkü yapılan anlaşma bizim bir şehrimizin adıydı ve yerli idi...
Hani favori ülke vardı ya onun ve Avrupa birliğine tabii birkaç ülke ikna ettiler! Bizi ve dediler ki o şehrin ismiyle anılan anlaşmayı silip atın, “ne Kars Mars öyle” gelin İsviçre’ye orda bizim himayemizde hem de Zürich Üniversitesinde bilime uydurarak yeni bir anlaşma yapalım” yine balıklama daldık tabii, huyumuz kurusun!
Daha neler olacak bakalım...
Benim aklım bu yapılanları görünce dumura uğruyor ve bir o kadarda şaşırıyorum...
Hani açılımı destekleyen üniversitelerimiz vardı ya; hatta hükümet sağ olsun bu yüzden ödeneklerini ve kadrolarını artırmış diye sağda solda sözlerde ediliyor...
Acaba bu anlaşmaya nasıl bir tepki gösterecekler çok merak ediyorum...
Ama bu merak fazla da iyi değil...haydi hayırlısı...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.