Nurhat Halisdemir

Nurhat Halisdemir

Böyle bir dünya yok!

 

İstismar ve sömürü başta siyasetçiler olmak üzere birçok STK, kurum ve kuruluşlar tarafından oldukça kullanılmaya başladı. Allah(c.c) sonumuzu hayreyleye…

Önce insanların güvenini kazanmaya çalıştılar ama vaatleri ve sözleri havada kalınca bu kez insanların dini duygularına yöneldiler. Ellerine öyle fırsatlar geçti ki bu ortamı sağlayanların haklarını ömürleri boyunca ödeyemezler.

Nasıl mı?

İskender ile Aristo arasındaki diyaloga bakalım anlarsınız…

 

İskender, felsefenin duayeni sayılan Aristo'ya bir mektup yazar. 


"Zapt ettiğim topraklardaki insanları tahakküm altında tutabilmek için neler yapmalıyım" diye sorar: 



Ülkenin ileri gelen insanlarını 

- Sürgüne mi göndereyim? 

- Hapse mi atayım? 

- Kılıçtan mı geçireyim? 



Aristo'nun cevabı: 

- Sürgünde toplanır sana karşı başkaldırırlar, 

- Hapishaneler militan yuvası olur, kontrolden çıkar, 

- Onlardan sonraki kuşak intikam hırsıyla büyür, tahtını sallar 



Çözüm olarak şu nasihati verir. 

" İnsanların arasına nifak tohumları ekeceksin, birbirleriyle savaşınca hakem olarak kendini kabul ettireceksin ama anlaşmaya giden bütün yolları tıkayacaksın." 

 

O yüzden bir olayda hakem ya da kanaat önderi olanlara fazla itibar etmem. Bugüne kadar siyasetçilerin hakem oldukları olayları biraz hatırlamaya çalışalım.

Sendikacılar işveren ile işçiler arasında arabuluculardır ama ben bu işte hiç işçilerin kazandığını görmedim. Hatta öyle oldu ki işverenin önerdiği zammı fazla bulup; bu bizim işçileri azdırır! Diyenler oldu…

Hadi canım sende demeyin-Memur-Sen ile hükümet adına görüşmelere katılan Faruk Çelik’in hafızalardan silinmeyen diyalogu.

Akil adamların hükümet ile vatandaşlar arasında açılım zırvası için yaptıkları arabuluculuk ve sonunda millet olmadığımız sonucuna giden yol…

Hakla batılın mücadelesinden sapanlar ve diyalog diyalog diye samimi insanları istismar edenler…

Haa bu arada “Bana güvenin ve beni seçin” deyip 6 kez gidip 7 kez gelenlerin istismarını unutmadı bu ülkenin insanları…

Gelelim uluslararası hakemlere!

Önce Irak ile Kuveyt arasında hakem oldular Saddam gitti. Çünkü Kuveyt zaten kendilerinindi ve sonra Irak’ı dört parçaya böldüler. Öyle iyi hakemlik yaptılar ki kimsenin hakkı kimseye kalmadı. Sonuçta Irak kan gölüne dönüştü…

Sonra Mısır, Suriye…

Öncesi Filistin, Kore…

Arka bahçelerini bu hakemlikleriyle genişlettiler de genişlettiler.

Ben bu tecrübeler doğrultusunda artık hakeme de, arabuluculara da güvenmiyorum. Ve isyan bayrağını çekiyorum…

Yok böyle bir dünya... Diyorum.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.