Nurhat Halisdemir

Nurhat Halisdemir

Biz kimiz…

 

Son on yılda bir türlü kendimizi tanımlayamadık!

Sayın başbakan; önce Türk’üz dedi, sonra bütün etnisiteyi (!) ayaklarının altına aldı.

Kimliğimiz ne olsun diye sorulduğunda da Müslüman kimliğimiz yeterli deyiverdi…

Ümmetçilikte nihayetinde bir kimlikti ve toplumun diğer katmanlarından itirazlar yükselmeye başlayınca da “diyalogla” bu problemin çözülebileceğini söyleyenlerin dümen suyunda bu sıkıntıyı çözmeye gitti.

Toplum olarak biraz tepki gösterince de “kim dedi”, “ne zaman denildi” gibi geçiştirmelerle gazımızı alıp yine bildiği pardon “denildiği” gibi tanımlamaları yapmaya başladı…

Hüseyin Çelik gibi parti içinde Kürt kimliğini ön planda tutanların ve İmralı canisiyle beraber BDP-KCK’lıların da baskısıyla son icraat olarak AND’ımızı okullardan kaldırttı.

Hüseyin Çelik demişken geçenlerde televizyonlarda çok tehlikeli bir ifadeyi “bilinçli ve isteyerek” kullandığını fark ettim.

Diyor ki; her sabah okullarda andımızı okumak bize bir şey kazandırmaz çünkü “TÜRKÜM, DOĞRUYUM, ÇALIŞKANIM” diye başlayan andımız toplumu bölmeye yol açıyor. Peki, ey Müslüman(!) birileri de çıkıp günde beş vakit ezan okunması da kaldırılsın o zaman derse ve buna sebep olarak ta toplumu böldüğünü söylerse ne yapacaksın o zaman…

Ama “harp bir hiledir” mantığıyla “ortamı germenin” siyaseten partisine kazanımlarını bildiği için bu konuşmayı yapıyor.

Birazda ANDIMIZDAN rahatsız olmalarının sebebi; içeriğiyle alakalı gibi geliyor bana. Çünkü;

Doğruluk, çalışkanlık, büyüğe saygı; küçüğe sevgi, ilke, bayrak, vatan gibi kavramlar onları irite edebilir. Mesela doğruluktan bahsedenler önce yolsuzluğu mahkemece tescillenmiş olan belediye başkanlarını, bakanları, müdürleri en hafif ifadeyle cezalandırırdı.

Büyüğe saygıları olsaydı; bu ülkenin kurcusu olan Atatürk’e karşı yapılan saldırılara gerekli cevabı verilerdi. Küçüğe sevgileri olsaydı gezi olaylarında ya da diğer toplumsal tepki olaylarında gençleri ötekileştirmezlerdi.

İlkeli olsalardı eğer bu ülkenin bir kuruşunu ona buna peşkeş çekmezlerdi.

Bayrak, vatan sevgisi olsaydı; İmralı canisini muhatap almaz; askerini, polisini, öğretmenini ve sivil vatandaşlarını katledenleri davul zurna ile Habur’da karşılamazdı.

Peki, bunları yapanlara o cesareti ve desteği veren kim?

Sahi biz kimiz…

El cevap "Mankurt"laştırılmış bir toplum! 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.