Nurhat Halisdemir

Nurhat Halisdemir

BERABER YÜRÜDÜK BİZ BU YOLLARDA...

Sayın başbakan her eline mikrofonu aldıklarında bu şarkıyı terennüm ederler...

sesleri de iyidir yani kulağı tırmalamaz...
Allah var Millette alıştı.. sorsan güftecisini, bestecisini bilirler nerede ise...
Bu arada siyasete de yeni bir soluk kazandırmış oldu sayın başbakan...vatandaşı ile iletişim kurmanın, derdini anlatmanın yolu “sanattan geçer” felsefesini diğer liderlerin gözüne sokarcasına gösteriyorlar....
Sanat kardeşliktir, aynı duyguları dile getirmenin yoludur diyor. Öyle meydanlarda ip atarak, yada boynuna poşu atarak siyaset yapma devri bitmiştir diyor... 
Ama nihayetinde yaptığı siyasettir; o vakit öncelikle siyaset biliminin ne olduğunu da hatırlatma da fayda var diye düşünüyorum tarihi sürecine de biraz dokunmak gerek...

Siyaset bilimi, önceleri devlet ve iktidar kavramları üzerinde araştırmalar yaparken 1900’lü yılların başından itibaren daha geniş çerçevede inceleme yapan bir bilim dalı haline gelmiştir. 
Ancak, akılcı yöntemlerle izlenilecek siyaset yollarını araştırma ve teknik inceleme yapması gereken siyaset bilimi çirkin emellere alet edilmekte ve insanoğlunun mutsuzluğunun temel kaynağı haline getirilmektedir. Artık bütün çabaların siyaset kavramını daha fazla nasıl kirletilebiliriz yönündeymiş görüntüsü vermekte ve ne yazık ki dünyanın birçok yerinde yaşanan olumsuz gelişmeler bu durumu doğrular boyutlardadır.

Daha sonraları siyaset bilimi şekil değiştirdi. Kullandığı yöntemlerle mutluluk, refah yerine tüm dünyayı kan gölüne çeviren, insanlık onurunu hiçe sayan, her türlü çirkinliklerin yaşanmasına sebep olan uygulamaların kaynağı oldu 

Hepimizin bildiği üzere, bir bölgeye ya da topluma zulüm, şiddet ve kan götürülecekse o bölgeye silahlardan önce siyaset girmektedir. Uygun zemini hazırlamakta ve ekilen nuhuset tohumlarının olgunlaşması beklenmektedir. 

Sonrası bilindik gözyaşı, kan ve dehşet!

Bu yazımı okuyacak siyaset bilimciler belki tepki göstereceklerdir ancak amacım bir bilim dalını yerden yere vurmak ya da o alanda faaliyet gösteren bilimcileri aşağılamak değildir. Bilakis amacım, siyaset biliminin insan yaşamındaki önemine dikkat çekmektir. İstendiğinde insanlara mutsuzluk taşımak için ne kadar uygun ve etkili bir silah olabileceğini göstermektir.
Başta Ortadoğu olmak üzere dünyanın bir çok yerinde ölüm kol gezmekte. 
Kimi yerde sınır anlaşmazlığı, kimi yerde etnik grupların çatışması ve kimi yerde de hakîm güçlerin kendi çıkarları doğrultusunda yeniden yapılandırma çabaları…
Şekil ve sebepler her ne olursa olsun buluştukları ortak nokta; Kan ve gözyaşı.
Herkes kendi penceresinden baktığında haklı olduğunu görüyor ve verdiği mücadelenin neredeyse kutsal olduğuna inanıyor. Taraflar sebepleri ortadan kaldıracaklarına birbirlerini ortadan kaldırmayı(!) tercih ediyor. 

Durum böyle olunca insanlar “tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan” çıkmazında acılarıyla debelenip duruyorlar. Oysa çıkan her toplumsal huzursuzluk, birilerinin artı hanesine ekonomik çıkar olarak yansıyor ve muhtemelen o birileri izleyip göbeklerini kaşıyarak yeni yeni planlar hazırlıyorlar.

İç siyaset ise tamamen bir “debelenme” formatına girmiştir. Şekil aynı gibi gözükse de daha amatörce işlemektedir süreç. Bunun sonucu olarak ta şu sonuca varmak akla ziyan değildir.

Türkiye’de yaşanan siyasi kaoslar elbette da aynı kaynaktan besleniyor, aynı birilerinin artı hanesini kabartmaya yarıyor. 

Kuşkusuz bu birileri insan kanıyla beslenen uluslararası enerji ve silah ticareti yapan şirketlerden başkaları değil. 

İdarecilerinin uyum süreçlerine bakarak gözlerine kestirdikleri toplumlara kendileri değil ama işbirliğine ikna ettikleri o toplumun insanlarıyla kan çiçekleri ekmekteler. Ektikleri o çiçekler öylesine hızlı tomurcuk olup açıyor ki hayret etmemek elde değil.

Ekildikleri coğrafyada ne aklıselim düşünen kalıyor ne de olup biteni fark edebilecek birileri. İnsanlar birbirlerini öcü gibi görüyor. Can deseniz çor anlaşılıyor.

İşte Türkiye’de tam olarak yaşananlar bunlardır. Siyasiler evrensel söylemleri ardı ardına sıralıyor, demokrasi, insan hakları, özgürlük feveranlarından tehlikenin ayak sesleri duyulmaz oluyor. Oysa tehlike kapıya dayanmış.

Ha girdi ha girecek. 

Bahanesi o kadar çok ki. Karmaşa içinde bol alternatifli gerekçeler her zaman kullanılmaya hazır bekletiliyor. 

Girdiklerinde bahaneleri ya Kıbrıs olacak ya Kuzey Irak ya da yılanla aynı torbaya koyup sözde bizi kurtarmak olacak. 

Ne de olsa uzun yıllara dayanan müttefiklik bağımız var ya!

Bizi o kadar düşünüyorlar ki arada bir “sakın ola parti kapatmayın, sakın ola demokrasiden vazgeçmeyin” gibi nasihatleri de ihmal etmiyorlar.

Bazen sözde Ermeni Soykırımı’nı “kabul ederiz haaa” deseler de biliyoruz ki kapıda ya bir uçak, ya tank ya benzeri bir ihale vardır ya da kendi ülkelerinde seçim yaklaşıyordur!
Arada bir de “PKK’yı terörist listesine aldık” diyerek sırtımızı okşuyorlar! Ama ne hikmetse o günler daima PKK’nın toparlandığı günler oluyor. Belli ki terörist listesine ekledik demek bir parti mal (silah) göndermek anlamı taşıyor. Öyle olmasa bile PKK’nın hareket kabiliyetinin sıfırlandığı kış mevsimine giriliyor diye de düşünmek mümkün.


Millet açlık sınırının altındaki geliriyle inim inim inliyor. Hükümet yetkilileri bizzat genel başkanının ağzından istikrardan, ekonomideki iyi gidişattan bahsediyor!
Onlara göre muhalif sesler tam olarak susturulmuş olsa “asıl o zaman görün istikrarı olacak” da(!)
Muhalifler engel oluyor onlara.

Hem de yüzde 47 oranında oy almalarına rağmen.

Yeni versiyon siyaset anlayışını belli ki çabuk kavramışlar. Ama borcumuzun 500 milyar doların üzerinde olduğundan bahsettiklerini hiç duymadım. 

Ve Sayın Başbakan mikrofonu kapınca hemen bir şarkı tutturuyor; “Beraber yürüdük biz bu yollarda” ve ardında timsah gözyaşlarını esirgemeyen sayın vekiller...

Merak etmiyor da değilim hani!

Sayın başbakan kimlerle beraber yürüyor!

Eğer kastettiği halk ise sanırım şaka yapıyor olmalı.

Çünkü; Halk yürümüyor, sürünüyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.