Nurhat Halisdemir

Nurhat Halisdemir

BEN HAZMEDEMİYORUM....

Sayın Başbakan televizyon ekranlarından sesleniyor....

Bu açılımı hazmettire hazmettire genelleştireceğiz, bu kısmi bir açılım değildir....
Ve bundan sonrasını dinlemedim, dinleyemedim isteyerek ve bilerek televizyonun kumandasının tuşlarına basarak kanal değiştirdim.

Hazmetmek, aslında nefislere hoş gelen bir kelime olsa da ben hiç sevmem ve kullanmam hazmedenlerden de nefret ederim. Çünkü bu hazmetme, halk tabiri yada amiyane deyimiyle “geniş olma”yı gerektirir. Bu ise benim fıtratımda yoktur. Şimdi millet hazmedecek! Ama neyi, neden ve nasıl hazmedecek bir türlü bu millet öğrenemedi gitti. 

Konu açılım olunca sanırım hazımsızlığımın nedenini de ortaya koymak gerek diye düşünüyorum. Ben maddeler halinde yazmayacağım ama değerli okuyucularımız isterlerse öyle değerlendirebilirler.... 

Her karış toprağı aziz şehitlerimizin kanıyla sulanmış, gönderinde şanlı ay-yıldızlı bayrağımızın dalgalandığı, minarelerinde ezan sesinin yankılandığı, Devlet-i ebed-müddet, Türkiye Cumhuriyeti vatanı ve milletiyle bölünmez bir bütündür.

Âli üniter devletimiz, anayasamızda anlam bulduğu veçhile lâik, sosyal, demokratik, hukuk devleti niteliklerini haiz olan ve ulu önder, Cumhuriyetimizin kurucusu, dünya lider Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ilke ve inkılâplarıyla sonsuza dek yaşayacaktır.

Kutsal vatan toprağımızda yaşayan, havasını soluyan, suyunu içen, ekmeğini yiyen ve özgürce yaşayan, Türk olmanın onur ve gururunu taşıyan, her Türk vatandaşının devletimize vefa borcu vardır.

T.C.Anayasası, vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerinin sınırını, şeklini ve nasıl kullanılması gerektiği yönüyle tarzını açık ve net bir üslûpla belirlemiştir.

Millî birlik ve beraberliğimiz ise, tarih boyunca her vesileyle kendini göstermiş olup, zor zamanlarda ulusal çıkarlarımızı kişisel çıkarlarımızın daima önünde ve üzerinde tutmasını bilmiş bir milletiz.

Yüreği, ‘Bayrak-Vatan-Ezan’ aşkıyla çarpan; millî, manevî ve etik değerlerimizi özümsemiş; basireti bağlanmamış; feraseti körelmemiş; Türklük gurur ve şuuruna sahip; İslâm ahlâk ve faziletiyle yaşayan herkes kutsaldır.

Her ne sebeple, vesileyle, aldatmacayla olursa olsun bir karış vatan toprağımızı bile asla gözden çıkarmayacağımız beyinlere ve yüreklere nakşedilsin.

Bölge, kanton, eyalet gibi zırvalarla yurdumuzun bölünmesi, parçalanması, yutulması beklentilerini ulu orta dile getiren, görüntü ve ses kirliliği yaratan, gündemi lâf-ı güzafla meşgul eden çokbilmiş ukalâlar hak ettikleri dersi muhakkak alacaktır.

Sağduyu sahibi hiçbir Türk öyle lâf salatasına itibar ve iltifat etmez. Hayal âleminde yaşayanların gaflet, dalâlet hatta hıyanet içinde bulunmaları gayet doğaldır.

Türkiye Cumhuriyeti devleti; soylu ulusu, güçlü ordusu ve tüm varlığıyla her zamanki gibi ‘tek yürek, tek bilek’ dimdik ayaktadır. Geçmişten ders almayanların geleceği mutlak karanlıktır.

Ne mutlu kendine yetebilen, elindekiyle yetinebilen ve haddini bilen seviyeli, seciyeli ve güçlü insanımıza!

Yine ne mutlu kısır döngüye tutsak olmayan, haksızlık ve zulüm karşısında dilini yutmayan, iyi niyetleri kendi çıkarına ve kötüye kullanmayanlara!

Hem de ne mutlu Kuvâ-yı Milliye ruhuyla millî birlik ve beraberlik içinde yaşamak arzusunda olanlara!

Ne mutlu Türk’üm diyene…

Sanırım hazımsızlık çekenler benim gibi çoktur...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.