Nurhat Halisdemir

Nurhat Halisdemir

BAŞLIKSIZ YAZMAK....

Bazen yazımın başlığını koymak zor oluyor.

Bunu benim gibi yazmaya çalışanlar zaman zaman yaşar sanırım. 
Çünkü bazen sözün bittiği anlar oluyor ve ona bir mana vermekte zorlanıyor insan...
ne yazacağım, neler ifade edecek diye düşünürken başlık...işte böyle zor bir durumda biranda başlıksız yazmayı uygun gördüm. Varın başlığı siz koyun, diye topu okuyucularıma bırakmayı uygun gördüm...

Başlıksız yazının konusu ne olmalı odamı belirsizliğini anlamsızlığını sergilemeli diye düşünmeyin, manası olmayan söz olmaz, ama söyleyen insana bakmak gerek demiş bir düşünür. Okkalı bir söz vesselam...
O zaman yazımıza mana verecek konuya girmek gerek değil mi..
Sosyoloji ilminin büyüklerinden birisi olan Dale Carnegie (1888-1955) “Yemine gerek görmeyecek kadar sözlerine sadık ol.” Diye başlarmış sözlerine ve gerek sohbetlerinde, gerekse yazı ve makalelerinde sadık olmayı, doğru olmayı anlatırmış.
Keşke günümüzde yaşamış olsaydı ve her platformda söze başlarken yemin edenleri görseydi...

Şimdi ne gereği vardı bu başlıksız yazıya böyle bir mana yüklemenin değil mi! ama sol yanım sızlıyor, dayanamıyorum. İnsanların gözünün içine baka baka yalan söyleyenleri, yemin edenleri görünce...

Söz kalpten çıkarsa kalbe kadar gider, dilden çıkarsa kulağı asamaz...
Ama ne hikmetse bizde tam tersi oluyor, ortada bir yanlışlık var nasıl düzeltilir ve düzeltilmesi için nasıl hareket etmek gerek bilemiyorum..
Bu bir eğitim meselesi olmaz, olmamalı ve bu aynı zamanda değerlerimizin yitirildiğini de göstermemeli çünkü çok büyük bir çelişki...

Neden mi çelişki?

Yıllardır meydanlarda, Yüce Milletin meclisinde, camide, cemaatte velhasıl her ortamda saf duygularla, inanarak hatta daha ileri gideyim sanki iman edercesine...neyse ben yine de daha ileri gitmeyeyim!!..

Meclisten başlayalım söze...
Vekillerimiz mazbatalarını alıp meclise gittiklerinde; vekillik sıfatını tam kazanabilmeleri için yemin ederler, yemin metnini tam yazalım ve içerdiği anlamı bir daha gözden geçirelim lütfen....

“Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine and içerim.” 
Çok derin manaları var değil mi...

Ama sanırım bu açılımla beraber değişecek. Çünkü yeminde geçen Türk kelimesi suç kapsamında değerlendirilebilir artık!...

Peki bu yemine sadıklar mı? kalpten mi söylüyorlar yoksa dilden mi? kararı siz verin...

Yok yok ben biraz yazacağım, çünkü sol yanım sızlıyor..

Eğer kalpten inanarak etmiş olsalardı ne bu millet, nede bu devlet böyle olmazdı değil mi...yukarıdaki yemin metninin aslında her bir kelimesi üzerine çok şeyler yazılır, çizilir ama neyse...

Her fert eğer sözüne sadık kalsa yemine gerek kalmazdı değil mi! ama kalpten söylemek şart...siyasetçinin ekmeği, geleceği sözüdür ve bir dahaki seçimlerde milletin tekrar teveccühünü kazanmak istiyorsa sözüne sadık olmalıdır, bu hem de ileride vicdan muhasebesi yaparken rahat olmasını sağlayacaktır kişinin...

Belediye başkanları da siyasetçidir,o yüzden ayrı bir değinmenin gereği yok değil mi..

Başka kimler yemin eder...

Yok yok yazmakla bitmez herkes anlayacağını anlamıştır 

Üstad Necip Fazılın bir sözü ile yazımızı bitirelim “Tomurcuk derdinde olmayan ağaç odundur.”

Sanırım bu yazıda başlık olmamasının nedenini anlamışsınızdır. Zaten ben eminim ki bu siteye girenler ve yazılarımızı okuyanlar ARİFTİRLER

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.