YİNE BÜYÜKŞEHİR

Mart ayının kapıdan baktırıp da “bu sene yaz gelmeyecek, yine kar yağacak galiba” dedirten soğuğunda öğretmenevinin önündeki uyduruk çadırda titreyerek, imza toplamaya çalışan bir avuç gönüllüyü görünce bu işi yazmak yine şart oldu. 


Hele kadim dostum Bedrettin Keleştimur’un memleketin büyük meselelerine (!) ara verip, bu meseleyi köşesine taşıması beni daha da tahrik etti ve ilgimi bu yöne çekti. 

Evet, Hazar Stratejik Araştırmalar Merkezi ve onun fedakâr Başkanı Bilal Çoban’ın öncülüğünde yine büyükşehir meselesi gündemimizde… 

Daha önce de köşeme taşıdığım ve önemini vurguladığım bu konu, hükümetin 13 ili büyükşehir kapsamına almak için kanun değişikliği öngördüğü şu günlerde “Elazığ’da niye olmasın?” dedirtecek türden yine sıcaklığını artırdı. 

Kanun teklifinin ayrıntılarına girip rakamlarla kafanızı şişirmeyeyim. Ama çarpıcı bulduğum konuyla ilgili birkaç başlığı da sizinle paylaşayım. 

İller büyükşehir yapılırken fazlaca kıstasa bakılmıyor. Nüfus, aranılan özelliklerde birinci sırada sayılıyor. 

O zaman Elazığ kent merkezi nüfusu itibarıyla 22. sıradaymış… 

Bizden büyük 21 ilin tamamı büyükşehir olmuş. 

Merkez nüfusu Elazığ’dan küçük 8 il (ki aralarında Mardin var, nüfusu 88 bin, Muğla 62 bin gibi…) büyükşehir kapsamına alınırken Elazığ yok… 

Etrafımızda bulunan Malatya, Diyarbakır, Mardin, Van gibi birçok il Büyükşehir olurken biz git gide küçülerek kasaba hüviyetine bürüneceğiz. 

Bölge müdürlüklerinin ve merkezi birçok teşkilatın ilimizden gideceğini anlamak için de uzman filan olmaya gerek yok… 

Genel bütçeden veya diğer kaynaklardan illere gönderilen para miktarının kat kat artacak olması ise ayrı bir cazibe meselesi… 

Bu arada Bilal Bey’e de imza atarken söylediğim gibi, bu ciddi kaynakları bugünkü insan potansiyeli ile mi kullanacağız sorusunun cevabı ise kafamı kurcalayıp duruyor… 

Aynı insanlarla, kötü yönetilen bir yerel yönetime Türkiye bütçesi kadar para göndersen şehre ne hayrı var ki?

Mesele paranın azlığı mı, yoksa ehil ellerde kullanılmaması mı? 

Neyse… 

Her zamanki gibi konuya olumsuz tarafından bakmayalım… 

Diğer taraftan Elazığ’ın büyükşehir olacak 13 ile hak ederek eklenmesi ile 29 il sayısı 30 oluyormuş ki, bu da genel bütçeye fazla bir yük getirmez sanırım. 

Her zaman Elazığ’ın ne kadar önemli, ne kadar huzur dolu, devletine bağlı bir şehir olduğunu söyleyenler, ödüllendirmeye geldiğinde siz zaten “has kul”sunuz, nasıl olsa itiraz da etmezsiniz, diyerek yine bizi unuturlar mı dersiniz? 

Toplanan imza sayısı yüz bini aşmış… 

Hiçbir konuda birliktelik sağlayamayan, her şeyin altında bir hesap kitap arayanların bu konuda bütün ön yargıları bırakarak öğretmenevi önüne koşması beni epeyce umutlandırdı… 

Siyasi görüşü ne olursa olsun, hangi partiye yakın olurlarsa olsunlar çok sayıda sivil toplum kuruluşunu da imza atarken gördüm… 

Bu da umut verici bir gelişme… 

Ama (ama deyince “biz büyük şehir olmayı hak ediyor muyuz” filan gibi klasik sorulara kayacağımı sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz…) öğretmenevinin önündeki çadıra gelmeyen/ gelemeyen AKP yöneticileri dikkatinizi çekmedi mi? 

Hadi milletvekillerimiz Ankara’da çok önemli kanun tasarı ve teklifleri için görüşmedeyseler, il yöneticileri nerede? 

Haaa, hatırladım Pazar günü kongre vardı, belki ona hazırlanıyorlardır… 

Her şeye de kötü tarafından bakmayalım ya…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.