YAZMADAN OLMUYOR Kİ

Bazen diyorum ki bende herkes gibi kendi halime çekileyim, hiçbir şeye karışmayayım, hatta her şey yolunda ve çok iyi gidiyormuş gibi mutluluk oyunu oynayayım. Vallahi denemeye de çalıştım ama olmuyor, olmuyor, olmuyor.

Beceremedim, beceremiyorum… Hâlbuki bunu yapanlar o kadar mutlu, hayattan o kadar büyük zevk alıyorlar ki, seyrek de olsa onlara çok imreniyorum.
Herkesin yüzünde aptalca bir gülümseme ile gezmesi ne komik biliyor musunuz? Sanki memleket güllük gülistanlık, herkesin tuzu kuru gibi bir görüntü…
Ben bunu niye yapamıyorum inanın anlamıyorum.
Hani derler ya “Öğlene kadar kendi derdime öğlenden sonra da elin derdine yanıyorum”.
Yan babam yan…
Bu şehirde veya bu ülkede yaşayacaksın da yanmayacaksın, mümkün mü? 
Belediye Başkanlığı seçimlerinden önce yazdığımız yazılarda bu şehri beş yıl karanlığa gömenlerin tekrar yetki almaları durumunda ne yapacaklarını anlatmaya gerek olmadığını, zaten karnelerinin ortada olduğunu belirtmiştik.
Muhalif adaylar 29 Mart öncesi meydanlarda, sokaklarda evlerde tek tek herkese anlattılar olanları ve olacakları…
Ama benim kadir şinas Elazığlı hemşerilerim Süleyman Bey’in neyine heveslendiler bilemiyorum, 77 bin oyu komple verdiler kendisine…
Daha önce oldukça alçakgönüllü olarak tanınan ve bilenen Süleyman Bey’in üzerine büyük bir azamet geldi.
Bu belki de kendisinin bile beklemediği oranda aldığı oydan dolayıydı. Kendisine hiç yakışmayan bu azamet ve kibir artık herkesin dikkatini çekmeye başladı.
“Ben her şeyi herkesten iyi bilirim” tavrına girince şu dört aya yakın sürede halktan iyice uzaklaştı.
Oysa halka hizmet edeceksin ama “senin için şunu yaptım, bunu yaptım” diye başına kalkmayacaksın.
Halk seni az sevebilir… Sen ise halkı “daha çok seveceksin.”
Ve “karşılıksız” seveceksin… İçten seveceksin… Göstermelik değil.
“Allah’ına Gurban” deyip her gördüğünü öpeceksin ama öptüğün insanın gözüne bakacaksın…
Hele hele son zamanlarda yaptığın gibi yanına başka bir amaçla gelen insanlara “sen bana oy vermedin, ayıp ettin” türünden hesap sormalara hiç girmeyeceksin…
Aklıma ünlü İtalyan tenor Pavarotti geldi. Pavarotti uzun yıllar önce dünya çapında tanınmış biri değilken Ankara Operası’na gelmiş.
Cüneyt Gökçer kendisini dinlemiş ama sesini gevrek, vücudunu şişman bulup beğenmemiş ve İtalya’ya geri göndermiş. Yani açıkçası Pavarotti Ankara’dan kovulmuş.
İktidarlar gelir geçer. Tarih iktidarla birlikte gelip geçenlerin, iktidara geçirmeyi başaranların ölümsüz aryalarını sonsuza dek kaydedecektir.
Bugün kralın soytarısı olanlara yarın hepimiz ağlayacağız. 
Bugün sesi kesilenleri veya kesilmeye çalışılanları ise büyük tenorlar olarak hep hatırlayacağız.
Koca Osmanlı Padişahları cihana hükmederken Cuma Selamlığında “Mağrurlanma padişahım, senden büyük Allah var” diye adam bağırtırlarmış.
Ya da cülus törenlerinde tahtın yanına bir de tabut koydururlarmış…
Sebebi mi, canım onu da siz düşünün, siz bulun, benden bu kadar…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.