YAZ AYLARI

Geceler serin olsa da gündüzleri sıcak kendisini hissettirmeye başladı. 


Herkesin temennisi Ramazan süresince de hiç değilse bu durum kendini muhafaza etsin… 

Günün neredeyse yirmi saate yaklaştığı sıcak mevsimde Allah oruç tutacaklara da yardım etsin… 

Neyse… 

Konu bu değil… 

Ana mevzuuya giriş yapalım… 

Ramazan yaklaşmışken, sıcak omuzlarımıza binmişken sizleri germek istemiyorum… 

Siyaset, şu bu yazarak stres yaratmayalım… 

Yaz aylarının en büyük eğlencesi düğünlerle idare edelim… 

Bu şehirde uzun zaman yaşayınca dost ahbap da var çok şükür… 

Her gün olmasa da haftada bir, bir yerlere çağrılıyoruz. 

Davete icabet etmemek ne mümkün, vaktimizin elverdiği ölçüde gidiyoruz da… 

Elazığ’ın siyasi büyüklerinden birinin dediği bir söz var ki çok hoş: 

“Bir avuç çeyreği cebime doldurdum dolaşıyorum, nereden bir davul sesi gelse girip takıyorum, çıkıyorum…” 

Biz daha o kadar popüler olmadığımız için çağrıldıklarımıza takıyoruz… 

Ancak bu düğünlerde dikkatimizi çeken birkaç noktaya değinelim. 

Büyük Abe, Bünyamin Eroğlu’nun da köşesinde sık sık ikaz ettiği müzik ve oyunlar… 

Son günlerin modasına uyan şarkıcılarımız -eğer uyarılmamışsa-, “açılım” uğruna salondaki çoğunluğun Kürtçe bilip bilmediğini önemsemeden türkülerini Kürtçe söylemeye başlıyorlar… 

Salon mu? 

Onlar hazır zaten, ne denildiğini anlamasalar da bir anda titremeye başlıyorlar oynarken… 

Folklor uzmanı filan değilim… 

Ancak Elazığ’da omuzların titretilerek oynanan bir oyununu bilmiyorum. 

Zengin müzik ve oyun kültürüne sahip bu şehrin insanına bilmediği anlamadığı bir müzik eşliğinde o tuhaf oyunu seyrettirmek hangi aklın ürünü çözemedim. 

Elazığ’ı kültür adına esir almış değerli büyüklerime ithaf ediyorum bu durumu… 

Her konuda kelam edip, akıl vereceğinize buna bir çözüm bulun… 

Hem Hazar Şiir Akşamları bitmişken alın size bir konu… 

Epeyce idare ettirir… 

Bazı dini bütün hemşerilerimiz ise işin müzik ve oyun kısmına karşı olduklarından ilahiyi tercih ediyorlar. 

Saygım sonsuz tabii ki… 

Ama bunu şehrin en lüks düğün salonunda erkekli kadınlı karma karışık bir oturma şekli içerisinde, yapmaları –ben çok anlamam ama- tuhaf kaçmıyor mu? 

Kuran’ı Kerim’in de bir okunacak yeri ve şekli yok mu? 

Neyse bu beni aşar… 

Ancak bu düğünleri –sünnet dahil- akşam bizlere duyuran yerel kanallarımıza ne demeli? 

Düğün sahibi şehrin tanınmış bir siması olsa gam yemeyecem… 

Ama geçen gün öyle bir tane sunuldu ki evlere şenlik… 

Filan kurumda şef olan falanın kayın biraderi bilmem kim, feşmekancanın kızıyla dünya evine girmiş… 

Buyrun buradan yakın… 

Bunun bedelini öğrenemedim… 

Öğrenirsem ben de arkadaşlarımla birlikte Sait’in Yerinde balık yemeye gittiğimi kameralara tespit ettirip, akşam haberlerinde size duyuracağım… 

En azından canınız balık çeksin bari… 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.