YANLIŞ ANLAŞILMA MI?

Bu sitede uzun zamandır birlikteyiz.

Bildiklerimizi, doğru olduğuna inandıklarımızı eğip bükmeden yazıyoruz.
Gönderdiğiniz mesajlardan doğru yolda olduğumuzu anlıyoruz ve daha da mutlanıyoruz.
Aldığımız tepkilerin hepsi olumlu mu derseniz, böyle bir şey mümkün mü?
Öyle olsa kendimizden şüphe ederiz…
Tenkit edenler, itiraz edenler hatta hakaret edenler de oluyor tabii ki…
Ama Mevlana’nın dediği gibi “deniz ne kadar büyük olursa olsun, sen kabın kadarını doldurursun…” 

Bizim yazdıklarımızdan da herkes anlayabildiği kadarını anlıyorsa ben ne yapayım?
Bu uzun girişten sonra, adını vermeyen bir sevgili (!) okuyucumun, gerek Hazar Şiir Akşamları ve gerekse Ankara Tanıtım Günleri ile ilgili eleştirel yazılarımıza gönderdiği cevabi değerlendirmesi üzerinde duralım.

Bir kere, o iki yazımda ısrarla vurguladığım gibi ben ilde veya il dışında yapılan kültürel faaliyetlere asla ama asla karşı değilim.

Maliyeti ne olursa olsun bu tür etkinliklerin artarak, büyüyerek devam etmesini ısrarla savunuyorum. Benim derdim bu tür etkinlikleri tekellerine alan ve kendilerinden başka hiç kimsenin “iki yaprak olmasına” müsaade etmeyenlerle…

Birbirlerine şiir okumaktan öte gitmeyen ve sayıları bir elin iki parmağını geçmeyen bu zevat, gece gündüz kendi aralarında methiyeler düzerek işi götürmeye uğraştılar.
O zamanlarda da karşı çıktığımız bu durum, Hazar Şiir Akşamları Vilayete devredilince yazdıklarıma pişman oldum.

Zira yapa yapa, eksiklerine rağmen bir noktaya getirilen bu etkinlik daha amatör bir hal aldı, elle tutulur hiçbir yeri kalmadı. O zaman nasıl eleştirdiysek, bugün de aynı dozda sitayişimizi ifade ettik…

Yine benim itirazım, dün bu etkinliğin içinde olup ne mükemmel şeyler yaptıklarını söyleyenlerin bir anda itirazlarını yükseltmeye başlamasına oldu… Objektif olmak, dünkü eksikliği de söylemek, bugünkü yanlışlığı da haykırmak, bunu yapıyorsan ben de seninle birlikte “bravo” derim…

Bana eleştiri başlığıyla “saydıran” saygıdeğer (!) başka bir okuyucuma, dün Hazar Şiir Akşamlarını eleştirenlerin “Ankara Yollarında” ne kadar mutlu olduklarını anlatan yazılarını okumasını ve ondan sonra bana bir kez daha dönmesini tavsiye ediyorum.
Devlet kesesinden küçük de olsa bir iç turizm yapmanın mutluluğuyla onları baş başa bırakıyorum.

Gerilmeyi alacak, herkesin içinden yine kendince hisse çıkaracağı bir fıkra ile haftayı noktalıyorum.

Yaşlı teyze tren kondüktörüne:
— Menemen’e gelince beni haberdar et yavrııım, unutma demiş…
Dalgın kondüktör teyzenin bu ricasını gece yarısı tren Menemen’i geçtikten epey sonra hatırlamış. Makiniste koşup durumu hatırlatmış. Makinist sorumluluk duygusu taşıyan adam. Treni yarım saat geri geri götürerek Menemen’e gelmiş. 
Kondüktör mutlu… Koşa koşa teyzeye müjdeyi vermiş:
- Hadi teyzecim, Menemen’e geldik…
Teyze “Sağ ol yavrıım” demiş ve çantasından hapını çıkarıp içmiş.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.