ÜLKÜCÜLER

Hala gitmediniz mi? 


Nereye diye sormayın… Yazının başlığından belli değil mi? 

Tabii ki ülkücüler filmine… 

Ülkücüleri bilmeyenlere anlatmak isterdim… 

Ülkücülerin destanını yazmak isterdim… 

12 Eylül ihtilalı ve sonrasında onların yaşadığını size uzun uzun ifade etmek isterdim… 

Ama ne kadarını anlatabilirim ki? 

En iyisi siz filme gidin ve benim satırlarca, sayfalarca anlatacağımı gözlerinizle görün… 

Ülkücüler yıllardan beri hep sustu… 

Çünkü bu devleti ve milleti çok sevdi onlar… 

İdama yürürken bile “Yaşasın Türk Milleti” dediler ve asla küsmediler devletlerine, milletlerine… 

Zira yaşayanlar bilir ki, ülkücünün derdi devletle değildiyki, düzenleydi… 

Yıkılası düzenle, mücadele ettiler. Onların bu kavgasını engellemek isteyenler ise hep set çekti önlerine… 

Yıllarca medya, sanat dünyası, şu bu ülkücüye kapılarını kapattı, yok saydı onları… 

Askere kurşun sıkan Deniz Gezmiş’i, savcıyı vuran Yılmaz Güney’i herkese ezberlettirirken, Süleyman Özmen’i, Dursun Önkuzu’yu, Gün Sazak’ı, Cevdet Karakaş’ı hiç görmediler, göstermediler… 

Oysa ülkücü bu memleketin harcı, çimentosu… 

Onu yok saymak ne mümkün… 

Onlar, dün oldukları yerde, bugünde aynı mücadeleyi devam ettiriyorlar… 

“Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur” diyen ülkücü dün ne kadar suçlandıysa bugün de suçlanıyor… 

Ama o inançları doğrultusunda yoluna devam ediyor. 

Ülkücüler, hoşgörünün en yücesini yaşattı bu millete… 

Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Arap’ı hep aynı potanın içinde gördü… Hepsini bu potada yoğurdu, davasında eritti… Dava Allah davasıydı… 

Kem dünyanın göbeğine, kuşların gözbebeğine” “Hak yol İslam” yazma davasıydı… 

Bu yüzden idama yürüyen Pehlivanoğlu, “Mustafalar ölür, Allah davası ölmez” diye haykırıyordu… 

Ülkücüler filmi, tam da 12 Eylül darbesini yapanların yargılandığı ve Türk Milliyetçiliğinin büyük lideri Alparslan Türkeş’in vefatının 15. yıldönümü 4 Nisan’da sinemalarda gösterilmeye başladı. 

Hayatının hangi döneminde olursa olsun, ülkücü hareketle şu veya bu şekilde tanışmış herkesin bu filmi seyretmesi lazımdır. 

Yıllardır bu millete yanlış anlatılan ve bir devre mührünü vurmuş o yiğitleri bir daha görmek için herkesin sinemaya gitmesi şarttır. 

Yüz gram peynir ve bir ekmekle duvardaki yazıyı beklerken şehit düşenleri, asker elbisesi ile evinin önünde yediği beş kurşun ile ömrünün geri kalanını tekerlekli sandalyeye mahkûm edilen Muharrem Şemsek’in yiğit duruşunu görmek için bu filme gitmek gerek… 

Bu davanın içinde olduğunu, aynı heyecanı duyduğunu göstermek ve “ölmez bu hareket, ölmez bu dava” diye haykırabilmek için bu filme gitmek farzdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.