TÜRKÇÜLER GÜNÜ

3 Mayıs 1944’ü duyanınız, hatırlayanınız var mı? 


Canlı tanıklar dünyalarını belki de çoktan değiştirdiler, ama bu büyük günü okuduklarından, duyduklarından hala hatırlayan yüz binlerin olduğuna inanıyorum. 

3 Mayıs 1944 Türkçülük için bir dönüm noktasıdır. O güne kadar Süleyman Paşa’nın, Mehmet Emin Yurdakul’un, Ziya Gökalp’in ve Rıza Nur’un yalnızca duyguda, düşüncede işte olan Türkçülük hareketi o gün aksiyoner hala geliyordu. 

Bilmeyenler için, unutanlar için, unutturmaya çalışanlar için konuyu bir özetleyeyim… 

1940’lı yılların dünya şartlarında komünizm ve Sovyetler Birliği Türkiye için büyük bir tehlikeydi… Nihal Atsız bu dönemde yayınlanan Bozkurt, Orhun ve Çınaraltı gibi dergilerde bu tehlikeye dikkat çekiyordu. 

Atsız, 19 Mayıs kutlamaları sırasında “Ben milliyetçi ve Türkçüyüm” diye konuşma yapan Başbakan Şükrü Saraçoğlu’na bu dergilerinde iki tane açık mektup yazar. Mektubunda Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in komünist yazılar içeren dergileri okullara dağıttırdığını, o sırada hapishanede yatan Nazım Hikmet’e de gizli para gönderdiğini yazar. 

Atsız’ın bu mektupları Sabahattin Ali, Hasan Ali Yücel ve Nazım Hikmet gibi kişiler tarafından tepkiyle karşılanır ve Sabahattin Ali tarafından kısa bir süre sonra iftira davası açılır. 

Bu sırada Atsız’a mektup yazan, onunla görüşen veya selam veren herkes mahkemeye çağrılır. Bunu duyan ve birbirinden kesinlikle haberi olmayan gençler Ankara’ya akın ederler. 

Ankara’ya gelen ve davaya tepki gösterip komünizmi telin etmek isteyen gençler mahkeme salonuna alınmayınca milli marşlar söyleyerek Ulus meydanına doğru yürümeye başlarlar. 

Atsız ve diğer Türkçüler mahkeme salonunda savunma yaparken adliye binasının içi ve dışı binlerce gençle dolmuştur. Büyük bir telaşa kapılan CHP iktidarı ve İsmet Paşa yargılanan kişiler hakkında ciddi bir delil olmamasına rağmen Atsız ve arkadaşlarını tutuklattırarak “tabutluklara” attırırlar ve günlerce akıl almaz işkencelere maruz bırakırlar. 

Tutuklananlar arasında o zaman üst teğmen olan Alparslan Türkeş, Reha Oğuz Türkkan, Hüseyin Namık Orkun, Zeki Velidi Togan gibi 23 Türkçü de vardır. 

İşte 3 Mayıs böyle bir davanın başladığı günün adıdır, Türkçülerin günüdür… 

Bu güne ben bayram diyemiyorum. Çünkü yıllarca sürecek acı, ızdırap o gün başlamıştır. Ama bir yas günü de değildir. 

Bu devlet için, bu millet için hayatını hiçe sayma, “Bir gül bahçesine girercesine” ölüme gitme fikriyatının temeli o gün atılmıştır. 

Hoşlanmayan onu kutlamasın, benimsemesin… Yani kendine benzeyenler, Türk’ten, Türklükten korkanlar uzak dursun… 

Biz 3 Mayıs’ı sevmeye yaşatmaya devam edeceğiz… 

Tanrı Türk’ü Korusun ve Yüceltsin…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.