TATİL BİTERKEN

Hiç bitmeyecek gibi görünen yarıyıl tatili sona erdi. Bu yazıyı okuduğunuz zaman okullar açılmış ve minik-büyük herkes okuluna gitmiş olacak.

Eğitim denilince etkilenmeyen, sonucundan bir şey beklemeyen aile yok gibi bir şey. Sıkıntı çok, umut ise başka bahara gibi…
Ben ülke gündeminde olan ve eğitimin sorunlarının ana başlıklarını meydana getiren konulara burada girmek istemiyorum.
Onları hemen her gün gazetelerde okuyor, TV’lerde yeteri kadar takip ediyorsunuz. Kopya olaylarının büyük sınavlara yansıması, yapanların yakalanması ve bununla ilgili çok ciddi tedbirlerin alınması bu sene sınava girecek herkesi ilgilendiriyor tabii…
Öğretmenler için seçim arifesinde bir zam beklentisi boşa çıkacak gibi görünüyor. 2011 bütçesinde memura ve öğretmene verilen oranlar herkesin malumu… Bundan sonra da başka bir düzenleme beklemek hayal görünüyor.
Geçen yıl fen ve Anadolu liseleri ile üniversitelerde 100 bini aşkın kontenjan boş kalmıştı. Bu sayı, daha da artabilir. Bunun anlamı Anadolu liseleri ile üniversitelere girmek, önceki yıllara göre çok daha kolay hale gelebilir.
Diğer bir konu da dershanelerin şu an Türkiye genelindeki hâkimiyetidir. Çocukları okuldan soğutmak için mi açıldığı belli olmayan bu “krallık” eğitime yön vermektedir. Çocuk ders dışında hiçbir sosyal aktivite ile meşgul edilmeyerek ve hatta ailesi ile birlikte geçireceği zamanların kısıtlanması ile bütünüyle esaret altına alınmıştır. 
Kendine güveni kaybeden çocuk itaatçi, özgür düşünceden habersiz, yaratıcı kabiliyet ve fikirlerden uzak yetişmektedir.
Dershane, okul ev üçgeninde kendine kaybeden çocuğun ileriki dönemlerde durumunu varın siz hesap edin…
Bu bakımdan dershanelerin yapı ve şekilleri yeniden gözden geçirilmelidir. Öğrencinin hayatından dershanenin birinci önceliğinin çıkartılıp okul çatısı altında gelişime destek olacak idealist öğretmenlerin sistemde aktif hale getirilmesi elzemdir.
Gençlerin en büyük sorunu olan işsizlik bu yıl daha üst sıralara tırmanacak gibi gözüküyor. Bu yüzden özellikle üniversiteye girme aşamasındaki gençlerin meslek belirlerken sırf dört yıl daha meşgul olmak yerine, ilerde kendisine ekmek yedirecek bir okul okumanın yolunu aramalıdır.
Bütün bu olumsuzluklar içerisinde herkese hayırlı bir yeni yıl diliyorum.

Not: Olur, olmaz derken Elazığ’ın 2011 Haziranındaki milletvekili seçimlerinde çıkartacağı sayı, YSK tarafından kesin olarak ilan edildi. Evet, sayı dört oldu. Her zamanki gibi Elazığ’dan yine güçlü bir ses çıkmadı. Bir tek Belediye Başkanımız Süleyman Bey, bütçeden alacağı sayının nüfusla bağlantılı olarak azalacağından hareketle itiraz edeceğini, mahkemeye vereceğini filan söyledi. Ne kadar netice alır bilemiyorum, göreceğiz.
Ama benim sözüm yukarıdaki hükümet büyüklerine…
Dokuz yıldır gönderdiğimiz on vekilimiz size ne zarar verdi ki sayıyı dörde düşürdünüz? Meşhur Elazığ deyimiyle “yerinizi mi dar ettiler,” size ne eziyet verdiler, bir gün bile kürsüye çıkıp zamanınızı mı çaldılar ki sayılarını azalttınız?
Bizim bilmediğimiz veya takip edemediğimiz bir eziyetleri varsa keşke açıklasaydınız. Ama sessiz sedasız gelip beş yıl orda oturan vekillerimizin sayısın dörde düşürerek bizi bu kadar üzmeseydiniz.
Umarız kararınızı gözden geçirip, hiç ses çıkarmadan Ankara’da ilimizi temsil eden vekillerimizin sayısını yine eskisi gibi beş edersiniz de Elazığ halkını sevindirirsiniz. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.