SÜLEYMAN BEY’İN İŞİ BU SEFER ZOR GİBİ

Bu köşeyi takip eden okuyucularım iyi bilirler ki bu güne kadar Belediyedeki durum ile ilgili sayısız yazı yazdım. Özellikle 2009 mahalli seçimlerinden önce yazdıklarımla seçmenimizi uyarmaya, “ellerim kırılsın” demekten kurtarmaya gayret ettim.

Ama gelin görün ki, ben yazdım ben okudum…
Son bir haftadır “yandaş medya” dışında, özellikle Cumhuriyet ve Vatan Gazetesi ile bağımsız internet sitelerini takip edenler görmüşlerdir ki Elazığ olarak, bir kez daha Türkiye’nin gündemine bütün hızımızla düştük.
Konu malum, tabii ki Belediyemiz, başkanımız ve icraatları(!)…
Beni okuyorsanız zaten biliyorsunuzdur, ama ben yine de anlatayım kısaca…
Geçtiğimiz yıl Belediyenin bir yıllık hesaplarını incelemek için kurulan kurul, AKP’li Belediye Meclis üyesi Murat Ünal başkanlığında yine AKP’li iki üyenin hazırladığı rapor sonucu Mülkiye Müfettişleri Elazığ’a gelmiş, her şeyi didik didik araştırdıktan sonra İçişleri Bakanlığı’na soruşturma açılması yönünde görüş belirtmişlerdi.
Ancak geçen süre içerisinde İçişleri Bakanı Beşir Atalay, böyle bir soruşturma açılmasına demek ki gerek görmemiş olacak ki izin vermemişti.
Muhalif Belediyelerle ilgili -MHP’li Adana Belediyesi herkesin hatırındadır- soruşturmaları anında açtıran, hatta soruşturmanın selameti için Belediye Başkanını açığa alan Sayın Bakan Elazığ’da -hangi ölçülere göre bilemiyoruz- her şey yolunda görüşünde olduğundan müfettişlerin hazırladığı dosyayı bekletmeyi uygun görmüş…
Ne diyelim… Koskoca bakan, ondan iyi bilecek halimiz yok ya, bakmış, görmüş ve gerek yok demiş…
Ama bu arada savcılık elindeki belgeleri ve alınan ifadeleri inceledikten sonra anında soruşturmasını açmış…
Bu ifadeler, yapılan yolsuzluk iddiaları uzun uzun her yerde yazıldığı için ben tekrar ayrıntısına girmeyeceğim. Zaten adettendir, görülmekte olan bir davanın seyriyle ilgili görüş beyan etmek de doğru değil.
Ama başka açıdan söyleyecek bir kaç lafımız var…
Kime mi, alanlara, alacaklara ve ilgilenenlere…
Günlerdir ısrarla, sabırla bekliyorum, acaba bu kadar taşgala olurken bizim necip Elazığ basınının duayenleri ne yapacak, ne yazacak diye…
Siz gördünüz mü, bilemem ama ben hiç birinde konuyla ilgili tek satır yazıya rastlamadım…
Şimdi oturup sayısı ona çıkan günlük gazete, bilmem kaç tane haftalık gazete, üç buçuk TV kanalının, on günlük dökümünü buraya yazarım yazmasına da çoğunu bildiğim tanıdığım bu kıdemli gazeteci dostlarımı kırarım diye düşünürüm de yazmam. Ama okuma yazması olan herkesten Allah rızası için rica ediyorum, gazete bulamıyorsanız girin şu internet sitelerine de bir bakın, CHP Genel Başkanının TBMM’de bile haykırarak bahsettiği Elazığ Belediye’sindeki yolsuzluk iddiaları ile ilgili bir kelam bulabilecek misiniz?
Bir diğer sözüm de, daha bundan bir buçuk yıl önce 77 bin oy vererek seçtikleri Belediye Başkanı aleyhinde atıp tutan aziz halkıma…
Siz ne unutkan milletsiniz anlamadım…
Belediye başkanımız da, bugün müfettiş raporlarında adı geçen ekip de, iki yıl önce sizin karşınıza çıkartılan ve oylarınızı istenen listedeki aynı isimlerdi.
Şimdi bunu da bana tek tek yazdırmayın, açın bakın listelere…
Süleyman Bey’in DYP’den seçildiği zaman meclis üyesi olarak yanında bulunan çoğu isim, AKP’ye geçtikten sonra da 29 Mart seçimlerinde kendisiyle birlikte geldi ve sizin oylarınızla tekrar Meclis üyeliğine, başkan vekilliklerine seçildiler.
Bugün kalkıp biz bilmiyorduk, tanımıyorduk numaraları kimse yapmasın…
Bile bile lades yapan sizler bugün kimseye şikâyet etmeyin…
Yargıdan ne çıkar, bekleyeceğiz, ama beş ay sonra yine sandık sizin önünüze gelecek. Bakın şimdiden söylüyorum, beş yıldır, ya da sekiz yıldır seyrettiğiniz filmi baştan bir daha, hem de özelliğini kaybetmiş, bozulmuş bir şekilde seyretmek istemiyorsanız, yeni bir yanlışa meydan vermeyin.
Veriyor musunuz, yani bile bile “yola devam mı” diyorsunuz, o zaman bana dert yanmayın, vallahi de billahi de sizi dinlemem.

Not: Elazığ basınında tek satır yazı yok dedik ama yazımı bitirdikten sonra gördüm ki, arkadaşın biri tam sayfa yazı yazmış… Ortalıkta düzeltilecek bir şey yokken, bu arkadaş -ki yazdıklarına kendisinin de inanmasını isterdik- iftiranın ne kadar büyük günah olduğunu yazıyor.
Ne diyeyim, yazısını kessin saklasın da mahkeme sonrasında konuşalım…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.