SAYILI GÜN ÇABUK GEÇTİ

Rahmetli Annem, bu Atasözünü çok kullanırdı. İzinli geldiğim günlerde dönüş zamanım yaklaştıkça derin bir iç çekerek hep aynını söylerdi: "Sayılı gün ne çabuk geçti.."Gerçekten ne çabuk geçti...Hem seçim dönemi, hem de Süleyman Bey in beş yılı, "su misali" geçti gitti...


Evet, son dönemece giriyoruz. Hani eskilerinin seçim sathi-ı maili dedikleri dönemeç bu... Eğik, kaygan ve riskli...

Partiler ve adaylar artık son kozlarını oynuyorlar. Telafisi zor bir dönem başladı. Hata yapanın bundan geri dönmesinin zor olduğu bir dönem.

            Kendisini hala öğretmen sanan Süleyman Bey, ders anlatır gibi millete bir şeyler söylüyor ama bu derse benzemiyor, daha çok hikaye türünden bir şeyler...

            Geçen gün projeler diye bir sürü şeyden bahsetti. Bunlardan büyük bir kısmını beş yıl önce biz yine kendisinden dinlemiştik. Hatta şimdikinden daha süslü maketlerle öyle hoş anlatmıştı ki Elazığlıların büyük bir kısmı da yürekten inanmıştı.

            Sırf Hamza Bey den kurtulmak için yürekten bağlandıkları Süleyman Bey e biraz da Mehmet Ağar ın sekiz köşe şapkasının hayrına oy vermişlerdi.


Rüyasında görse bu durumu hayra yormayacak olan Süleyman Bey, önceleri büyük bir mahcubiyet ve tevazuu ile başladığı başkanlık işinde, zaman içerisinde öyle havaya girdi ki şu an itibarıyla yakalayana aşk olsun.

Birkaç gün önce TV de seyrediyorum...Yarabbi, neler neler söylüyor, neler anlatıyor."Bir beş yıl daha diyor", iyi hoş verelim de, yahu Süleyman Bey Elazığ da satılacak çok bir yer kalmadı, ne için istiyorsun bir beş yılı daha?

Elazığ hızını kesmiyor gidiyor ilçelere, oradan da beldelere...İçme de haykırıyor Süleyman Bey, hem de yağmur altında:"İçme de bizim adayımızı seçerseniz ben de zaten Elazığ ı kazanıyorum, İçme yi ihya edeceğim" diyor.

"Allah ına Gurban" Elazığ ı "imha" ettin, İçme yi ne yaparsın Allah bilir...Gariban bir belde karışma kendi yağıyla kavrulsun orayı da mahvetme bari. Hem duyduğumuza göre Faruk Erdem İçme de rahat bir seçim kazanıyor. Boşuna kendini harab etme...

Hepiniz biliyorsunuz. Sadece Enver Erdem değil, Kenan Altungök te defalarca söyledi. Süleyman Bey in Hürriyet Caddesi nde bir arsası var. Hani şu Ömür Pastahanesi nin yeri...

Sayın Başkan, burada Belediye Meclisine bir imar tadilatı yaptırıyor. Kavşak yapılması için terk etmesi gereken bir miktar yeri kendi arsasına katarak aceleyle inşaat yapmaya başlıyor.

Geçen gördüm ikinci kat çıkılmış ve süratle ilerliyor Süleyman Bey in apartmanı...Bu konu çok konuşulunca Akgün deki tanıtımda Süleyman Bey açıklama yapmak zorunda kalıyor ve diyor ki: "Babam bana mal bırakmış gitmiş, ne yapayım yapmayayım mı? Hem zaten orada kavşak yapılsa Belediye bana triliyonlarca para ödemek zorunda kalacaktı..."Yani belediyeyi bir külfetten de kurtarmış Süleyman Bey...

Ben çok anlamadım bu açıklamayı...Sayın Selmanoğlu na arsasına bina yapma diyen mi var...Ya da burayı Belediye ye terk et diyen filan mı?Sen Belediye olarak fakir fukaranın kıt kanaat boğazından keserek aldığı arsaları şuulandırma adı altında elinden alıyorsun. Peki senin arsan için bu geçerli değil mi?

Babandan kaldığını söylüyorsun. Allah rahmet etsin bırakmış gitmiş kimsenin buna itiraz ettiği de yok, ister bina yaparsın ister kata verirsin senindir, ne yaparsan yap...

Ancak Belediye İş Merkezi olarak hiçe çıkardığın Elazığ ın göz bebeği olan yer de mi babandan kaldı. Orayı nasıl elden çıkardın...Kendi malına gösterdiğin hassasiyeti ve sahip çıkmayı keşke milletin malına da gösterseydin Süleyman Bey...

Ahhh, ah, kendine değil ama, Elazığ a yazık ettin Süleyman Bey, hem de çok yazık ettin...      

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.