SAF DEĞİŞTİRİRKEN ZAMANLAMA ÖNEMLİDİR

Geçmişten günümüze bir anda “ermişlikle” yer değiştirenler hakkındaki yazım beklenenin üzerinde ilgi görünce bu hafta da devam edeyim dedim.

Ülkemizde siyaset yapıyorsan yerini ve konumunu iyi belirleyeceksin. Zira siyaset her zaman iktidarın ağır bastığı bir terazidir.

Eğer gözün kör değilse hangi kefenin ağır bastığını bilirsin, yerini ona göre alırsın. Muhalefetin toplandığı kefe ise ağırlığı olmayan taraftır.

Bizim gibi her şeyi bilen “tek liderle…” yönetilen “ileri demokratik” ülkelerin ilk sorunu nerede duracağını bilmeyen adamlardır.

Bunlara halk arasında “şuursuz demokrat” denir.

Sürekli itiraz ettiklerinden, parti büyüklerine aykırı gittiklerinden “demokrat” gibi dururlar.

Aslında bu hırçınlıkları demokratlıklarından ziyade kendi gönüllerinin hoş edilmediğinden dolayıdır.

Bu tür siyasetçi o kadar çoktur ki, hangi partiye gitseniz birden fazla türüne rastlayabilirsiniz.

Muhalefet edecek bir şey bulamadıkları zaman organizmaları bozulur, niza çıkarmaya başlarlar.

Tek parti döneminden itibaren bu tür kişiler siyasi tarihimizde o kadar fazla boy göstermiştir ki, hafızanızı zorlasanız birden fazla siz de bulabilirsiniz.

Hele bir “Fırıldak Kubi” vardı ki, bazen günde iki parti değiştirdiğinden hangi partinin üyesi olduğunu kimse bilemezdi…

Dengeyi iyi takip edemediğinden siyasi ömrü bir dönemlik oldu…

Fakat daha akıllı olanlar kefenin birbirine yakın ağırlıkta olduğu hallerde hangi tarafın “dirhem farkıyla” Ağır basacağını önceden kestirip, saf değiştirirler.

Bu değişiklikten sonra da nereye gittilerse, oranın en azılısı haline gelirler.

Zaten bilimsel bir gerçek olarak hep söylenir ki, sonradan bir fikri benimseyenler daha önce o fikri savunanların çok önüne geçiyor ve daha ateşli oluyorlarmış.

Liderlerin de genel özelliğidir… Kendisiyle birlikte yola çıkanlardan ve emek verenlerden zaman içinde sıkılırlar…

Belli bir zaman sonra yüz göz olunur, “geçmişte ne günlerimiz oldu, soğan ekmek paylaşırdık” türünden yakınlık beyan eden hikâyeler onu rahatsız eder… Sonunda “anladık ulan, bir vakitler fukaraydık, ikide bir ne tekrarlayıp duruyorsun” efelenmesi sonucu kapı önüne konulurlar.

Saf değiştirenlerde böyle bir durum söz konusu olamaz… Gelecek endişesinden dolayı sürekli liderin gözünün içine bakarlar. En saçma düşüncelere bile “harika” demeleri gelenektendir…

Başımıza lider diye dikilenlerin belli bir müddet sonra sapıtmaları bu yüzdendir. Başta istişareye inanan, meşverete önem veren lider bir müddet sonra bu “saf değiştirenler” yüzünden sapıtmaya başlar, zapt edilmez bir hal alır.

Eski günlerdeki yakın arkadaşlarının insaniyet namına yaptıkları, onu çileden çıkartır ve onları birer ikişer tepelemeye başlar.

Eskilerden koparılan her kelle “saf değiştirenin” bir adım daha ileri gitmesine sebep olur.

Her şeyin sonu geldiğinde bir de bakarsınız ki eskilerden kimse kalmamış, batmaya başlayan gemiyi ise ilk terk eden “saf değiştirici” olmuş… Vakit geçirmeden terazinin diğer kefesinde yerini almış bile…

Şimdi bu yazının ana fikri ne derseniz, valla onu ben size bırakıyorum.

Saf değiştirirken zamanlamaya mı dikkat etmek gerekir, yoksa lidersen saf değiştireceklere mi bakacaksın, buna da siz karar verin…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.