SAADET, KURTULMUŞ, DP VE DİĞERLERİ

Türk Siyasi tarihinin her döneminde partilerin bazıları ideoloji partisi olarak, siyaset arenasında yer bulmuş, bazıları ise tabela partisi olmaktan öte gidememişlerdir.

İşte Saadet Partisi geçmişi itibarıyla bu ideoloji ve fikir partilerinden birisidir. Necmettin Erbakan’ın, yıllar içerisinde defalarca kapatılmasına ve siyasi geleceği sekteye uğratılmasına rağmen inatla, sabırla ayakta tuttuğu bir parti…
Necmettin Hoca’nın yasaklı olması sebebiyle biraz da emanetçi rolüyle genel başkanlığa getirilen Numan Kurtulmuş, sonunda bu işten sıkılmış olacak ki “yeter artık bu vesayetli liderlik” diyerek bağımsızlığını ilan etmek istedi. İstedi istemesine de Hoca’nın buna öyle kolay kolay “evet” demesi mümkün değildi.
Yıllardır ellerinde büyüttüğü bu fidanı kimseye yedirmezdi… Ve yedirmedi de… Parti teşkilatına ve delegeye hâkim olan güç, Numan Kurtulmuş’u bu işi bırakmaya zorladı.
“Artık ben bu işte varım” diyen Kurtulmuş, biraz de çevrenin zorlamasıyla kendine yakın isimleri -ki bunların büyük çoğunluğu Saadet Partisi’nin omurgasını oluşturuyorlardı – partiden ayırarak çok kısa bir süre içerisinde kendi partisini kurdu.
Bu kısa özetten sonra biz iki partinin de seçimlerde ne yapacağına veya yapabileceğine bakalım.
Bir kere Saadet Partisi’nin bölünmeden önceki oyu yüzde beşlerdeydi… Bu saatten sonra çok fazla bir varlık göstermesini beklemek hayal olacak gibi… “Artık Erbakan’ı Sevenler Derneği’ne” dönüşen partinin bundan sonra siyasi bir varlık göstermesi mümkün görünmüyor.
Numan Kurtulmuş’a gelince; hiç kimse aslı varken taklidinin yüzüne bakmaz… Elazığ’da yıllarca Milli Görüş hareketinin içinde yer almış olan isimlerin topluca Kurtulmuş ile birlikte hareket etmesinin kimsede heyecan yaratacağını sanmıyorum.
Demokrat Parti ise bugünkü haliyle yüzde ikilerde dolaşıyor… Geçmişteki ağır toplarını çeşitli partilere kaptıran DP’nin, ANAP ile birleşmesi bir dinamizm getirme yerine daha büyük sancılarının doğmasına sebep oldu.
Önümüzdeki günlerde bazı transferler, Süleyman Demirel’in partiye el koyması, kamuoyunun tanıdığı isimlerin DP’de toplanmasının da partiyi baraj üstüne taşıyacağına inanmıyorum.
Büyük Birlik Partisi ise kuruluşun üzerinden yirmi yıla yakın bir zaman geçmesine rağmen hala büyük birleşmeyi gerçekleştiremedi. Yüzde bir-ikilerdeki oy oranıyla önümüzdeki seçimlerde de parlamentoya girmesi hayal gibi…
Bütün bu tablo içerisinde gündeme seçim ittifakları gelecek…
Meclise girmek adına kim kimin yanına gidecek, bunu önümüzdeki günler gösterecek…
Yapılacak üçlü hatta dörtlü birliktelik ile meclisteki parti sayısının ve temsil oranın artacağı bir gerçek.
Geçen referandumda hangi partinin kimin yanında olduğuna bakarak 2011 genel seçimlerinde de nasıl birliktelikler yaşanacağının ipuçlarını bulmak veya tahmin etmek mümkün gibi gözüküyor.
Kendileri tarafından yalanmadığı sürece BBP’nin, AKP listelerinden seçime girmesi şu an itibarıyla ihtimal dâhilinde…
Numan Kurtulmuş’un ise AKP’ye karşı oluşturulacak ittifak yerine -ki bu ittifakta Saadet Partisi olursa girmesi zaten imkânsız- AKP ile birlikte hareket etmesi doğal gözüküyor. Bazı siyaset mühendisleri zaten Numan Kurtulmuş’u, Tayyip Bey’den sonraki lider koltuğuna oturtturdu bile…
Geriye AKP karşıtı olarak Saadet, DP, Abdullatif Şener’in partisi ve ufak tefek binde kaçlık partiler kalıyor ki bunların getireceği heyecanın yüzde on Türkiye barajı üstüne çıkması mümkün olur mu, bence zor valla…
Artık bu hafta lafı fazla uzatmadan noktayı koyalım.
Koymadan öncede gerek CHP’de ve gerekse MHP’de yaşanan heyecanlı günleri de takip ettiğimizi belirterek bunun ilimiz siyasetine nasıl yansıyacağını haftaya yazacağımızı da haber verelim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.