REKTÖRÜMÜZÜ SEÇİYORUZ

Seçim geldi, geliyor derken kapıya dayandı… 


Önümüzdeki Perşembe günü Fırat Üniversitesi, kendisini dört yıl idare edecek yeni rektörünü seçecek… 

Bundan bir ay önce yazdığım yazıda süreci özetlemiştim. Unutanlara hatırlatalım… 

Üniversitede yapılacak seçimde en çok oyu alan altı adayın ismi YÖK’e bildiriliyor. YÖK bu adayların içerisinden üçünü eleyerek, geriye kalan üç ismi Cumhurbaşkanına iletiyor… 

Cumhurbaşkanı da bu üç aday içerisinden bir kişiyi rektör olarak tayin ediyor. 

Geçen yıllardaki uygulamalarda, hatta sanırım bu seneki bir atamada, üniversitesinde bir oy almayı başaran (!) kişi Cumhurbaşkanı tarafından rektör olarak atanmış, iş yargıda bozulana kadar da o kişi “bir oyla rektör olmanın” keyfini sürmüştü… 

Neyse konumuz bu değil… 

Biz gelelim Fırat üniversitesi seçimlerine… 

Adaylar süreç başladığından itibaren takip edebildiğimiz kadarıyla ellerinden geleni yaptılar… 

Bireysel temelde herkesle görüşüp kendilerini, projelerini, ekiplerini daha doğrusu ne varsa anlattılar. Artık bundan sonrası oy kullanma hakkı olan profesör, doçent ve yardımcı doçentlerde… 

Ancak gördüğümüz bir gerçek var ki Fırat Üniversitesi yıllar içerisinde kendini geliştirmeyi pek başaramamıştır. Biliyorum birileri yine alınacak, sinirlenecek belki de bana hayır duası edecek ama ben inandıklarımı söyleyeyim de, kim ne derse desin pek umurumda da değil… 

Üniversiteyi yönetenlerden bir Oxford, Harvard benzeri üniversite beklemiyoruz. Çünkü bu tür üniversitelerin benzeri diğer ülkelerde de yok… 

Önemli olan bu başarılı üniversitelerde üretilen bilgilere ne kadar çabuk ulaşıp, bunları öğrencilere hangi hızla verdiğiniz… 

Bilgi üretmekte iddialı olmayabilirsiniz ama yaratılan bilgiyi yaymada öncü olmayı becerebiliyorsanız başarılı da olursunuz. 

Ben adını söylemeyeyim ama bilenler bilir… On beş yirmi yıl önceki ders notlarından ders anlatmaya çalışan hocalarımız varken gelişmişi yakalamayı ancak hayal ederiz bence… 

Ali Atıf Bir’in tespitine katılmamak elde değil: “Üniversitenin kalitesini üç konu belirler. Mezunların iş bulma yüzdesi, o üniversiteden çıkan bilimsel araştırmaların (yayınların) niceliği ile niteliği ve de o üniversitede anlatılan derslerin kalitesi… 

Bizde herkes ilk ikisine odaklanır ama Türkiye’de asıl önemli olan üçüncüsüdür. Yeniyi, yeni yöntemle ilk sen öğretirsen, öğrencin araştırma da yapar, iş de bulur.” 

Şimdi bu çizdiğimiz çerçeve içerisinde Fırat Üniversitesi’ni, bir değil birkaç adım öteye götürecek isim olarak ben Ahmet Buran’ı görüyorum. 

Kendisi sadece üniversite için değil içinde bulunduğumuz coğrafya için de önemli bir şanstır. 

Gerek bugüne kadar, özellikle dil konusunda yaptığı uluslararası çalışmalar, gerekse bölgeyle ilgili yaptığı araştırmalar ile övgüyü fazlasıyla hak ettiği kanaatindeyim. 

Özgeçmişi ve çalışmalarını kişisel Web sayfasından okumuşsunuzdur. 

Ben tekrar onları anlatarak yerimi doldurmayayım. Ama Ahmet Buran’ın en son eseri “Kurşunlanan Türkoloji” tek başına bir şaheserdir. Okumadıysanız mutlaka okuyun… 

Evet, son söz olarak üniversitenin gelecek dört yılını yönetecek, belirleyecek rektörü ve ekibini seçerken hislerinizi bir tarafa bırakarak aklınızla oy verin… 

Şimdiye kadar olan oldu… 

Bari bu sefer doğruyu yapın… 


Not: Herkes “Mihriban’ı öksüz bıraktı” diyor ama ben Aşk’ın öksüz kaldığına inanıyorum. Gençlik yıllarımdan itibaren onlarca şiirini ezbere bildiğim, 80’li yıllarda da tanıştığım şiirin büyük ustası, asrımızın Karacaoğlan’ı Abdurrahim Karakoç’da Hakka yürüdü… 

Birer birer hepsi gidiyor… 

Kalanlara sabır, gidenlere Rahmet… 

Elden ne geliyor ki…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.