OTOPARK MI, O NE?

Yıktım, yıkacağım derken Şehit İlhanlar’daki açık otopark nihayet ihaleye verildi ve ne olacağını bilmesek de çalışılmaya başlandı.

Göreve geldiğinden bu yana Elazığ’ın köklü sorunlarını çözmek yerine – ki burada onları sıralamak yine uzun zaman alacak boş verin, eski yazılarımı okuyun- günü kurtarmaya çalışan Süleyman Bey, en nihayet şehrin park probleminin olduğunu hatırladı ve konuya el attı.
Şehit İlhanlar’daki otopark kazılmaya başladığında bazı münafıklar buraya da çiçek dikecek diye tezvirat yaptılar ama kazı ilerleyip çukur derinleşince, tarımdan anlayanların da katkısıyla bu kadar derin çukura çiçek dikilmez noktasına nihayet geldiler.
Çalışmayı yürüten firmanın bu işte ne kadar ehil olduğunu bilmiyorum. Ama adamlar kış, soğuk, şu bu demeden çalışmaya devam ediyorlar. Ortaya nasıl bir şey çıkacağını zaman gösterecek. Ancak İhsaniye Camii’sinin bile bittiğinde nasıl olacağını duvarına asanların, Şehit İlhanlar Otoparkı bittiğinde de nasıl olacağını açık seçik söyleseler sevineceğiz.
Bu arada minibüslerin yer problemlerinden dolayı sokak aralarına sıkışmaları ayrı bir dert… Özellikle akşam iş çıkışlarında insanların yoldan geçebilmek için verdikleri mücadeleyi Süleyman Bey’in de bir gün gelip görmesini temenni ediyorum. Hem kendisine hayır dua (!) eden seçmenleriyle de haşır neşir olur…
Söz minibüslerden açılmışken, minibüslerin gidiş yolu olan, Yaşar Düğün Salonu’nun önünden Hacettepe Dershanesi’ne kadar olan kısım, yapımının üstünden bir yıl bile geçmeden söküldü ve yeniden yapıldı.
Zaten Elazığ’da kaldırımlar ya sökülür, ya yapılır. Bu neredeyse Dünya’nın Güneş etrafında dolaşması kadar doğal bir durumdur.
Yaz aylarında Londra’da yaşayan ve uzun bir aradan sonra izne gelen bir dostum, İngiltere’de kaldırımların hep aynı olduğunu ve hiş değişmediğini söyledi. Bizde ise kaldırım sektöründe “kâğıt mendil felsefesi” uygulanır. Birkaç defa kullandıktan sonra at.
Ama size bir şey diyeyim mi: Bizim sistem daha iyi… Tebdili kaldırımda ferahlık vardır. İstihdam yaratma etkisi de küçümsenmemeli. Eğer kaldırımlarda “sürekli değişim” politikası uygulanmasa bu kadar kaldırım mühendisi olur muydu?
Yazın gelen dostumla bir ara sokakta yürüyoruz. Uzun zaman gelmediği için alışık değil tabi birçok şeye…”Bir şey soracağım” dedi. “Neden herkes yolun ortasından yürüyor?”
“Bizde kaldırımlar çok çabuk eskir” dedim. “Elazığlılar tutumludur. Kaldırımları eskitip belediyeye masraf kapısı açmak istemezler.”
“Ama gene de kaldırımları zırt pırt değiştiriyorlar.”
“Doğru, dedim. Bir de devamlı kaldırımlarda yürürsek ne olacağını düşünebiliyor musun?”
Bu yüzden devam edin efendim siz kaldırımları yenilemeye… Ne de olsa “Kaldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız…”
Cumhuriyetin kuruluş yıldönümünü yeni kutladık Yeni bayramlarda yeni kaldırımlar yaparak yeniden buluşuruz…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.