OKULLARDA PILI PIRTI REFORMU

Ev halkı yeni mobilya istediğinde, kayınpederim tarihi sözünü söylerdi: “Tahtayla, çaputa verilen para haramdır.

Tahtadan kastın ne olduğu anlaşılıyor, çaput ise gençler için söyleyelim, elbiseyi anlatıyor.

Kayınpederimin otuz sene önce söylediği sözün üzerinden bu kadar zaman geçmesine rağmen hükümet adamları ve öncelikle de Milli Eğitimin Başındaki gülmeyen zat, işini gücünü bıraktı bir gecede kılık kıyafeti serbest bıraktığını açıkladı.

Uygulama her ne kadar “önümüzdeki öğretim yılında başlayacak” filan dedi ama duyduğumuza göre okullarda fiilen uygulanıyormuş ve öğrenciler derslere istedikleri gibi geliyorlarmış.

Konunun birçok boyutu özellikle de olumsuzlukları tartışıldığı için dönüp aynı şeyleri anlatmayacağım.

İşin ekonomik tarafı şu: Durumu iyi olan ailelerin çocukları her gün farklı kıyafetlerle okula gelebilecek, ancak durumu iyi olmayan ve hep aynı kıyafetle gelmek zorunda kalan çocuk belli bir zaman sonra ailesiyle çatışmaya girecek ve ailesine düşman olacaktır.

Derslerine odaklanması gereken tam ergenlik çağında veya daha öncesinde, “yarın ne giysem” düşüncesi kafasını meşgul edeceğinden asli görevini unutacaktır.

Efendim, neymiş Batıda serbestmiş kıyafet…

Hayır… Tam tersi… Birçok Avrupa ülkesinde serbest olan kıyafet uygulamasından zamanla tek tipe geçildi. Arjantin, Brezilya, Şili, Japonya, Yeni Zelanda gibi ülkelerde ve ABD’deki okulların yüzde 23’ünde tek tip kıyafet uygulanıyor.

Almanya’da okullarda üniforma mecburiyeti 1980’li ve 1990’lı yıllarda kaldırılmış olmasına karşılık; son zamanlarda disipline sağlamak ve öğrenciler arasında marka savaşıyla mücadele etmek için bazı okullarda yeniden uygulamaya konulmuştur.

Kanada’da devlet okullarında tek tip okul kıyafeti uygulaması yok ama bazı okullarda kıyafetler okul aile birliğinde oy hakkına sahip velilerin yüzde 55’inin onaylaması sonucu seçilmektedir.

Daha geçen hafta açıklanan asgari ücretin önümüzdeki yıl 800 lira olacağı düşünülürse, ekonomik farklılıkların tavan yaptığı ülkemizde bu işin zorluğu da anlaşılır.

Kaldı ki, tek tip uygulaması bir üniforma filan değildir. Eskiden, çok eskilerden giyilen kara önlük beyaz yaka uygulaması kalkalı yıllar oldu.

Okullar artık şartlarında elverdiği ölçüde estetik, çocuklara yakışacak, birbiriyle uyumlu renklerin olduğu kıyafetler buluyor.

İşin bir diğer boyutu ise, güvenlik meselesi… Şimdiye kadar, kim öğrenci kim değil, kim hangi okulun öğrencisi ayrımı rahatlıkla yapılabiliyordu. Bundan sonra okul bahçesine girecek kişinin öğrenci olup olmadığı, özellikle kalabalık okullarda anlaşılamayacak bile…

Eğitim için reform yapmanın yolu bezle, çaputla uğraşmakla olmaz. Haftalardır yazıyorum. Gelin şu ilimiz için bir “Şura” çalışmasını başlatalım, mevcut durumu bir sorgulayalım.

Her yıl eğitimde yenilik adında yapılan uygulamaların çocuklarımızı ne kadar mağdur ettiğini masaya yatıralım.

“Okullarda Serbest Kıyafet” kararı yanlış bir karardır. Gelecek yıllarda altından kalkılmayacak sorunlar oluşturacaktır. Bu sebeple konu bir kez daha gözden geçirilmeli, mutlaka ama mutlaka geri dönülmelidir.

Yoksa Sayın Başbakanın dediği gibi, “tek tip uygulama Hitler Almanya’sı ve faşist özentisi”, Fırat Üniversitesi’ndeki bir akademisyenin “komünist ülke uygulaması” benzetmeleri bizi çözüme filan götürmez.

Yarın öğretmenler de kalkıp “biz de okullardaki bu serbestlikten yararlanmak istiyoruz, kravat da iyice sıkmaya başladı” filan derlerse ne cevap vereceğiz?

 

Not: Hakkındaki kanaatimi daha önce yazdığım Elazığspor Başkanı’nın Ankara’da haber bültenlerine düşen görüntüsü Elazığ’ı yine olumsuz bir haberle Türkiye gündemine oturtturdu. Ne dersiniz bizim başkan “reklâmın iyisi kötüsü olmaz” sözünden hareketle mi böyle tuhaf işler yapıyor?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.