OKULLAR DA AÇILDI

Evinde öğrencisi olmayan yani, bir şekilde eğitimle ilgisi olmayan kimseyi tanıyor musunuz? Eğer tanıyorsanız bilin ki dünyanın en mutlu insanı odur…

Çocuk doğduğu andan itibaren yaşı her büyüdüğünde nasıl sorunları da büyürse, okul çağına geldiğinde siz o dertleri onla yirmiyle çarpın artık…
Neredeyse Ana sınıfına başlayan minikleri bile öğrendiklerine takviye olsun diye dershaneye göndereceğiz.
Geçen hafta açılan okullar ile birlikte dertler de başladı. “Evinde çocuğun mu var derdin var” sözüne istinaden herkesi bir düşüncedir aldı.
Zengin fakir ayırmadan trilyonlarca para harcayan devlet herkese kitaplarını veriyor. Bu yüzden masrafın bir kısmından kurtarıyoruz.
Hadi durumu iyi olmayanları anlıyorum da, istisnasız okul çağına gelen bütün öğrenciye kitap dağıtmanın mantığı ne? 
Neyse, yine de ses etmeyelim, kimsenin gelirine çomak sokmayalım….
Ama iş kitap-defter ile bitse…
Okul forması, ayakkabı, yumurtlayan kalem, omuza tek taraflı asılan çanta, fosforlu kalem, kokulu silgi, arabaya benzeyen kalem açacağı… Almakla bitmiyor ki…
Daha bunları halletmeden servis ücreti… Bu çocuklar niye eve en yakın okula yazdırılmazlar ki? Üst komşu bilmem neredeki okulu soruşturmuş da oranın her şeyi iyiymiş de – o her şey ne öğrenemedim- biz de oraya gönderelim de…
Yahu, o uzaklardaki okul çok iyi ve çok kaliteli olabilir de senin çocuk nasıl, onu biliyor musun diye soran yok… O uzaklardaki okula çocuk gidince birden zihni açılacak ve sular seller gibi okumaya başlayacak…
Var mı böyle bir sistem veya sihirbazlık bilmiyorum. 
Ama o filanca yerdeki sınıf mevcutlarının elliyi aştığını duyunca çok yalvardım hanıma biz göndermeyelim, çocuk telef olacak diye ama anlayan kim?
Zor bela o gidemediğimiz okula yazdırdık da bu sefer servis meselesi çıktı karşımıza… En ucuzu şura, en kalitesi bura derken bir gün de onunla uğraştık mı? Kıydık paraya en iyisine yazıldık servisin…
Bütün problemler halledildi, şöyle oturup bir dinlenelim derken bizimkiler yine fıs fıs bir şeyler konuşmaya başladı… Kulak kabartıyorum ama çözemiyorum.
Alınmayan ne kaldı diye kendi okul yıllarımı hatırlamaya çalışıyorum, eksik bir yana bir kamyon fazlalık var.
Neyse sonunda anladım ki, herkes çocuğunu okulun yanında bir de dershaneye yazdırıyor, o olmazsa bunca çektiğimiz emek boşunaymış…
Ne olacaksa olsun deyip düştük mü yine yollara…
Bu şehirde de ne kadar dershane varmış o zaman öğrendim…
Ne yapayım, çocuk dershaneye gidemeyip ömrünün sonuna kadar içinde ukde mi kalsın? Annesi akşam-sabah “Senin yüzünden evladım mağdur oldu” deyip başımın etini mi yesin, gelemem buna valla…
Ora senin bura benim, onda tanıdık burada arkadaş derken şehri iki tur yaptıktan sonra birinde karar kılındı… Bastık ilk taksidi ona da yazdırdık mı?
Görevini yapmış bir baba mutluluğu içinde kanepeye uzanıp kumandayı elime aldım ama valla ana- kız yine bir şeyler fısıldaşıyor. Bunun sonunda başıma yeni bir iş gelmesinden korkuyorum.
Bu arada bir şeye şükrediyorum ki; o da “başbakanın sözünü iyi ki tutmamışım, ya üç çocuk ve ötesi olsa ne yapacaktım?”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.