OKULLAR

Okulların tatilde olduğu bir dönemde başlığa bakarak “nereden çıktı bu okul yazısı?” diyebilirsiniz. Benim de niyetim yoktu böyle bir yazı yazmaya… 

Ancak geçenlerde bir dostumun çocuğunu kayıt için gittiğimiz okuldaki çalışmaları, sıkıntıları ve yokluğu görünce “çorbada tuz” misali yazalım dedik… 
Belki bir okuyan olur da faydası dokunur, ihtiyacı olana…

Devletin verdiği ödeneğin kısıtlı olması sebebiyle okullar gerçekten zor durumda… Veli katkısı da olmasa kurumun dönmesi mümkün görülmüyor… O katkı yüzünden de basının marifetiyle ne soruşturmalar açılıyor, ne çoraplar örülüyor ayrı bir yazı konusu…

Yaz gelince doğal olarak okullar da bakıma alınıyor… Boya, badana, tamir derken bir de bakıyorsunuz ki hesapta olmayan dünyanın masrafı… Keseye dönüyorsun bomboş, alacak yer var mı diye sağa sola müracaat ediyorsun yine hüsran…

Benim aklıma başka illerde çokça örneğini gördüğüm ve okuduğum bir yöntem geliyor ama…

Amadan sonrasını yazıp yazmama konusunda tereddüdüm var… Evet, başka illerde yerel yönetimler işlerinin en önemli bir parçası olarak eğitim kurumlarının her türlü bakım ve onarımında katkıda bulunuyor…

Meraklısı açar birkaç ile bakar…

Bizim ilimizde böyle bir yardımda, katkıda bulunacak bir yerel yönetim var mı sorusu aklıma geliyor… Geliyor da o zaman yazacak çok şey ortaya çıkıyor.
Yazmasına yazarız da ana konudan uzaklaşırız diye çekiniyorum bu sefer de…

Belediyemizin başında uzun yıllar, öğretmenlik, okul müdürlüğü, hatta son zamanında milli eğitim müdürlüğü yapmış asabi bir zat var…

Zaman zaman ziyaret ettiği okullarda” biz de buralardan geldik” filan gibi gönül okşayıcı laflar da ediyor.

Ediyor etmesine de geldiği yeri unutmuş gözüküyor.

Bugüne kadar yerel yönetimlerin görevlerinin bir parçası olduğuna inandığım eğitim kurumlarını her türlü destekleme konusunda bir katkısını duymadım. Hatta gittiğim okulda merak edip sordum, “belediyeden niye yardım istemiyorsunuz” diye, ya da “belediye size yardım etmiyor mu?”…Nankörlük etmedi yöneticiler, belediyeye telefon ettiklerinde otobüs göndererek çocukları geziye götürdüğünü söylediler…

Az buz bir hizmet değil (!), gerçekten inkâr etmemek gerek…

Kısacası Süleyman Bey’den bu konuda hayır yok, herkes kendi yağıyla kavrulmaya baksın…

Zaten bu sıra Süleyman Bey öyle bir işe girmiş ki, kendisinin de bu işten kolay kurtulamayacağı görülüyor…

Başlı başına bir yazı konusu olduğu için şimdilik şu kadarını söyleyelim, Çaydaçıra Kavşağında yapılanlar, ne kadar pis koku varsa ortaya çıkardı.
Konu sadece heykelin sökülmesi meselesi değil ki, neler oluyormuş neler…

Necip Elazığ basını yine her zamanki gibi sessizliğini korurken konuyu ulusal basına taşıyanların gayretiyle biz de haberdar olduk.
Önümüzdeki günlerde bu konuyla ilgili ayrıntılı yazacağız ama şu çok büyük Elazığ basının duayenleri niye bu konudan habersizler yine kafama taktım…

Yazımı okuyan ve bu konuda duyarlı olan şehrin zengin hayırseverlerine sesleniyorum:
İkinci üçüncü hac yerine, beşinci onuncu umre yerine Elazığ’da yardıma ihtiyacı olan bir-iki okula himmet edin… Dini konularda ahkâm kesmeyi sevmem, haddim de değil ama inanın sevapların en büyüğü hanenize yazılacaktır…

Son not: Yüreğimizin yandığı, acının en büyüğünü taa kalbimizin derinliklerinde hissettiğimiz şehitlerimizin toprağa verildiği gün Ağın’da hangi akla hizmet bilinmez şenlik mi ne adı bilmiyorum eğlence düzenlenmiş.

İhalesinin bile yapılıp yapılmadığı belli olmayan köprülerine mi seviniyorlar ne yapıyorlar bilemiyorum ama vatan millet mevzuunda duyarlılıkları olduğuna inandığım, bildiğim Ağınlılar’a yakışmadı, yakıştıramadım…

Kimin, kimlerin düşüncesi bilmiyorum ancak, yurdun her yerinde önceden programlanan bu tür etkinlikler ertelenirken Ağın’da vur patlasın çal oynasın yapanları Allah’a havale etmekten başka elden bir şey gelmiyor…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.