NE YAPACAKSAN YAP DA RAHATLAYALIM SÜLEYMAN BEY!

Eğitim yıllarının biraz bilmişliğe kaçtığı ileriki yıllarında sevmediğimiz dersler öğretildiğinde hep aynı şekilde sorgulamaz mıydık?

-Balıkların sindirim sisteminden bana ne, bu ne işime yarayacak ki?
-İleride Mercidabık Savaşını kim sorar bize?
-Arşimet Kanunu’nu bilince, küvette hamam tasını daha iyi mi yüzdüreceğiz?
-Aruz veznini ezberleyince Fuzuli’mi olacağız?
Sanırım aradan geçen yılların ertesinde okulda aldığımız eğitimin önemini hepiniz anlamışsınızdır. Okuldaki her dersin bize sağladığı katkıları varlığını yaşayarak hissetmişsinizdir.
Nurullah Ataç, “İlkokula 20 yaşında başlamalı” dermiş.
Ancak o zaman insanların okulda öğretilenlerin değerini ve önemini kavrayacaklarına inanırmış rahmetli…
Kemal Tahir ise çocuklukta okunan romanların 20’li yaşlarda yeniden okunmasını önerirmiş. Ben de buna uydum ve o zaman farkına varamadığım birçok anlamları buldum klasiklerde…
Mesela bir “Ayakkabının Teki” hikâyesi vardı. Birlikte hatırlayalım öyküyü:

Adamın üst kattaki komşusu her gece geç saatte ve sarhoş gelirmiş evine. Adam tam uykusunun en derin yerindeyken, üst kattaki komşu yatak odasında ayakkabılarını çıkartıp, yere atarmış. Çıkan gürültü ile alt kattaki komşu uyanırmış.
Alt kattaki adam, bir gün yukarıdaki komşuyu uyarmış, 
- Lütfen gece geldiğinde ayakkabılarını çıkartınca yere atmadan sessizce koy, diye rica etmiş.
Üst kattaki komşu ertesi gece yine çok geç ve sarhoş gelmiş evine. Yatağının kenarına oturmuş ve ayakkabısının tekini çıkartıp, yere atmış. O anda aşağı kattaki komşunun ricası aklına gelmiş. Ayakkabısının diğer tekini yere usulca koymuş. Sonra yatıp, uyumuş.
Sabaha karşı kapı zilinin sürekli çalınması ile uyanmış. Kapıyı açınca karşısında, alt kattaki komşunun geceliği ile dikildiğini görmüş.
Gözleri kan çanağına dönmüş alt kattaki komşu, ona bağırmış, 
- Ayakkabının öteki tekini de atacaksan at artık. Uyumak için onun da yere atılmasını bekliyorum!
Buna benzemeyen ama yine "Ayakkabının teki" konulu bir başka öykü daha okumuştuk ilkokulda.
Bir bilge adam kalkmak üzere olan trene binerken, ayakkabısının teki ayağından çıkmış. Tren kalktığı için inip alamamış ayakkabısının tekini. Şöyle bir düşünmüş. Sonra ayağındaki tek ayakkabıyı da trenden fırlatıp atmış.
Bu durumu izleyen bir yolcu, bilge adama neden böyle yaptığını sorunca, şöyle cevap vermiş: 
- Ayakkabının tekini yoksul bir kişi bulursa, diğer tekini de bulup giyebilsin diye attım! 
Şimdi bu hikâyeleri nereye bağlayacağım diye merak ediyorsunuz değil mi?
İnanın notlarım o kadar çok ve gündemim o kadar dolu ki hangisine yazacağımı şaşırıyorum.
Postahane meydanına ne yapacağına karar veremeyen Süleyman Beg’e getireceğim lafı… Bütün direnmemize ve “yapma” dememize rağmen eski Belediye hizmet binasının yerine diktiği ve kafamıza attığı o ayakkabının tekini yeni icraatında bekliyoruz. Ne yapacaksa ve neye karar verecekse versin de rahatlayalım.
İkinci kıssa mı? Valla bilgenin kim olduğuna ve ayakkabısının tekini kime attığına da siz karar verin bir zahmet…
Daha önce de söyledim… Her şeyi benden beklemeyin yahu…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.