Nazım'ın Sesi

Yok, siyaset, yok yolsuzluk, yok suiistimal derken birçok gerçeği gözden kaçırıyoruz. Ama dikkat ediyorum en çok okunan yazılarım yine de siyaset ile ilgili olanlar… Demek ki okuyucu yine de onu istiyor…

Bu arada yazmam ve hakkını teslim etmem gereken şeylere de, ne pahasına olursa olsun zaman ayırmak gerektiğine inanıyorum. Aslında bu hafta, sıraya koyduğum siyasi partilerden, CHP’yi ve ondaki gelişmeleri yazmayı planlıyordum.

Fakat baktım ki bu gidişle yukarıda bahsettiğim ve önemsediğim şeylere bir türlü sıra gelmeyecek, sırayı bozayım dedim.

Kültür ve edebiyatın hayatımızdaki yeri inkâr edilemez…

Kültürsüz, edebiyatsız, tiyatrosuz bir düşünce hareketinin başarısından söz edilemez zaten… Sürekli yazan, düşünen bir gönül ve kafa, olayların özüne iner, derinlik kazanır…

Lafı uzatmayayım işte bu yazan, düşünen birinden ve onun yeni kitabından söz edeceğim…

Dostum olmasından her zaman gurur duyduğum birinden, Nazım Payam’dan bahsedeceğim…

Daha önce Sonrası Güldür Açar, Ben Kendimi Dağ Bilirdim, Şehrin Eylül Tarafı gibi şahane kitaplarını bizlere sunan Nazım Payam bu sefer “Ses ve Yaz” ile karşımıza çıktı…

Kitabın arka kapağındaki tanıtım yazısında kısaca şöyle diyor Nazım: “Şehrin oluşturduğu anafor, bazen değer düğümlerini öylesine gevşetiyor ki her şey kendiliğinden müflis ironiye dönüşüyor. ‘Ben’den başka hiçbir şeyi ciddiye almıyor insan. Balkona mahkûm çocuklar, geçkin bekârlar, bir başına bırakılmış ihtiyarlar rezil yoksulluk ve yersiz yurtsuz hain ihtiras sinsice zevklendiriyor onu. Küçük hesaplardan huzur vericilerini huzur verecekleri hayatın kör kuyusuna itmekten çekinmiyor. Zaman zaman sorarım kendime; Acaba, derim, bencilliği insandan başka yeşertecek saksı var mı?”

Ne kadar güzel anlatıyor Nazım Payam…

Ses ve Yaz Nazım’ın hatıralarla karışık Elazığ günleri…

Bu şehirle ilgili İshak Sunguroğlu’ndan günümüze çok da eser yazılmamış… Yazılanların da akıbeti ortada…

Az sayıda okuyucunun rağbet ettiği bu eserler yine de tarihe ayna tutma açısından büyük bir görev ifa etmişlerdir.

İşte Nazım bu görevin ifası bakımından yeni bir esere imza atmış…

Ötüken Yayınları arasında büyük bir titizlikle hazırlanan Ses ve Yaz, “yüreğe ayna tutan” yazılarla nakış nakış örülmüş…

Şiir Akşamlarından, Harput’un Mezire’ye inişine kadar birçok olaya da ayna tutmuş Nazım kitabında…

Çok laf yerine ben derim ki siz bu kitabı bir okuyun, sonra da bir düşünün…

Nazım Payam, söylenmesi gerekenleri zaten söylemiş, bizim kelamımıza ne hacet ki…

Haa bu arada büyük emekle önümüze gelen “Ses ve Yaz”a Elazığ necip basınının ve kültür sanat erbabının suskunluğunu da her zamanki gibi takdirlerinize bırakıyorum.

Kültür abidesi (!) kalem üstatlarının böylesine nefis bir eseri görmezden gelmeleri benim için sürpriz değil ama sizler için ne, siz karar verin… 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.