MHP BAŞARISIZ MI?

Aday listeleri açıklandığında en çok mutlu olanlar MHP’lilerdi… Yıllar sonra ilk defa hırıltısız dırıltısız bir aday belirleme sürece yaşanmış, üzerinde en çok mutabakata varılan bir liste Ankara’dan onaylanarak gelmişti…

Herkesin dilinde “üç olur, ama çok çalışmak gerek” sözleri dolaşıyordu…
Listenin ilk iki sırasındaki adaylar büyük bir dostluk içerisinde, “Abdurrahman Bey’i de Ankara’ya nasıl götürürüz” telaşındaydı…
MHP İl Teşkilatı müthiş bir uyum örneği gösteriyor, Seçim Koordinasyon Merkezi oradaki bir yetkilinin ifadesiyle, “Elazığ siyasi tarihinde görülmemiş kalitede siyaset uzmanları” tarafından yönetiliyordu.
Ancak seçim takvimi çalışmaya başlayınca ve günler ilerleyince “cicim ayları” da erken bitti…
Önce adaylar arasında ufak çaplı da olsa bir kırgınlık söylentileri ortalığa yayılmaya başlandı.
Ardından bazı adaylarla, il yöneticilerinin arasında huzursuzluk söylentileri fısıldanmaya, rahatsızlıklar dillendirilmeye…
Siyaseti objektif yapanların, hissi mülahazalarının üstüne çıkanların bu yanlış gidişe fren yapma önerileri pek itibar görmedi.
Akil insan” arayanlar bu sefer onlara da pek itibar etmedi…
O günlerde önüme gelen ve ulaşabildiğim dostlarımla paylaştığım bir anketten söz edeyim…
Bilindiği gibi artık bütün siyasi partiler seçim stratejilerini bilimsel temele oturtuyorlar. Bu bilimsel temeli bulurken de kamuoyu yoklamaları büyük önem taşıyor.
Evet, Ankara’da ki bir kamuoyu araştırma şirketi Elazığ’ın da içinde bulunduğu otuz civarındaki ilde anket yapıyor… Sorulan klasik “yarın seçim olsa oyunuzu kime verirsiniz” sorusunun dışında eğilim belirlemeye yönelik çok sayıda soru var ankette…
Bunlardan benim dikkatimi çeken ve o gün itibarıyla çok önem verdiğim sorulardan bir tanesi de şu: “Seçim çalışmaları sırasında yerel siyasetçilerinizin üslubunu beğeniyor musunuz?
Beğeniyorum diyenler ne kadar biliyor musunuz, sadece yüzde 12… MHP’ye oy vereceğini bildiren seçmen içerisinde bu oran biraz daha yükseliyor ve yüzde 17 oluyor…
Yüzde 73 seçmenin bağırıp çağırmadan, hakaret içeren üsluptan hazzetmediği çok acık ortada…
Ama kerametleri kendilerinden menkul, bugüne kadar siyasette hiçbir başarıları olmayan kişilerin yönlendirmesiyle bazı adaylar hata üstüne hata yaptılar.
Haaa, burada bir hakkı teslim edelim, bunlar yapılmasaydı sonuç başka türlü olur muydu?
Şu anki tabloya bakıldığında bu soruya “evet” demek biraz zor…
Ancak MHP’nin oylarının 70 bin üzerine çıkması siyaset psikolojisi açısından ve bundan sonraki seçimler bakımından etkili olabilirdi.
Öte yandan MHP’deki bu artış CHP’ye bir milletvekilliği getirebilirdi…
Ama en önemlisi MHP’nin sadece üç bin civarında bir farkla milletvekilliği çıkardığını göz önüne alırsanız ve Ali Özcan’ın da sadece beş bin oyla milletvekilliğini kaybettiğini düşünürseniz bu çalışmaların ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmıyor mu?
Bundan sonrasında herkesin şapkasını önüne alarak düşünmesi gerekir.
Hatta bu yalnız başına bir düşünme de olmamalıdır.
Seçilen milletvekilinin de katılacağı geniş katılımlı bir “istişare toplantısı”nın acilen yapılması gerekmektedir.
MHP Genel Merkezi’nde seçim sonuçlarının değerlendirildiği toplantının sonuçları Elazığ’da da masaya yatırılmalı, ilin profili çıkarılmalı, “nerede hata yaptık”tan öte, “niye daha iyi olamadık” değerlendirilmelidir.
İlde yeni bir yapılanma mı olur, takviye mi yapılır bunları ben bilemem, ama mutlaka, kesin olarak mutlaka bir şeyler yapılması gerekmektedir.
Sadece bu seçim için öne çıkan “seçim allameleri” nin ise özeleştirilerini kime vereceklerini kendileri düşünsün…
Onun için de ben kafa yoramam…
Sizin bildiğiniz bir şey varsa yazın yayınlayalım…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.